
Gündem
Rusya'nın Petrol Üretimi 17 Yılın En Düşük Seviyesine Geriliyor: 2026 İçin Yeni Tahmin Açıklandı
Rusya, Ukrayna savaşı nedeniyle 2026 petrol üretim tahminini 17 yılın en düşük seviyesine çekti.
Hexcore
3 dk
Veri Ağına Aktar

Rusya, Ukrayna savaşının enerji sektöründe açtığı derin yaralarla boğuşmaya devam ediyor. Moskova yönetimi, 2026 yılına ilişkin petrol üretim tahminini 17 yılın en düşük seviyesine çekti. Hükümetin Eylül sonunda kesinleştirmesi ve bütçe hazırlıklarında kullanması beklenen taslak tahminlere göre, 2026-2029 dönemi üretim öngörüleri mayıs ayında yayımlanan rakamlara kıyasla 16 ila 20 milyon ton aşağı çekildi. Bu revizyon, savaşın Rus enerji devi üzerindeki tahribatının boyutunu gözler önüne seriyor.
Temel senaryoya göre Rusya'nın ham petrol ve gaz kondensatı üretiminin 2026'da 17,2 milyon ton azalarak 494,2 milyon tona, günlük 9,88 milyon varile düşmesi bekleniyor. Bu rakam, 2009'dan bu yana görülen en düşük üretim düzeyi olarak kayıtlara geçecek. Mayıs ayındaki tahminlerde 2026 üretimi 511 milyon ton olarak öngörülmüştü; yeni hedef, bu rakamın oldukça altında. Üretimin 2027'de 500 milyon tona toparlanması beklenirken, bu bile önceki tahminin 16 milyon ton altında kalacak. 2028 ve 2029 için öngörülen 505 milyon tonluk üretim ise daha önce açıklanan 525 milyon tonluk hedeflerin oldukça gerisinde. Dikkat çekici olan, üretimin toparlanma gösterse bile 2025'teki 511,4 milyon tonluk seviyenin altında kalacak olması.
Avrupa Birliği, Şubat 2022'de başlayan savaşın ardından Moskova'nın en önemli gelir kaynaklarından olan Rus petrolü ve yakıtlarının büyük bölümünün ithalatını yasakladı. Bu ambargo, ihracatta ciddi darboğazlar yarattı. Ancak asıl kırılma noktası, son aylarda Rus rafinerilerine yönelik yoğunlaşan Ukrayna İHA saldırıları oldu. Bu saldırılar yakıt üretimini ciddi şekilde düşürdü ve ülke genelinde benzin kıtlığına yol açtı. Rusya Başbakan Yardımcısı Alexander Novak, haziran ayında yaptığı açıklamada petrol üretiminin yıl başından bu yana gerilediğini kabul etmiş ve bu düşüşü rafinerilerdeki plansız bakımlara bağlamıştı. Ancak uzmanlar, asıl nedenin savaşın enerji altyapısına verdiği kalıcı hasar olduğunu vurguluyor.
Rafinerilere yönelik saldırıların yakıt üretimini azaltması, paradoksal bir şekilde ham petrol ihracatının artmasına yol açtı. Rusya, işlenmemiş petrolü başta Çin ve Hindistan olmak üzere Asya pazarlarına yönlendiriyor. Rusya'nın ham petrol ihracatının 2026'da 244,7 milyon tona ulaşması bekleniyor. Bu rakam, 2025'teki 230,8 milyon tonluk ihracatın oldukça üzerinde. Yeni tahmin, mayıs ayındaki 237,2 milyon tonluk öngörünün de 7,5 milyon ton üzerinde bulunuyor. Ancak bu artışın kalıcı olması beklenmiyor; ham petrol ihracatının 2027'de 232,5 milyon tona, 2028 ve 2029'da ise 216,6 milyon tona gerilemesi öngörülüyor. Önceki tahminler 2027 için 227,4 milyon ton, 2028 ve 2029 için 236,3 milyon ton seviyesindeydi.
Rus hükümeti, 2026'da petrol ürünleri ihracatının 27,3 milyon ton azalarak 98,5 milyon tona gerilemesini bekliyor. Bu rakam, önceki tahminin 24,1 milyon ton altında bulunuyor. Petrol ürünleri ihracatının 2027'de 113,1 milyon tona yükselmesi beklenirken, bu toparlanmanın ne kadar sürdürülebilir olacağı belirsizliğini koruyor. Rafineri kapasitelerindeki daralma ve Batı yaptırımlarının lojistik üzerindeki etkisi, Rusya'nın yakıt ihracatını uzun vadede baskılamaya devam edecek gibi görünüyor.
Rusya'nın petrol üretimindeki bu düşüş, küresel enerji piyasalarında arz endişelerini artırabilir. Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü ithalatla karşılayan bir ülke olarak bu gelişmelerden doğrudan etkilenebilir. Özellikle Rusya'dan yapılan ham petrol ve petrol ürünleri ithalatında yaşanabilecek daralma, akaryakıt fiyatlarına yansıyabilir. Ancak Türkiye'nin enerji tedarikini çeşitlendirme politikaları, bu etkinin sınırlı kalmasını sağlayabilir. Uzmanlar, küresel petrol fiyatlarının önümüzdeki dönemde arz-talep dengesine göre şekilleneceğini ve Rusya'nın üretim kaybının OPEC+ kararlarını da etkileyebileceğini belirtiyor.
Euro Bölgesi'nde manşet enflasyon, enerji fiyatlarındaki artışla ağustosta yüzde 3,3'e yükselerek Orta Doğu krizinin başlangıcından bu yana en yüksek seviyeye ulaştı.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!
E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar (*) ile işaretlenmiştir.



