

Avrupa hisse senetlerine yönelik yatırımcı iştahı, endekslerin rekor seviyelere yaklaşmasına rağmen belirgin şekilde zayıflıyor. Bloomberg'in 22 özel banka ve varlık yönetim şirketiyle gerçekleştirdiği ankete göre, yalnızca 7 kurum Avrupa hisselerinde ağırlığını artırma pozisyonunda. 11 kurum nötr kalırken, 4 kurum ise düşük ağırlık stratejisi izliyor. Bu tablo, yılın başında 10 kurumun olumlu, yalnızca 1 kurumun olumsuz görüş bildirdiği iyimser havanın hızla tersine döndüğünü ortaya koyuyor.
Stoxx Europe 600 Endeksi'nin beş aydır kesintisiz yükselmesi ve yılbaşından bu yana yüzde 13'lük getiri sağlaması, yatırımcıların risk iştahını artırmaya yetmiyor. Piyasalardaki bu çelişkili tablo, kazançların büyük bölümünün fiyatlara yansıdığı endişesini güçlendiriyor.
Temkinli yaklaşımın arkasında birden fazla faktör bulunuyor. Yükselen tahvil faizleri, güçlü euro ve jeopolitik riskler, Avrupa hisselerine yönelik iştahı baskılıyor. Barclays Private Bank Baş Piyasa Stratejisti Julien Lafargue, Avrupa'nın ekonomik açıdan hayal kırıklığı yaratabileceğini ve yatırımcıların bölgeye yeni sermaye aktarmak yerine kâr realizasyonuna yönelebileceğini belirtiyor. Bu görüş, piyasalardaki olumlu gelişmelerin büyük bölümünün hisse fiyatlarına zaten yansıdığı algısını destekliyor.
Avrupa hisseleri, ABD'ye kıyasla hâlâ daha düşük değerlemelerle işlem görse de kendi tarihsel ortalamalarına göre artık eskisi kadar ucuz değil. Stoxx 600'ün ileriye dönük fiyat/kazanç oranı 14,8 seviyesinde bulunurken, bu oranın 20 yıllık ortalaması 13,4. S&P 500'de ise ileriye dönük F/K oranı 19,5 seviyesinde. Bu veriler, Avrupa'daki değerleme avantajının giderek daraldığını gösteriyor.
| Endeks | İleriye Dönük F/K Oranı | 20 Yıllık Ortalama |
|---|---|---|
| Stoxx 600 | 14,8 | 13,4 |
| S&P 500 | 19,5 | - |
Kar beklentileri açısından da ABD piyasaları öne çıkıyor. Stoxx 600 şirketlerinin bu yıl kârlarını yüzde 15 artırması beklenirken, S&P 500 şirketleri için bu oran yüzde 27. Bu fark, yatırımcıların Avrupa yerine ABD'ye yönelmesinde önemli bir etken olarak değerlendiriliyor.
İran'daki savaş ortamı, Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim ve yüksek enerji fiyatları, Avrupa'ya yönelik yatırım iştahını sınırlayan bir diğer faktör. Bu belirsizlik ortamında yatırımcılar, ülke, sektör ve şirket seçiminde daha seçici davranıyor. Bazı varlık yöneticileri ise bankalar gibi değer odaklı sektörlere yönelerek riski dengelemeye çalışıyor.
Avrupa borsalarındaki bu temkinli hava, küresel risk iştahının azalmasına işaret ediyor. Türkiye açısından bakıldığında, Avrupa'daki yatırımcıların riskten kaçınması, gelişmekte olan piyasalara yönelik sermaye akışlarını dolaylı olarak etkileyebilir. Ancak Türkiye'nin kendi dinamikleri ve yerel yatırımcı tabanı, bu tür küresel dalgalanmalara karşı kısmi bir koruma sağlıyor. Yine de Avrupa'daki bu gelişmeler, Borsa İstanbul'da işlem yapan yatırımcılar için yakından takip edilmesi gereken bir gösterge niteliği taşıyor.
Beyaz Saray, göçmen karşıtı politikalarını oyunlaştıran Arcade.gov sitesini yayına aldı.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!
E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar (*) ile işaretlenmiştir.


