Hexcore, Türk mühendisliğinin en gurur verici hamlelerinden birine ışık tutuyor. ASELSAN tarafından titizlikle geliştirilen yeni nesil elektro-optik keşif ve hedefleme sistemi ASELFLIR-500; yurt içi operasyonların ötesinde, bu kez Güney Afrika yapımı Mwari hafif keşif ve taarruz uçağına entegre edildi. Bu gelişme, Türkiye'nin karşılaştığı ambargo kısıtlamalarına rağmen ürettiği milli savunma teknolojilerinin uluslararası arenada artık kabul görmeye başladığının en somut kanıtı olarak öne çıkıyor.
Mariani Aerospace Industries tarafından üretilen Mwari platformu, ASELFLIR-500'ün yetenekleri sayesinde keşif ve taarruz kapasitesinde devrim niteliğinde bir sıçrama yaşadı. Yeni sistem; gelişmiş görüntüleme, hedef tespiti, hedefleri yakından takip etme ve lazerle kesin işaretleme gibi kritik fonksiyonları üstlendi. Yaklaşık 54 kilogram ağırlığındaki ASELFLIR-500 ünitesi, hem mesafe ölçümü hem de lazer hedef belirleme konfigürasyonlarında etkileyici bir menzil sunuyor: tam 35 kilometreye ulaşabiliyor.
Sistem Mimarisinin Gücü EO/IR Platformu
ASELSAN ASELFLIR-500, tek başına bir sensörden çok, Çok Sensörlü Elektro-Optik Keşif Gözetleme ve Hedefleme (EO/IR) sistemi olarak tanımlanabilir. Bu karmaşık sistem, genellikle uçakların alt kısmına gimbal adı verilen stabilite mekanizması ile monte edilir. Görevi ise gündüz ve gece koşulları fark etmeksizin kilometrelerce uzaktaki hedefleri yüksek netlikte yakalamak ve tutarlı bir şekilde takip edebilmektir.
Sistemde bulunan bileşenler oldukça kapsamlıdır; bu donanım dizisi arasında enstrümanların teknik gücünü artırıyor. Yüksek çözünürlüklü Orta Dalga Kızılötesi (MWIR) termal kamera ve Kısa Dalga Kızılötesi (SWIR) sensörü, gece gözlem kapasitesini maksimize ederken, yüksek çözünürlüklü gündüz görüş kamerası netliğini sağlar. Ayrıca lazer mesafe ölçer ve hedefleri nokta ile işaretleyen bir lazer hedef işaretleyici de sistemi tamamlar.
Yapay Zeka Destekli Operasyonel Avantajlar

ASELFLIR-500'ün teknolojik üstünlüğünü ortaya koyan en kritik özelliklerden biri yapay zeka (AI) destekli görüntü işleme yeteneğidir. Bu sistem, farklı sensörlerden sürekli gelen görüntü akışını gerçek zamanlı olarak analiz edebilir. Böylece araçlar, insanlar, binalar ya da diğer nesneler gibi hedefleri uzun mesafeden otomatik olarak tanır ve sınıflandırır.
Görevin en zorlayıcı yönlerinden biri olan stabilite sorunu ASELFLIR-500 için çözülmüştür. Geleneksel sistemlerde hava araçlarının yüksek hızda manevra yapması veya türbülansla karşılaşması görüntü kalitesini düşürürken, ASELFLIR-500; dört eksenli bir gimbal ve iki eksenlik optik stabilizasyon sistemi sayesinde bu titreşimleri etkili bir şekilde bastırır. Sonuç olarak, uçak keskin dönüşler yaparken veya şiddetli hava koşullarında bile hedef görüntü ekranda sabit kalmaya devam eder.
Yeni Entregasyonun Getirdiği Görev Kapasitesi
Mwari uçağında ASELFLIR-500’ün kullanılması, platforma çok yönlü ve stratejik görev kabiliyetleri kazandırıyor. Bu entegrasyon ile uçak artık gündüz ve gece boyunca uzun menzilli keşif faaliyetlerini sorunsuz gerçekleştirebiliyor. Sınır güvenliği ve deniz gözetleme gibi kritik alanlarda performans artışı sağlanırken, hareket halindeki hedefleri yapay zeka desteğiyle otomatik olarak takip edebiliyor.

Hassas taarruz yeteneği kazanan platformlar sayesinde lazer güdümlü mühimmatların tam isabetle kullanılması mümkün hale geliyor. Dahası ASELFLIR-500; insansız hava araçları ve kara tabanlı birlikler için hassas hedef işaretleme görevleri üstlenerek Müşterek Operasyonlarda stratejik bir ortak rol oynuyor.
Amargolara Karşı Gelişen Milli Güç
ASELSAN ASELFLIR-500 projesinin temelinde, Türkiye'nin geçmişte karşılaştığı ihracat kısıtlamaları yatıyor. Yabancı menşeli elektro-optik sistemlerin yurt dışına satılmasını engelleyen politikalar bu ihtiyacı doğurdu. Bu zorlu süreç sonucunda CATS gibi ilk modeller üretildikten sonra, ASELFLIR-500 tamamen yeni nesil özelliklerle tasarlanarak küresel pazarda rekabet edebilecek bir donanım ortaya çıktı.
Yüksek çözünürlük, yapay zeka entegrasyonu ve gelişmiş stabilizasyon özellikleri ile seri üretime 2024 yılında başlanan bu sistem; Bayraktar TB2 ve TB3 gibi yerli platformlara entegre edildi. Öte yandan Mwari örneğinde olduğu gibi yabancı hava araçlarına da satılması, Türkiye'nin savunma sanayii çıkardığı teknolojik ürünlerin artık uluslararası standartları karşıladığını kanıtlıyor.