
Sinema
Andrew Garfield: Milyarderler Bu Filmi İzleyip Korkudan Titremeli
Andrew Garfield, başrolünde olduğu The Uprising filminin milyarderler için bir uyarı niteliği taşıdığını ve onların korkması gerektiğini söyledi.
Hexcore
3 dk
Veri Ağına Aktar

Andrew Garfield, başrolünde yer aldığı The Uprising filmiyle ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. Oyuncu, filmin yalnızca 14. yüzyıl İngiltere'sindeki bir isyanı anlatmadığını, aynı zamanda günümüz dünyasındaki eşitsizliklere ve güç sahiplerine yönelik güçlü bir uyarı niteliği taşıdığını söyledi. Garfield, milyarderlerin bu filmi izlediklerinde "korkudan donmaları" gerektiğini dile getirdi.
Yönetmen Paul Greengrass ile birlikte katıldığı bir soru-cevap etkinliğinde konuşan Garfield, filmin izleyicilere ne mesaj vermesini umduğu sorusuna net bir yanıt verdi: "Öncelikle milyarderlerin gelip bu filmi izlemesini umuyorum. Ama asıl istediğim, filmin harekete geçirici olması. İnsanların bir uyanış yaşamasını, kendi mücadelelerinin uzak bir zaman ve mekandaki karakterlerin mücadeleleriyle yansıdığını hissetmelerini umuyorum. Ve eğer herhangi bir milyarder bu filmi izlerse, umarım korkudan donarlar."
The Uprising, Robin Hood efsanesine ilham veren tarihi bir isyanı konu alıyor. Garfield'ın canlandırdığı Ploughman karakteri, Kral II. Richard'ın zorbalığına karşı bir ordu kurarak adalet mücadelesi veriyor. Ancak filmin mesajı yalnızca geçmişe değil, bugüne de uzanıyor. Garfield, filmin günümüzdeki güç sahiplerine bir ayna tuttuğunu düşünüyor.
Etkinlikte moderatörün filmin bir repliğini alıntılaması üzerine tartışma derinleşti. "İyileşene kadar barış olmayacak" cümlesine yönetmen Greengrass, "Bu söz bugün de 600 yıl önce olduğu kadar doğru" yanıtını verdi. Garfield ise bu yoruma ekleme yaparak milyarderleri de işin içine kattı: "Ben milyarderleri de buna dahil ediyorum. Çünkü onlar en çok ruhu hasta olanlar olabilir. Bir bakıma iyileşmeye en çok ihtiyaç duyanlar onlar."
The Uprising, 14. yüzyıl İngiltere'sinde geçse de filmin temaları günümüzle güçlü bağlar kuruyor. Geçtiğimiz ay Esquire dergisine konuşan Garfield, o dönemin gerçeklerini şöyle özetlemişti: "O dönemin gerçeği, işçi sınıfı için acımasız koşullar, veba sonrası acımasız vergilendirme, hükümetteki beceriksizlik ve iktidardakilerin alt sınıfı insan altı varlıklar olarak görmesiydi."
Bu koşulların bugünün dünyasıyla benzerlik gösterip göstermediği sorusuna Garfield'ın yanıtı net oldu: "Evet, burada, Amerika Birleşik Devletleri'nde ve tüm dünyada." Oyuncu, filmin bir Rorschach testi gibi olduğunu da sözlerine ekledi: "Bu filmin en havalı yanlarından biri, bir Rorschach testi olması. Farklı siyasi görüşlere sahip birçok insan 'Bu benim!' diyecek. Çok tehlikeli bir alana giriyoruz. İngiliz aşırı sağcı aktivist Tommy Robinson'la ilgili şeyleri iğrenç olarak görmemek cahilliktir. Ama eminim birçok insan bu filme bakıp 'Önce İngiltere! Peki ya biz?' diyecek."
Garfield'ın açıklamaları, filmin yalnızca tarihi bir dram olmadığını, aynı zamanda günümüzün toplumsal ve ekonomik eşitsizliklerine dair güçlü bir yorum içerdiğini gösteriyor. İki kez Oscar adayı olan oyuncu, filmin izleyicileri harekete geçirmesini ve güç sahiplerinin rahatsız olmasını umuyor.
The Uprising, gücün kötüye kullanımı ve alt sınıfın insanlıktan çıkarılması gibi evrensel temaları işlerken, Garfield'ın yorumları filmin güncel bir uyarı niteliği taşıdığını ortaya koyuyor. Filmin vizyon tarihi ve Türkiye'deki gösterim durumu henüz açıklanmadı. Ancak Garfield'ın bu çıkışı, filmin yalnızca bir dönem hikayesi olmadığını, bugünün dünyasına da ayna tuttuğunu gösteriyor.
Akademi Sinema Sanatları ve Bilimleri'nin 20 yılı aşkın süre genel müdürlüğünü yapan Bruce Davis, 83 yaşında lösemi nedeniyle hayatını kaybetti.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!
E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar (*) ile işaretlenmiştir.



