

Küresel sinemanın en prestijli etkinliklerinden biri olan Locarno Film Festivali, 79. edisyonunun tam film dizisini duyurdu. Dünyanın dört bir yanından gelen başyapıtlar ve vaat vaatler ile dolu bu yıl, sanat yönetmeni Giona A. Nazzaro tarafından sinemanın bugünün zorluklarına cesurca değindiği ancak hikaye anlatıcılığının keyfini asla kaybetmediği ‘macera dolu bir seçki’ olarak tanımlandı.
Festival, bu yıl 103 dünya prömiyeriyle adından geçen türden. Film dizisinde sektörün sevilen isimlerinden Hong Sang-soo yeni filmi ‘Nowhere to Lay My Eyes’ ile yer alırken, Nelson Yeo da ‘The House on the Moon’ projesiyle seyirci karşısına çıkacak.
Hong Sang-soo yönetmeni Cannes gibi festival tecrübeleri olan sinema sevgisi dile getirerek kendi eseri için heyecanını paylaştı. Yıllardır üzerinde çalıştığı bu filmde, adeta bir çocukluk hayaline kavuşmak gibi hissettiğini belirtti ve filmi dünyaya taşımaktan büyük gurur duyduğunu ifade etti.
Festival, farklı ülkelerden öne çıkan pek çok projeye de yer veriyor. Sarah Leonor’un ‘D’ici Là’, Isabelle Stever’ın ‘I Rarely Wake Up Dreaming’ gibi yapımları listelenirken, stop-motion animasyon ustaları Cristóbal León ve Joaquín Cociña ile birlikte Meritxell Colell Aparicio’nin ‘Far from the Trees’ filmi de önemli yerlerde. Stop-motion tekniğiyle hayat bulan bu eserler görsel bir şölen vaat ediyor.
Sadece Avrupa projeleri değil, Asya ve Kuzey Amerika sineması da festivalde kutlanacak. Koreli yönetmen Lê Bảo’un ‘Hearing’ filmi ile Gurvinder Singh’in Naseeruddin Shah’ı oynadığı ‘Rehmat’ dikkat çeken yapımlar arasında yer alıyor.
Ruhani bir bağ ve kültürel çeşitliliğin hayatla nasıl harmanlandığını anlatan ‘Rehmat’ konusunda Singh, başroldeki karakteri canlandırırken hayran kaldığını belirtti. Bu filmin politik çatışmaların yoğun olduğu, ancak umudu ve merhameti elden bırakmayan bir toplum portresi sunduğunu dile getirdi.

Kanadalı yönetmen Denis Côté’nin ‘Nobody’s Violence’ eseri ile Wayne Wapeemukwa’nın ‘Manhunt’ gibi yapımları da listelenirken, Latin Amerika sinemasından Florin Șerban’ın ‘You Don’t Belong Here’, Basil Da Cunha’nun ‘O Jacaré’ ve Matheus Farias ile Enock Carvalho’nun ‘The Riverbank’ filmleri seyircinin beğenisine sunulacak.
İtalyalı sinema geleneğinin güçlü temsilcisi Salvatore Mereu, ‘Wandering Trees’ ile festivale iz bıraktı. Ancak festivalin gözbebeklerinden biri Luca Guadagnino tarafından üretilen ve Monica Bellucci gibi efsane oyuncuların yer aldığı ‘Ketticè’ filmi oldu.
Yönetmen bu eserinde 2012 yılı civarındaki Silvio Berlusconi dönemi Palermo kentini tasvir etmek istediğini, kendi kuşağının o dönemde herhangi bir toplumsal duyarlıktan yoksun ve idealizmden uzak olduğunu ifade etti. Bu bakış açısı, modern sinemanın sosyal eleştiri ile sanat arasındaki dengeyi koruma çabalarını gözler önüne seriyor.
Mari Bäck’in ‘Brave New Love’ filmiyle festivalde iz bırakacak olan Maria Bäck da bu yılki seçkisinden büyük memnuniyetini dile getirdi. Filmde Anders Danielsen Lie, ki ‘Dünyanın En Kötü İnsanı’, ve Angeliki Papoulia gibi yeteneklerin yer alması, projenin uluslararası çapta ne kadar güçlü olduğunun kanıtı.

Locarno Festivali’nin en görkemli alanı olan Piazza Grande, sinema dünyasının dev isimlerini ağırlayacak. Isabelle Huppert ve Diane Kruger’ın ‘All About Corinne’ filminde yer alacağı gibi Chiara Mastroianni’den büyük isimlerin geçeceği bu alanda aynı zamanda Peter Brunner’in dünya prömiyeri ‘Down the Arm of God’, Caleb Landry Jones ve Mena Suvari gibi oyuncuların gözünden aktarılacak.
Ayrıca festivale katılan efsane sanatçı Asia Argento, Festivale Onur Üzerine Kariyer Ödülü alırken, son dönemde Olivia Wilde’ın Seth Rogen ile ‘The Invite’ adlı yeni yapımı da sinema şölenine renk katıyor. Bu tür klasiklerin günümüz hitleri ve modern eserlerle bir arada sunulması festivalin vizyonunu pekiştiriyor.
Locarno CEO’su Raphaël Brunschwig, festivalin neredeyse 80 yıllık varlığında farklı sinema boyutlarını bir araya getirme gücünden duyduğu memnuniyeti paylaştı. Festivale katılımın sadece film izlemekten öte bir karşılaşma olduğunu vurguladı.
Brunschwig’e göre Locarno; sanatsal keşfin radikal doğasını, seyirciyle olan canlı bağını ve yeni seslerin ortaya çıkışını bünyesinde barındıran ‘kültürel bir kamusal varlık’tır. Festivalin bu derin sorumluluğu, sadece görünür olanı kabul etmek değil, aynı zamanda sanat eserlerinin yaratıldığı kişileri ve izlediği toplumu da kucaklamaktan geçmektedir.
Yedi Eylül’den On Beş Eylül’e kadar devam edecek Locarno Film Festivali, sinemaya yeni bir bakış açısıyla yaklaşıyor.




Topluluk yargısını şekillendirmek için fikrini tek bir sinyalle belirt.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!
E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar (*) ile işaretlenmiştir.