

Amerika’nın kuruluşunun 250. yılı kutlanırken sinema dünyasında özel bir yer kaplayan ‘Young Washington’ filmi bu süreçte seyircisiyle buluyor.
Yeni bağımsız yapım olan ve Angel Studios ile Wonder Project ortaklığında hayata geçirilen film, Amerikan tarihinin en kritik figürlerinden biri olan George Washington’ın gençlik yıllarını mercek altına alıyor. Filmin başrolünde İngiliz oyuncu William Franklyn-Miller yer alarak, ileride ülkesinin ilk başkanına dönüşecek bu karizmatik şahsiyeti beyaz perdeye taşıyor.
Film yapımında Jon Erwin gibi isimlerin çalışmaları dikkat çekiyor; bu yönetmen daha önce I Can Only Imagine ve Jesus Revolution gibi başarılı projelerle izleyiciyle tanınmıştı. Kadro, Mary-Louise Parker’ın George’un annesi rolü ile Ben Kingsley’in Virginia Başsavcısı Robert Dinwiddie canlandırdığı karakterleri ve zengin bir aristokrat olan Lord Fairfax rolündeki Kelsey Grammer ile güçlendiriliyor.
Yıllar öncesine uzanan olay örgüsü, izleyiciyi George Washington'ın hayatının dönüm noktalarına götürüyor. Filmin senaryosuna göre genç Washington, ülkesi için savaşmak isteyen cesur ve hırslı bir asker olarak hikayeye adım atıyor. On dokuzuncu yüzyıl ortalarında Amerika’da yaşanacak karmaşık sarsıntılar arasında, tek bir yanlış hareket onun ulusal çatışmanın tam kalbine fırlatılmasına neden oluyor.
Bu küresel çalkantılar sırasında Washington'un onuru, sadakati ve cesareti test ediliyor. Müttefiklerin dağıldığı ve sınır bölgelerinin savaşa evrildiği bu süreçte, o sadece düşmanlarıyla değil aynı zamanda kendine dönüşmekten vazgeçemediği manevi yapısıyla yüzleşmek zorunda kalıyor.
Olay örgüsü 1750'li yıllara konumlanarak başlar. Genç Washington, Amerikan tarihindeki kritik bir döneme tanıklık eden ve karmaşık bağlılıklarla dolu bu dönemde başlangıçta İngiliz subayı olarak görev yapma arzusunu gösteren hırslı genç adamdır. 23 yaşında orduya katılan Washington, Fransa ile Ohio bölgesinde yürütülen felaketle sonuçlanacak bir kampanyanın liderliğini üstlenmesine rağmen büyük başarılara imza atar ve kariyeri hızla yükselir.
Yeni dönem sineması denildiğinde sadece yeni yapımlar ön planda değildir. Aynı zamanda geçmişi yeniden keşfetme çabaları da önemli bir paya sahip. Music Box Films tarafından dağıtılan Ross McElwee’nin Sherman's March filminin 4K restorasyonu, bu ayın ilk haftasında büyük salonlarda gösteriliyor. Bu klasik belge filmde, ABD İç Savaşı sırasında General William Tecumseh Sherman'ın Yola İlerlemesi temasına odaklanılırken, yönetmen beklenmedik kişisel yaşam hikayeleriyle izleyiciyi bambaşka coğrafyalara götürüyor.
Kültür ve sanat sinemasını sevenler için bu dönemde farklı festivaller de önem taşıyor. Mary Oliver: Saved By The Beauty of The World belgeselinin vizyonu, Pulitzer ödüllü şairin hayatına ışık tutarak büyük ilgi görüyor. Bu film, yalnızca edebi eserlerin yeni yorumlarıyla değil, aynı zamanda Stephen Colbert, Oprah Winfrey ve Helena Bonham Carter gibi tanınmış isimlerin hikayeleriyle de geniş bir izleyici kitlesine ulaşıyor.
Geniş ekran deneyiminin yanı sıra klasik yapımların yeniden sinemaya adaptasyonu da her zaman merak uyandırıyor. Orson Welles’in hem yönettiği hem başrolünde yer aldığı Citizen Kane, 85. yıldönümü münasebetiyle belirli gösterimlerde tekrar beyaz perdeye ulaşıyor ve bu eski şaheserin arkasındaki tüm detaylar güncel yorumlarla zenginleştiriliyor.
Gecenin kapanışında ise izleyicileri bilgilendirecek çeşitli video içerikleri aralarında yer alıyor.




Topluluk yargısını şekillendirmek için fikrini tek bir sinyalle belirt.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!
E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar (*) ile işaretlenmiştir.