

ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri (CDC), bu yıl ülkede kızamığın doğrudan ölüm nedeni olarak kayıtlara geçtiği herhangi bir vaka bulunmadığını açıkladı. Kurumun haftalık kızamık raporunda yer alan bu değerlendirme, Pensilvanya'da meydana gelen iki ölümün hastalıkla bağlantısına ilişkin tartışmayı yeniden alevlendirdi. Federal kurum, daha önceki haftalık değerlendirmesinde mevcut verilerin Pensilvanya'daki ölümlerde kızamığın ölüm nedeni olup olmadığını veya ölümlere katkıda bulunup bulunmadığını kesin biçimde ortaya koymadığını bildirmişti.
Pensilvanya'daki Lancaster County Adli Tabibi Stephen Diamantoni, yaklaşık 6 haftalık bir bebeğin geçen ay kızamık nedeniyle hayatını kaybettiğini açıkladı. Bebekte, Amish mikrosefalisi olarak adlandırılan nadir bir genetik hastalığın da bulunduğu belirtildi. Bebeğin yaklaşık 2 aylıkken yaşamını yitirdiği bildirildi. Bu durum, ölümün doğrudan kızamıktan mı yoksa altta yatan genetik hastalıktan mı kaynaklandığı sorusunu gündeme getirdi.
Pensilvanya'da bu yıl yaklaşık 600 kişinin kızamığa yakalandığı, yaklaşık 100 kişinin ise hastanede tedavi gördüğü aktarıldı. Eyalet genelindeki bu yoğunluk, salgının ciddiyetini gözler önüne seriyor.
Ülke genelindeki kızamık vakalarının sayısı bu yıl 3 bini geçti. Böylece ABD'deki vaka sayısı son 35 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Bu artış, aşı karşıtlığının ve aşı tereddütünün yaygınlaşmasıyla ilişkilendiriliyor. Uzmanlar, kızamığın son derece bulaşıcı bir hastalık olduğunu ve toplum bağışıklığının kırılması durumunda hızla yayılabileceğini vurguluyor.
Pensilvanya Valisi Josh Shapiro da geçen hafta eyalette iki kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Shapiro, federal yönetimi kızamık aşılarına yönelik tereddütte kısmen sorumlu olmakla eleştirdi. Vali, ölümlerin kamuoyuna duyurulmasının önemine dikkat çekerek, halk sağlığı önlemlerinin gecikmeden alınması gerektiğini savundu.
Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy Jr., CDC'nin siyasi gösteriş yapmak yerine kanıtların ortaya çıkmasını beklediğini savundu. Kennedy ayrıca Shapiro'yu ölümleri kamuoyuna duyurmaktan "sevinç duyduğu" gerekçesiyle suçladı. Sağlık Bakanı, söz konusu ölüm raporlarının valinin olası bir çalışanı tarafından uydurulmuş olabileceğini de öne sürdü. Bu açıklamalar, federal hükümet ile eyalet yönetimi arasında sert bir tartışmaya yol açtı.
Kennedy'nin aşı karşıtı söylemleriyle bilinen bir isim olması, tartışmanın boyutunu daha da artırıyor. Sağlık Bakanı'nın, aşıların güvenliği konusunda şüphe uyandıran açıklamaları, halk sağlığı uzmanlarının tepkisini çekiyor.
CDC'nin son haftalık raporunda Pensilvanya'nın ölüm bildirimlerine doğrudan atıf yapılmadı. Raporda, Ulusal Sağlık İstatistikleri Merkezi'nin mevcut kayıtlarında kızamığın ölüm nedeni olarak gösterildiği herhangi bir vaka bulunmadığı belirtildi. CDC, yeni bilgilere ulaşılması halinde kızamığa bağlı ölüm sayılarına ilişkin verilerin güncelleneceğini açıkladı.
Bu açıklama, ölümlerin resmi kayıtlara geçmesi için eyalet yetkililerinin ek bilgi sağlaması gerektiğini ortaya koyuyor. Pensilvanya'daki adli tıp süreçlerinin tamamlanması ve otopsi raporlarının CDC'ye iletilmesi durumunda verilerin değişebileceği belirtiliyor.
ABD'deki bu tablo, Türkiye'de kızamık vakalarının arttığı bir döneme denk geliyor. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, son yıllarda aşı reddi nedeniyle kızamık vakalarında ciddi artış yaşanıyor. Uzmanlar, aşılamanın önemine dikkat çekerek, toplum bağışıklığının korunması için aşılama oranlarının yüksek tutulması gerektiğini vurguluyor. Türkiye'de kızamık aşısı, genişletilmiş bağışıklama programı kapsamında ücretsiz olarak uygulanıyor.
ABD'deki salgının boyutu, aşı karşıtlığının küresel bir tehdit oluşturduğunu bir kez daha gösteriyor. Uzmanlar, kızamığın önlenebilir bir hastalık olduğunu ve aşılamanın tek etkili korunma yöntemi olduğunu hatırlatıyor.
Rusya'dan Hong Kong'a altın akışı, bu yılın ilk yedi ayında yaklaşık 100 tona ulaşarak rekor kırdı.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!
E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar (*) ile işaretlenmiştir.



