

Son zamanlarda teknoloji dünyasını sarsan ve Apple kullanıcılarının merakla takip ettiği bir gelişme yaşandı. Şirket tarafından resmi olarak sonlandırılan Mac Pro serisinin arkasında, aslında hiç piyasaya çıkmamış ancak hayal gücünü zorlayan iki farklı proje bulunuyordu. Bu gizli projeler arasında M2 Extreme ile başlayıp daha üst seviye olan M3 Extreme işlemcileri de yer alıyordu.
Bu sızıntılara göre Apple'ın bu çok güçlü yeni nesil çiplerini, Ultra ailesinin bile ulaşamadığı bir noktaya taşıma hedefi vardı. Planlanan yol haritasında M3 Extreme, mevcut en güçlü Apple Silicon yongasının performansının yaklaşık iki katına çıkması bekleniyordu. Yani o zamanlar Apple Silikon ekosisteminin ulaşılabilecek zirvesi olma iddiasındaydı.
Hazır olmamız gereken senaryolara göre bu uç işlemcilerle bir Mac Pro çıkarmak, sadece mühendislik değil aynı zamanda maliyet hesaplaması açısından da büyük bir zordu. Beklenen fiyatın 10 bin doları rahatlıkla aşması ve sınırlı kurumsal talep beklentisi göz önüne alındığında Apple’ın en mantıklı kararı stratejisini yeniden gözden geçirmek oldu.
Apple'ın geliştirdiği Extreme serisine duyulan genel tepkilerin, üretim maliyetlerinin fahiş olması ve bu ürünlerin hedef kitlesine hitap etme potansiyeli kısıtlı olarak değerlendirilmesi nedenleri sıralandığında, şirketin stratejik hamleler yapmaktan geri durmadığı görülüyor. Bu noktada Apple, Extreme serisini tamamen askıya alma kararı alarak kaynaklarını daha ulaşılabilir segmentlere kaydırma yoluna gitti.
Ancak bu iptaller zinciri sadece tek bir modele değmedi; şirketin arka planda üzerinde çalıştığı farklı kodlu iki Mac Pro projesi daha sızdırıldı. Bu modeller arasındaki fark, farklı pazar segmentlerine ve kullanım ihtiyaçlarına göre ayarlanıyordu.
Sızan projelerden ilki J190 koduyla anılan Mac Pro modeliydi. Apple'ın bu cihazı M3 Ultra işlemcisi ile donatmayı planladığı belirtildi. İlk planlarda, 2025 yılının başlarında Mac Studio serisinin yanında tanıtılması hedeflenen bu makine de son aşamada rafa kaldırıldı. Bu modelin piyasaya çıkması beklense de önündeki engeller ve stratejik değişimler onu hayata geçiremedi.

Hemen ardından gelen J170 kodlu proje ise farklı bir karakter taşıyordu. Geniş Apple Silicon dönüşümü devam ederken geliştirilen bu prototip, özellikle Intel işlemci tabanlıydı ancak odak noktası çok netti: PCIe (Genişletilebilirlik) ekran kartı ve diğer donanımları yüksek kapasitede çalıştırmak isteyen profesyonel kullanıcılar.
Apple'ın gelen bu sessizlik döneminde, şirketin odak noktasının nereye kaydığını anlamak için M2 Ultra ile çıkan Mac Pro ve Mac Studio karşılaştırmasına bakmak gerekiyor. Geçmişte Apple Silikon dönemi başladığında her iki seri de benzer işlemcilere sahipti ancak fiyatlandırma konusunda büyük bir fark oluştu. Bu durum, yalnızca PCIe genişleme yuvalarına sahip olan geleneksel Mac Pro'nun neredeyse iki kat daha pahalı konumlandırılmasını haklı çıkarmayı zorlaştırıyordu.
Mevcut teknoloji ekosisteminde kullanıcıların ihtiyaçları ve bütçe beklentileri göz önüne alındığında, Apple artık bu segmentte fiyat/performans dengesini kurmaya çalışıyor. Bu nedenle yeni çalışmaların merkezinde Mac Pro gibi bağımsız bir canavar yerine daha çok M5 Ultra işlemcili yepyeni ve optimize Mac Studio serilerinin olması bekleniyor.
Sonuç olarak; en güçlü çiplerle donatılmış devasa kasalar yapmak yerine Apple, odağını maliyet etkin çözümlere kaydırarak profesyonel ihtiyaçlara daha uygun bir yol çizmeye karar verdi.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!
E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar (*) ile işaretlenmiştir.