Aon'ın küresel ölçekte hazırladığı 2026 İşveren Trendleri Araştırması, Türkiye'deki iş dünyasının dijital dönüşüm ve insan kaynakları yönetimi konularında uluslararası standartların oldukça üzerinde bir performans sergilediğini gösteriyor.
Bu kapsamlı araştırma, 2015 ile Ocak 2026 tarihleri arasında altmış iki farklı ülkede gerçekleştirildi. Toplamda iki binden fazla üst düzey yöneticinin katıldığı çalışma, yerel şirketlerin operasyonel verimliliklerini ve geleceğe yönelik stratejilerini kapsayan kritik bilgiler sundu.
Veriler ışığında Türkiye'nin küresel pazardaki konumunun sağlam temellere dayandığı görülüyor. Türkiye katılımcılarının önemli bir kısmı kurumlarının insan kaynakları veri olgunluğunu ileri seviyede değerlendiriyor ve çalışan değer önerisi konusunda global ortalamaların çok üzerinde bir iyimseklik taşıyor.
Yapay Zekâ Çağında Yetkin İnsan Gücü Şart
Yeni nesil teknolojilerin iş yapış şekillerini kalıcı olarak dönüştürdüğü bu çağda, başarının anahtarı yalnızca algoritmaların gücünde değil, aynı zamanda bu sistemleri yönlendiren nitelikli insan kaynağının yeteneklerinde gizli. Araştırma sonuçlarına göre Türk şirketlerinin önemli bir bölümü yapay zekâ becerilerine sahip çalışanları işe alma ve mevcut personeli elde tutma konusunda başarılı çalışmalar yürütüyor.
Katılımcıların büyük çoğunluğu, bu yapay zekânın gelecekte yeni profesyonel alanlar ve yetkinlikler oluşturacağını öngörüyor. İlginç bir bakış açısıyla %86'lık bir kesim otomasyonun bazı görevlerde verimliliği artıracağını belirtse de mevcut mesleki rollerin büyük ölçüde varlığını sürdüreceğine inanıyor.
Yapay zekânın bazı alanlarda iş gücü üzerinde önemli değişim yaratabileceği ihtimalini ise belirten grup, yaklaşık üçte bir oranında yer alarak teknoloji ve insan dengesi arasındaki hassas dengeyi işaret ediyor. Bu durum, şirketlerin yapay zekâ yatırımını sadece otomasyon değil, aynı zamanda sürekli öğrenme programları ile personeli dönüşüme hazırlama stratejileriyle desteklemesi gerektiğini gösteriyor.
Hibrit Modelde Türkiye Öncülük Ediyor
Esnek çalışma yaklaşımlarına uyum süreçleri farklı ülkelerde değişiklik gösterirken, Türkiye bu konunun öncü konumunda yer alıyor. Global ortalamada %60 düzeyinde olan hibrit model benimse oranı, Türkiye'nin ilgili katılımcılarında yedi puan aşarak %67 seviyesine ulaştığını belirtiyor.
Bu bulgu, Türk iş dünyasının çalışma hayatına daha esnek ve adapte bir bakış açısıyla yaklaştığını kanıtlıyor. Bununla birlikte tamamen uzaktan veya hibrit olmayan katı modellerde çalışanların oranı ise küresel ortalamanın altında seyrediyor. Ofisten fiziksel olarak çalışmayı tercih edenlerin yüzdesiyle de uluslararası pek çok ülke arasında benzer bir paralellik gözlemlenebiliyor.
Çalışan Beklentileri ve Kurumsal Sorumluluklar
Şirketler çalışanlarına sunduğu sosyal imkânlarla küresel iş gücünün gerçek ihtiyaçları her zaman tam olarak örtüşmeyebilir. Türkiye bağlamında katılımcıların büyük bir kısmı, kariyer gelişiminden ziyade kişiselleştirilmiş yan hakların kendileri için hayati önem taşıdığını vurguluyor.
İşverenlerin bu tür esnek ve kişiye özel avantajları sağlayan kurumlar arasındaki yüzde 26'lık pay oldukça düşük kalıyor. Öte yandan çalışanların büyük çoğunluğu şirketlerinin mutluluk stratejilerinin ihtiyaçlarını karşıladığına inanmasına rağmen, kurumsal liderlik ekibinin bu süreçleri şeffafça sahiplendiği ve yol gösterdiği düşüncesindeki oran ise daha dar bir alana işaret ediyor.
Sadece Teknolojiden Öte Bir Gündem Var
Büyük kurumlar için teknoloji tek gündem maddesi olmaktan çıkıyor. Katılımcıların yaklaşık dörtte biri, iklim değişikliğinin küresel ısınma gibi faktörlerin çalışan sağlığı üzerinde doğurabileceği etkiler nedeniyle mevcut şirket politikalarında gerekli yatırımların bulunmadığını dile getiriyor.
Yeni öncelikler ise tamamen çalışan odaklı bir yaklaşımı gerektiriyor. Çocuk bakımı hizmetleri, kadın sağlığının korunması, aile kurma süreçlerine yönelik destekler ve finansal okuryazarlığa dair danışmanlık imkânları en çok talep edilen konul arasında yer alıyor.
Gelecek üç yılın organizasyonel başarısı açısından şirketlerin öncelik vermesi gereken temel yetkinlikleri ise; adaptasyon gücü, değişimi yönetme becerisi, etkin liderlik ve yeni teknolojileri sisteme uyarlama kabiliyeti olarak sıralıyor.