Derek Jarman’ın 1991 tarihli kült filmi Edward II’nin setinde çekilen ve 30 yılı aşkın süredir bir dolapta bekleyen görüntüler, genç İngiliz yönetmen Theo Rollason’ın dokunuşuyla Queer Edward II adlı belgesele dönüştü. Venedik Film Festivali’nin Venice Open bölümünde Out of Competition kapsamında gösterilen yapım, hem Jarman hayranları için bir nostalji şöleni hem de erken 1990’ların queer Londra’sına açılan bir zaman kapsülü niteliği taşıyor.
Belgeselin kalbinde, o dönem henüz tam anlamıyla kariyerinin başında olan ve daha sonra Atonement ile The Hours gibi yapımların görüntü yönetmenliğini üstlenecek Seamus McGarvey’in çektiği set görüntüleri yer alıyor. McGarvey’in bu materyali neden 30 yıl boyunca kurgulanmadan bir kenarda beklettiği belgeselde açıklanmıyor; ancak Jarman’ın Edward II’nin ardından AIDS’e bağlı hastalık nedeniyle hayatını kaybetmesi, bu görüntülerin bir yapım belgeseli olarak tamamlanmasını da engellemiş. Şimdi ise Theo Rollason ve ekibi, bu ham görüntüleri arşiv materyalleriyle zenginleştirerek Jarman’ın karizmatik kişiliğini ve yetenekli iş birlikçilerini merkeze alan daha geniş bir anlatıya dönüştürmüş.
Bu belgesel neden şimdi ortaya çıktı?
Rollason’ın belgeseli, McGarvey’in görüntülerini yalnızca bir yapım belgeseli olarak değil, aynı zamanda dönemin queer yaşamını, Londra’nın sokaklarını ve film çevrelerini yansıtan bir tanıklık olarak kurguluyor. O yılları yaşayanlar için derin bir özlem duygusu uyandıran yapım, Rollason gibi o dönemi deneyimlememiş genç kuşaklar içinse hem kıskançlık uyandıran bir pencere hem de otoriter ve homofobik yönetimlere karşı direnişin önemini hatırlatan güncel bir ders niteliğinde. Belgeselin en çarpıcı sahnelerinden biri, rahibe kılığına girmiş erkeklerin yer aldığı protesto görüntüleriyle dönemin aktivist ruhunu yansıtması.
Edward II, Jarman’ın kariyerinde neden özel bir yere sahip?
Jarman’ın filmografisi üzerine tartışmak, hayranları için bitmek bilmeyen bir keyif kaynağı. Latince çekilen Sebastiane’den punk estetiğinin simgesi Jubilee’ye, Caravaggio’nun resimsel anlatımından The Tempest’in alışılmadık yorumuna kadar pek çok yapım, yönetmenin sınır tanımayan vizyonunu gözler önüne seriyor. Edward II ise bu filmografide kendine özgü bir yerde duruyor. Christopher Marlowe’un 16. yüzyıl oyununu çağdaş ve politik bir çerçeveye oturtan film, Jarman’ın sinemasının temel öğelerini ustaca harmanlıyor: İngiliz edebiyatı klasiğine politik bir gönderme, set ve kostümlerde ihtişam ile sadeliğin iç içe geçmesi, dozunda tutkulu erkek ilişkileri ve birkaç unutulmaz diva performansı. Annie Lennox’un Cole Porter’ın Ev’ry Time We Say Goodbye şarkısını söylediği kısa sahne bile filmin bu zengin dokusunun bir parçası.
Belgeselde vurgulanan bir diğer önemli detay, Edward II’nin Jarman’ın o döneme kadarki en pahalı yapımı olması. Bu maliyet, filmin görsel ihtişamına ve prodüksiyon kalitesine doğrudan yansımış; ancak Jarman’ın imzası niteliğindeki politik duruş ve queer estetik anlayışı hiçbir zaman geri planda kalmamış.
Queer Edward II hangi tarihsel dersleri veriyor?
Rollason’ın belgeseli, yalnızca bir film setinin perde arkasını göstermekle kalmıyor; aynı zamanda 1990’ların başındaki queer karşıtı yasal baskılara ve toplumsal önyargılara karşı verilen mücadeleyi de gözler önüne seriyor. Jarman’ın sanatı, bu baskılara karşı bir direniş biçimi olarak şekillenmiş; filmleri ve kamusal duruşu, dönemin aktivist hareketleriyle iç içe geçmiş. Belgesel, bu tarihsel bağlamı günümüzle ilişkilendirerek izleyiciye yalnızca geçmişe değil, bugüne de ayna tutuyor.
Belgeselin künyesi ve gösterim detayları
Queer Edward II’nin yönetmenliğini ve senaristliğini Theo Rollason üstleniyor. Yapımcılığını Ben Fowlie, Sebastien Rabas ve Michael Sherman’ın üstlendiği belgesel, 1 saat 37 dakikalık süresiyle izleyiciyi hem duygusal hem de politik bir yolculuğa çıkarıyor. Venedik’teki ilk gösteriminin ardından belgeselin uluslararası dağıtımı ve Türkiye’deki gösterim takvimi henüz netleşmiş değil; ancak festival sezonunun ardından platformlarda yer bulması bekleniyor.
Jarman’ın mirasını yaşatmak isteyenler için Queer Edward II, yalnızca bir yapım belgeseli değil; aynı zamanda kaybolmuş bir dönemin, kaybolmaya yüz tutmuş bir direniş kültürünün ve sinemanın dönüştürücü gücünün bir kanıtı. McGarvey’in o günlerde çektiği kareler, şimdi Rollason’ın kurgusuyla yeniden hayat buluyor ve izleyiciye hem hüzünlü hem de umut dolu bir miras bırakıyor.




