ArenaNet tarafından yeni duyurulan Guild Wars serisinin beklenen üçüncü oyunu üzerinde detaylı bir blog yazısı yayımlandı. Bu yazı, sadece oyunun hikayesine dair güncel bilgiler vermenin ötesinde, oyuncuların en çok merak ettiği ve heyecanla beklediği konu olan sihir sisteminin nasıl işleyebileceğine dair önemli ipuçları barındırıyor.
Bu yeni blog yazısına "Orrian Altın Çağı'nın Vaelwardens Koruyucuları" başlığı altında bakıldığında, oyunun hikayesi Guild Wars zaman çizelgesinde tam olarak nerede konumlandırıldığına dair kapsamlı bir içgörü sunuluyor. Oyunun geçtiği dönemde eski ve güçlü Elder Dragons (bir önceki oyunda karşımıza çıkan büyük canavarlar) derin bir uykuda olsalar da, bu durum tüm dünyada büyünün tamamen serbestçe akmasına neden oluyor.
Özellikle Orrian adı geçen bölge bu süreçte çok kritik bir merkez haline geliyor. Bu bölgede İnsan Tanrıları beliriyor ve Vaelwardens adı verilen özel bir koruyucu grubu kuruluyor. Bu yeni topluluk, aslında sadece sihirli ruhları koruma görevini üstlenmekle kalmıyor; bu ruhlar sayesinde sıradan ölümlülerin bile sahip olamayacağı büyüyü kullanma yeteneği kazanabiliyor.
Sihrin Kaynağı: Semboller ve Ruh Bağlantısı
Zaman ilerledikçe durum değişiyor. Vaelwardens'ın önemli rakipleri olan "sanayileşmeci" Mavenwrightlar gibi yeni loncalar da bu büyülü coğrafyanın faydalarını elde etmek için Orrian adasına göç ediyor. Artık koruyucu semboller (signets) çok daha yaygın hale geliyor ve sihir, dünyanın çeşitli bölgelerine yayılarak artık gizli bir varlık olmaktan çıkıyor.
Büyük ve kadim yaratıkların çoğu tükenmiş olsa da, tanrılar bu olaylara büyük ölçüde kayıtsız kalmış durumda. Sanki kendileri daha öncelikli, dünyadaki diğer işlerle uğraşırken asıl büyülü süreç sessizce akıp gitmeye devam ediyor.
Bu blog postunun tamamında oyunun felsefi ve hikayesel yönlerine dair çok fazla içerik yer alsa da, semboller konusundaki detaylar Guild Wars oyuncuları arasında büyük bir beklenti yaratıyor. Daha önce biz de ruhlarla bağ kurmanın (örneğin Seeker binek ile yapılan bağlantı gibi) deneyimin önemli bir parçası olacağını öngörmüştük ve şimdi bu teori çok daha somutlaşıyor. Mevcut teorilere göre, oyun içindeki sihir sistemi; sembol kullanımı ile spiritler aracılığıyla güç kazanma mekaniklerinin benzersiz bir kombinasyonunu oluşturuyor.
Oyuncu Teorileri Sihir Sistemi Hakkında Ne Diyor?

Gamer topluluğundaki bazı aktif oyuncular bu yeni sistem hakkında kendi hipoteplerini ortaya koymuş durumda. Guild Wars 2 oyuncularından PalwaJoko gibi isimler, sihir sisteminin GW2'deki ustalık (mastery) mekanizmasına benzeyebileceğini düşünüyor. Mevcut binekleri kullanarak yeni yeteneklerin açıldığı veya belirli ruhlarla bir "itibar çubuğu" sistemi üzerinden seviye atladıkça yeni özelliklere erişildiği benzer bir yapı hayal edilebiliyor.
Diğer oyuncular ise (JonSnurr gibi isimler), bu yaklaşımın daha sınırlara bağlı olmayan, açık ve potansiyel olarak sınıf tanımlamayı aşan bir tasarıma işaret ettiğini öne sürüyor. En azından sembolleri belirli yollarda kullanabileceğiniz ağ veya dallanma sistemi şeklinde işleyebileceği düşünülüyor.
Veya sonrasında eklemek gerekirse, bu fikirler ne olursa olsun oyunun henüz kesin mekaniklerini bilmiyoruz; ancak topluluk içindeki tartışmalar, sistemin oldukça ilginç olacağına dair güçlü bir işaret veriyor. Varlıkları ve doğayı koruma teması, yakın gelecekte çıkacak Soulframe gibi diğer MMORPG'lerle de ortak noktalara sahip görünüyor.
Gelişmeler ne olursa olsun; sembollerin ve ruhların oyun mekanikleri üzerindeki etkilerini tam olarak görmek için resmi açıklamaları takip etmek gerekse de, bu yeni yapının gelen MMO türüne taze bakış açısı getireceğinden şüphe yok. Guild Wars 3'ün tipik bir macera sunmayacağı ve sınırları zorlayacak bir deneyim vaat ettiği belli oluyor.