
Sinema
May el-Toukhy Venedik’te Kadınların Savaş Sonrası Çilesini Anlatıyor: ‘Woman Unknown’
Danimarkalı yönetmen May el-Toukhy, Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan için yarışan yeni filmi ‘Woman Unknown’ ile II.
Hexcore
3 dk
Veri Ağına Aktar

Danimarkalı yönetmen May el-Toukhy, bu yıl Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan için yarışan iki kadın yönetmenden biri olarak dikkat çekiyor. Yönetmenin yeni filmi ‘Woman Unknown’, II. Dünya Savaşı’nın hemen ardından kurtarılmış Avrupa’da kadınların maruz kaldığı toplumsal linç ve ahlaki yargıları keskin bir dille perdeye taşıyor. İskandinav sinemasının estetik hassasiyeti ve soğukkanlı anlatımıyla şekillenen film, sınıf çatışması, suç ortaklığı ve hayatta kalma temalarını merkezine alıyor.
‘Woman Unknown’, Nazi işgalinden kurtulmuş bir Danimarka şehrinde, savaşın bitiminden yalnızca birkaç ay sonrasında geçiyor. Hikaye, zengin ve kendisinden yaşça büyük dul bir adam olan Christian (Carsten Bjørnlund) ile evlenmek üzere olan genç bir dadı ve hizmetçi Marie’nin (Mathilde Arcel) etrafında dönüyor. Ancak Marie’nin geçmişte sakladığı utanç verici bir sırrı vardır: Savaş sırasında bir Alman askeriyle yakın bir ilişki yaşamıştır. Savaş sonrası kaos ortamında bu sır, Marie’nin yeni statüsünü ve saygınlığını tehdit etmeye başlar. Kadın, malikane hanımı olarak konumunu koruyabilmek için elinden geleni yapmak zorunda kalır.
El-Toukhy, filmin çıkış noktasını 1940’lardan kalma bir gazete fotoğrafına dayandırıyor. Fotoğrafta, sırtına gamalı haç çizilmiş bir kadın oturmaktadır. Bu görüntü, yönetmenin ve ortak senarist Maren Louise Käehne’nin dikkatini, savaş sırasında vücutları bir savaş alanına dönüşen kadınlara çevirmesine neden olmuş. İşgalci orduların askerlerinin kucağına düşmek zorunda kalan bu kadınlar, savaşın ardından avlanmış, toplum önünde aşağılanmış ve hayatlarının geri kalanında cezalandırılmıştır. Yönetmen, bu kadınların hikayelerini anlatmanın kendisi için büyük bir enerji kaynağı olduğunu söylüyor: “II. Dünya Savaşı hakkında çok sayıda film yapıldı, bu doğru. Ancak bunların neredeyse tamamı erkeklerin deneyimlerine ve savaş anılarına dayanıyor. Bu yüzden bu hikaye beni gerçekten harekete geçirdi. Bu dönemdeki kadınlar hakkında 100 film daha yapalım, sonra bu konuyu kapatalım.”
‘Woman Unknown’, özgürleşmiş Avrupa’nın coşkulu atmosferindeki direniş ve vatanseverlik kavramlarını sorgularken, kadınların cinselliklerinin ve yaşam tercihlerinin nasıl cezalandırıldığını da gözler önüne seriyor. El-Toukhy, filmin özünde kadın deneyimini anlattığını vurguluyor. Savaş sonrası toplumlarda kadın bedeninin bir kez daha kontrol altına alınma biçimi, filmin ana eksenini oluşturuyor. Yönetmen, bu hikayeyi anlatırken sınıfsal farklılıkların ve toplumsal ikiyüzlülüğün altını çiziyor.
‘Woman Unknown’, el-Toukhy’nin 2015 yapımı ‘Long Story Short’ ve 2019 yapımı ‘Queen of Hearts’ filmlerinin ardından yönettiği üçüncü uzun metrajlı filmi olma özelliğini taşıyor. Danimarka, İsveç ve Letonya ortak yapımı olan film, yönetmenin sinematik dilinin olgunlaştığını gösteriyor. El-Toukhy, artan film yapım maliyetlerine rağmen kaynaklarını verimli kullanmayı öğrendiğini ve bu süreçte ekonomik davranmanın önemini kavradığını belirtiyor.
Bu yıl Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan için yarışan iki kadın yönetmenden biri olan el-Toukhy, ‘Woman Unknown’ ile hem festivale damgasını vurmayı hem de savaş sonrası kadın tarihine ışık tutmayı hedefliyor. Film, İskandinav sinemasının karakteristik özelliği olan sade ama derinlikli anlatımıyla, izleyiciyi savaşın gölgesinde kalmış kadınların dünyasına çekiyor.
Roma yönetmen Alina Șerban, ilk uzun metrajlı filmi "I Matter" ile Venedik Film Festivali'nde tarihi bir ilke imza atıyor.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!
E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar (*) ile işaretlenmiştir.



