Bağımsız geliştiricilerden çıkan yeni oyunlar her zaman farklı bir enerji taşır. Undercoders stüdyosunun hazırladığı Denshattack!, bu bağımsız ruhun ne kadar potansiyel taşıdığını kanıtlayan, asi, öngörülemez ve akılda kalıcı bir yapım.
Bu oyun; Jet Set Radio'nun sokak kültürü etkileri, PlayStation 1 döneminin Tony Hawk's games gibi köklü sürüş simülasyonları ve Hi-Fi Rush gibi özgün görsellik sunan başlıkların ruhunu bünyesinde barındırıyor. Ancak bu büyük isimlerin yalnızca ilham kaynağı olmaktan öte, Denshattack!'in tek başına harika bir kült klasiği olma potansiyelini gösteriyor. Oyunun temel konsepti oldukça sade: Bir kaykay oyunu nedir? Peki ya o kaydedilen aracın yerine tren koyarsak ne olur?
Sonuç mu? Son derece saçma, ancak bu absürtlüğün üzerine inşa edilmiş bir pop-punk rüyasıyla karşımıza çıkıyoruz. Cel gölgelendirmeli yüksek kontrastlı sanat tarzı, eklektik müzikleri ve şaşırtıcı derecede sağlam hikayesiyle Denshattack!, ne komedi ne de mekanikten ödün veriyor. Oyunun en büyük başarısı, esprilere bağımlı olmanın getirdiği klişelerden kaçınması. Buradaki ana odak noktası sadece eğlenmek üzerine kurulu ve bu konuya tam bir tutkuyla yaklaşıyor.
Graffiti ve Hız Mimarisi
Bu oyunu ‘sosyal medya fenomeni’ olarak tanımlayanlar, burada bolca Jet Set Radio havası ve sokak kültürü öğesi gördüklerini iddia ediyor. Ancak detaylara baktığımızda asıl benzerlik OlliOlli serisine, özellikle de OlliOlli World gibi oyunlarına daha çok benziyor. Her şeyin biraz zorlayıcı bir öğrenme eğrisinden geçmesi, oyunun başında bile 'biraz daha denemeliyim' dedirtecek o bağımlılık mekanizmasını hızla devreye sokması dikkat çekici. Denshattack!'de kaykayın yerini devasa trenler alıyor ve her köşe dönerken, raylar üzerinde inanılmaz inişler yaparken kendi içindeki üçüncü bir gözün açıldığını hissediyorsunuz.
Oyunun ilk iki dünyası sizi harika bir eğitmenlik yapıyor. Atlama, frenleme, virajlarda kayarak yön değiştirme (drift), raylardan çıktığınızda özel iniş manevraları yapma, kickflip ve heelflip gibi temel hareketlerden başlayıp duvar sürüşü (wall-ride) tekniklerine kadar her şeyi eksiksiz öğreniyorsunuz. Birkaç saatlik yoğun pratikten sonra rakip tren yolculuklarını tek hata yapmadan tamamlama ve skor seri zincirlerini kırma yeteneği kazanıyorsunuz.
Saçma Ama Ciddi Hikaye Anlatımı
Diferansiyel noktası, buradaki her detayın birbiriyle uyumlu 'çılgın' olmasından geçiyor. Satıcılar, kendilerini açıkça tuhaf olarak tanımlayan figürler; Edo dönemi kalelerinde yaşayıp sticker koleksiyonuna takıntılı hale gelmiş karakterlerdir. Özelleştirme seçenekleri son derece maksimalist ve bazen mantığın dışına çıkarak hayranlık uyandırıyor. Duvar sürüşünden 'hayali raylar' (dream rails) gibi absürt mekaniklere kadar her yeni özellik, oyuncuyu ufak bir süreliğine gerçeklikten uzaklaşmaya davet ediyor.
Geliştiricilerin en büyük başarısı ise bu çılgınlığın mizahı üzerine kurulu olması. Denshattack!'teki humor, sadece ekranda gördüğün saçma harekete kahkahalar atmaktan ibaret değil. Tam tersine, oyun temasına karşı oldukça ciddi bir yaklaşım sergiliyor ama bunu yaparken her zaman içten ve neşeli kalıyor. Örneğin, dünyadaki karakterlerden biri 'biraz daha tüylü' (furry) tasarlanmış olabilir; bu durum hiçbir zaman sadece gülmek için konulmamış, tamamen estetik ve kurgunun bir parçası olarak yer alıyor.
Rakiplerden dostluğa dönüşen o meşhur tren sürücüleri veya oyundaki temel kötü karakter olan insan yaratıcılığını bastıran sermaye imparatorlukları (belki de Suntory ya da Asahi gibi büyük şirketlere benziyor), oyuncuya meydan okuyor. Bu steril, ruhsuz tüketim kültürüne karşı en iyi cevabın; grafiti, sokak modası ve bir zine yapımı hikayesi olması inanılmaz bir estetik dokunuş. Denshattack!’in sunumu, modern Persona oyunlarının menü geçişleri ve karakter tasarımlarının tutarlığıyla boy boy bir kıyaslanabilir; bu seviyedeki orijinalliği bağımsız bir İspanyol stüdyosundan görmek gerçekten müthiş. Oyun sanki etrafında tarifsiz bir aura yayan, kendine has bir titreşime sahip.