İtalyan sinemasının yaşayan efsanelerinden Nanni Moretti, Venedik Film Festivali’nin ana yarışma bölümünde yeni filmi “It Will Happen Tonight” (Succederà questa notte) ile izleyici karşısına çıktı. 73 yaşındaki usta yönetmen, bu kez alışılmışın dışına çıkarak 17 yıla yayılan bir aşk hikayesini anlatıyor. Peki, sol siyasi taşlamaları ve içe dönük insan komedileriyle tanınan Moretti, ilk kez doğrudan bir pembe diziye mi imza attı? Cevap büyük ölçüde evet; ancak bu durumun iyi bir şey olup olmadığı tartışmaya açık.
Moretti, kariyeri boyunca Cannes’da Altın Palmiye, Venedik’te Gümüş Aslan ve Berlin’de Gümüş Ayı dahil sayısız ödül kazandı. 1980’lerden bu yana ülkesinin en istikrarlı sanat sineması temsilcisi olan yönetmen, tıpkı Woody Allen gibi sık sık yeni filmler çekiyor; ancak Allen’ın aksine kişisel hayatındaki skandallarla gündeme gelmiyor. Moretti, her filminde farklı türleri deniyor, kendine özgü kuru mizahını ve kişisel dokunuşunu koruyor. 2011 yapımı Vatikan dramedisi “We Have a Pope” bunun en parlak örneklerinden biri olsa da, yönetmenin tüm filmleri aynı seviyede değil. Yine de her yapımı, yüzeydeki hafifliğin altında akan karanlık akıntılarla örülü bir zeka ve ölçülü bir mizah taşıyor.
Filmin Konusu Ne?
“It Will Happen Tonight”, keskin ve ışıltılı oyunculuğuyla dikkat çeken Jasmine Trinca ile Fransız oyuncu Louis Garrel’i başrollerde buluşturuyor. Trinca, 2001 yapımı “The Son’s Room” ile sinemaya adım atmıştı ve burada da bir yabancıya duyduğu tutkuyu sürekli bastırmak zorunda kalan bir kadını canlandırıyor. Garrel ise akıcı İtalyancası ve Kızıl Tugaylar’ın unutulmuş bir üyesini andıran bıyığıyla, tanımadığı bir kadına öylesine tutuluyor ki yıllar geçse de onu asla unutmuyor. İkili arasındaki bu sıcak ve soğuk, komik ve trajik ton, filmin ilk bölümlerinde belirgin şekilde hissediliyor. Ancak hikaye ilerledikçe film saf bir melodrama dönüşüyor ve Moretti’yi daha önce pek gitmediği yerlere taşıyor.
Moretti Neden Bu Türe Yöneldi?
Yönetmenin bu tercihi, onun sinema anlayışındaki esnekliği gösteriyor. Moretti, her ne kadar politik taşlamalarıyla bilinse de, insan ilişkilerindeki kırılganlıkları ve duygusal çalkantıları da ustalıkla işliyor. “The Son’s Room”da aile içi bir trajediyi anlatırken gösterdiği hassasiyet, bu filmde de karşımıza çıkıyor. Ancak bu kez anlatı, daha çok bir aşk üçgeni ve zamanın acımasızlığı etrafında şekilleniyor. Moretti’nin imzası niteliğindeki kuru mizah, filmin ilk yarısında bolca mevcut; fakat ikinci yarıda yerini yoğun bir duygusallığa bırakıyor. Bu geçiş, filmin en tartışmalı yönünü oluşturuyor.
Oyuncu Kadrosu ve Teknik Detaylar
Filmin senaryosu Moretti, Federica Pontremoli ve Valia Santella tarafından, Eshkol Nevo’nun “Hungry Heart” adlı romanından uyarlandı. Kadroda Louis Garrel ve Jasmine Trinca’nın yanı sıra Hippolyte Girardot, Angela Finocchiaro, Melina Akerman, Elena Lietti, Andrea Lattanzi ve Antonio De Matteo gibi isimler yer alıyor. Moretti’nin kendisi de küçük bir rolde karşımıza çıkıyor. Filmin süresi 1 saat 43 dakika.
Venedik’te Nasıl Karşılandı?
Film, Venedik Film Festivali’nin ana yarışma bölümünde gösterildi ve eleştirmenlerin büyük bir kısmı, Moretti’nin bu tür değişikliğini ilginç buldu. Kimi eleştirmenler, filmin yüksek bütçeli bir sanat sineması pembe dizisi olduğunu söylerken, kimileri de yönetmenin duygusal derinliğini takdir etti. Ancak herkesin üzerinde uzlaştığı nokta, filmin tutkulu ve iddialı bir yapım olduğu. Moretti’nin hayranları, bu yeni denemeyi merakla izleyecek gibi görünüyor.
Türkiye’de Ne Zaman Gösterime Girecek?
Filmin Türkiye dağıtımı ve vizyon tarihi henüz açıklanmadı. Ancak festival gösterimlerinin ardından, önümüzdeki aylarda ülkemizde de gösterime girmesi bekleniyor. Sanat sineması severlerin, Moretti’nin bu yeni ve cesur adımını kaçırmaması gerekiyor.




