

Dış dünyadaki kaosla yüzleşen hayatta kalan son avuç insan için mücadele, okyanusların bilinmezliğiyle bir şantajdan öte başka bir şey olmaktan çıkıyor. Drop Rate Studio tarafından geliştirilen ve Dear Villagers tarafından yayınlanan Dive or Die: Children of Rain, bu durumu kusursuzca işliyor. Oyun, oyuncuyu klostrofobik, tekinsiz ve çaresizlik dolu bir korku atmosferinin tam ortasına bırakıyor.
Bu oyun alternatif bir dünyada geçiyor; gökyüzünden inen simsiyah yağmurlar her şeyi değiştirdi. Bu uğursuz yağmurla karşılaşan medeniyet çöktü, sular yeryüzünü tamamen kapladı ve insanlık yalnızca daracık adalar üzerinde gününü kurtarmaya çalışan bir grup hayatta kalan haline geldi. Oyunun hikayesi, bu yıkımın ortasında nefes alan son birkaç kişinin umutlarını sürdürme mücadelesini gözler önüne seriyor.
Maceramız, adadaki tüm olayları şifreli notlar aracılığıyla bize aktaran İhtiyar Jack karakterinin rehberliğinde başlıyor. Dive or Die: Children of Rain'de geleneksel bir kahramanı kontrol etmek yerine bir kampın yöneticisi rolünü üstleniyoruz; bu devasa sorumluluk, oyuna benzersiz bir roguelite, metroidvania ve yönetim simülasyonu harmanını katıyor. Kurtardığımız yeni mültecileri adanın farklı noktalarında görevlendirmek ya da onları tekinsiz Abyssal Pool adı verilen derin su çukurlarına dalış için göndermek temel mekaniklerimizden biri.
Oyunun gücü sadece bu görevlerde değil, aynı zamanda çevresel hikaye anlatımında yatıyor. Her bir canavar türüyle dolu benzersiz su altı biyomu, eski medeniyetin karanlık bir tablosunu günümüze taşıyor. Sualtında yüzerek karşılaştığımız insan kalıntıları ve malikanelere dönüşmüş sualtı hayalet evleri, oyunun görsel ürkütücülüğünü zirveye taşıyor.
Grup olarak kampımızı güçlendirmek için nadir bulunan kutsanmış demir veya alüminyum gibi ham maddeleri derinliklerden çıkarmamız gerekiyor. Ancak bu kaynaklar yalnızca iki yolla elde ediliyor: ya gökyüzünde zaman zaman beliren Gazing Moon gecelerini beklemeli ya da mültecilerimizden bazılarımızı tehlikeli bölümlere kurban etmeliyiz.
Bu karar, oyuna acımasız bir matematik getiriyor. Kurban verdiğimiz her can, bize kaynak sağlayarak tufanı kısmen geciktiriyor; ancak aynı zamanda stajyerlerimizi ve sahip olduğumuz iş gücünü kaybetmemize neden oluyor. Rainmaker adı verilen kadim tanrı artık dünyayı yok etmek için yeni bir tsunamiyi hazırlıyor ve bu döngü boyunca kampımızı ayakta tutmak kritik hale geliyor.
Bölüm başlatan her dalış, oyun içi tam bir günü temsil ediyor. Sınırlı kaynaklarımız varken kamptaki binalarımız ile ekipmanlarımızı sürekli geliştirmeli ve hayatta kalacak yeni uzmanlar yetiştirmeliyiz. Kaybettiğimiz mültecilerin yerini doldurmak zaman alırken, derinliklerdeki her dalış adrenalin seviyesimizi tavan yaptırıyor.
yönettiğimiz karakterlerin deneyim kazandıkça sağlıkları, oksijen rezervleri ve en önemlisi akıl sağlıkları gelişiyor. Her mültecinin kendine has yeteneklerine sahip olması, onları hangi işe yönlendireceğimizi büyük bir özenle planlamamızı gerektiriyor. Örneğin, aşırı tehlikeli görevlerde uzmanlaşmış bir dalgıcı hızla zihinsel çöküş yaşayan biri olabilirken; basit bir balıkçılık etkinliğinde başarılı olacak başka bir karakterin varlığı kampın genel morale katkısını artırıyor.
Tükenmiş oksijen ya da devasa deniz yaratıkları tarafından saldırıya uğramak, dalgıçların kalıcı olarak kaybedilmesine yol açıyor. Bu zorlu ölüm anları bile oyuncuda güçlü duygusal tepkiler uyandırabiliyor; karakterler seslendirilmiş olmasa bile onlarla kurulan bağı hissediyoruz. Her başarılı görevden ya da zor bir kaybın ardından gelen çaresizlik hissi, Dive or Die: Children of Rain'i sadece oynanan değil aynı zamanda hissedilen bir hayatta kalma hikayesi haline getiriyor.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!
E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar (*) ile işaretlenmiştir.