
Teknoloji
TUSAŞ'tan KAAN, ANKA-3 ve HÜRJET'e Kritik Takvim Açıklamaları
TUSAŞ Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu, Farnborough Havacılık Fuarı'nda KAAN savaş uçağı için 2033 hedefi dahil kritik takvimi paylaştı.
Hexcore
3 dk
28 Temmuz 2026

TUSAŞ Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu, son dönemde havacılık dünyasının en büyük etkinliklerinden biri olan İngiltere'nin başkenti Londra'da gerçekleştirilen Farnborough Havacılık Fuarı kapsamında şirket olarak yürüttükleri projelerin güncel durumunu paylaştı. Şirket stratejisinde zirvede tutulan KAAN programından başlayarak, ANKA-3 ve HÜRJET gibi platformların gelişimindeki son adımlar detaylı bir şekilde aktarıldı.
TUSAŞ'ın gelecekteki vizyonunda KAAN projesinin merkezi bir öneme sahip olduğu vurgulandı. Bu bağlamda Mehmet Demiroğlu, şirkette olmasa dahi savunma sanayii için tek kalacak en kritik projenin KAAN olduğunu belirtirken bu alandaki yerli TF35000 motorunun önemine de dikkat çekti.

KAAN, TUSAŞ'ın planladığı bir sonraki nesil savaş uçağı olarak Türk Silahlı Kuvvetleri'nin hava kuvvetlerine liderlik edecek platform olarak görülüyor. Bu teslimatların hedefi 2033 yılına belirlenmiş durumda. Demiroğlu, bu hedefe ulaşmada yerli TF35000 turbofan motorunun temel taşı olduğunu dile getirdi; bu vizyon aynı zamanda Endonezya gibi uluslararası işbirlikleriyle de pekiştiriliyor ve yapılan anlaşmaların ana şartları arasında yerli motora geçiş bulunuyor.
Hali hazırda planlamaların uygun bir ilerleme kaydettiği belirtilirken, seri üretim öncesi gereken motor sayısına ulaşılmış olması da projede önemli bir kilometre taşı olarak kaydedildi. İlk aşamada Türk Hava Kuvvetleri'nin ihtiyaç duyacağı ilk 40 KAAN uçağının F110 savaş uçağı motorlarıyla temin edileceği ve bu teslimatların 2028 ile 2029 yılları arasında başlayacağı açıklandı.
Uluslararası alanda KAAN'a ilginin artışının devam ettiğini kaydeden TUSAŞ yetkilileri, Avrupa'daki FCAS programının iptaline rağmen ilgiyi koruduklarını belirttiler. İspanya, Almanya ve Fransa gibi havacılık devlerinin katıldığı bu ortak projenin sonlanması beklenirken, İngiltere, İtalya ve Japonya tarafından yürütülen GCAP gibi programların yeni adımlarının atıldığını ifade ettiler.

KAAN'ın gelişim aşamalarında P1 ve P2 prototiplerinin bu yıl içerisinde uçuş yapmasının planlandığı duyurulurken, Endonezya ortaklığının projenin global bir ortaklık ağına dönüşmesinde katalizör görevi göreceği öngörüldü. Bu örneklerle önümüzdeki bir veya iki yıl içinde KAAN'ın üç ila beş farklı ülkeyle işbirliği yaparak küresel ölçekte yürütülen bir projeye dönüşme potansiyeli taşıdığı belirtildi.
Hava gözgünü görevlerini üstlenecek olan ANKA-3 platformunda önemli teknik yenilikler gerçekleştirildiği açıklandı. Mevcut iki prototip üzerinden alınan uçuş verileri doğrultusunda, tamamen modernize edilmiş yeni bir seri üretim konfigürasyonu geliştirildi.
Yeni tasarımdaki en kritik iyileştirmelerden biri yapısal düzeyde radar kesit alanı azaltma kabiliyetidir; bu sayede ANKA-3'ün görünmezlik özelliklerinin güçlendiği belirtildi. Ayrıca boya ve kaplama teknolojilerinde büyük gelişmeler sağlanırken, platformun uçuş menzili ile havada kalış süresi önemli ölçüde artırıldı. Platformun taşıyabileceği faydalı yük kapasitesi de 1 bin 300 kilogramdan yükselerek 1 bin 700 kilogram seviyesine çıkarıldı.

Hava-yer görevlerinin yanı sıra hava-hava angajmanlarında da etkin rol alabilecek yeni ANKA-3, kuyruksuz tasarımı sayesinde radar izi bırakma konusundaki üstün performansını pekiştiriyor. Bu yeniliklerin ardından yeni prototipinin bu yıl sonunda tamamlanması ve 2027 yılının ilk çeyreğinde uçuş testlerine başlanması hedeflenirken; operasyonel teslimatların ise 2027 yılının ikinci yarısına sarkması bekleniyor.
Hürjet programına da değinen TUSAŞ yetkilileri, uçağın uluslararası arenadaki konumunun ne kadar güçlendiğini dile getirdiler. Artık bu platformun doğrudan birer 'NATO uçağı' olarak değerlendirilebileceği belirtildi. Hürjet’in NATO içerisindeki gücünü pekiştiren en önemli faktörlerden biri, iki büyük NATO hava kuvveti tarafından tercih edilmesi oldu.

Hürjet, sunduğu eğitim ve hafif taarruz kabiliyetleri ile hem operasyonel esneklik sağlıyor hem de sınıfta sahip olduğu ciddi bir rakip sayısının kısıtlı olmasıyla öne çıkıyor. Bu durum, uçağın rekabet gücünü daha da artırıyor.
TUSAŞ’ın vizyonunda yer alan diğer platformlar olan Süper Şimşek, Hürkuş ve T-925 gibi projelerin de mevcut gelişim takvimleri içerisinde ilerlemeye devam ettiği belirtildi. Bu uçakların her biri farklı operasyonel ihtiyaçlara yönelik çözümler sunarak Türk savunma sanayisinin genişleyen yetkinlik yelpazesini temsil ediyor.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!
E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar (*) ile işaretlenmiştir.