
Sinema
Tuğçe Sönmez'den Sinemaya Farklı Bir Bakış: Hamur ve Hikayelerin Gücü
Tuğçe Sönmez'in stop motion tekniğiyle hazırladığı Aile Yemeği filmi ve sanat anlayışı.
Hexcore
3 dk
12 Temmuz 2026

Tuğçe Sönmez, yeni filmi Aile Yemeği ile sinema dünyasında dikkat çeken genç yeteneklerden biri. İlk yapımı olan bu işi Trabzon Film Festivali gibi önemli platformlarda sergileyerek adını duyurmayı başardı. Bu yaratıcı yolculukta siyah stop motion animasyon tekniğini tercih eden Sönmez, geleneksel anlatı kalıplarından sıyrılan kendine özgü bir üslubuyla öne çıkıyor. Sönmez, bu sanat formunu kullanarak toplumsal gözlemlerini ve kişisel duygularını ekrana taşıyor.
Soru sorularak onun sanatsal süreçlerine yaklaştığımızda, kendini ‘20’li yaşlarının başındaki az tecrübeli bir isim olarak tanımlıyor. Hayatını şu an yokuşlaştırarak ilerlettiğini belirtiyor; henüz pek çok şeyi tam anlamasa da eserlerinin arkasındaki motivasyonun bu keşif süreci olduğunu anlatıyor.
Aile Yemeği filminin hikaye arkası hakkında sorduğumuz sorulara cevap veren Sönmez, bunun aslında tek bir olay örgüsünden ziyade uzun soluklu bir süreç olduğunu vurguluyor. Küçük yaşlardan beri çevresi tarafından tam olarak kabul görmeyen gençlerden biri olan kendine benzeterek anlatıyor. Etrafındaki insanların çoğunun onu veya kendi düşüncelerini anlamadığı zamanlarda, 'hayır' diyenlere karşı derin bir empati beslemiş. Bu deneyimler, gözünde kötü görünen herkesi tek bir masada toplama arzusunu yeşertmiş.
Sönmez’e göre, başkalarının yargıladığı insanları ve konuları kabul edilebilir kılmak adına onlardan uzaklaşmamış; aksine, o insanların tamamının içinde kendi var olabileceği geniş bir alanı yaratmaya çalışmış. Bu durum onun için sadece bir film değil, aynı zamanda toplumsal entegrasyon arayışının da yansıması niteliğinde.
Filmin stop motion tekniğiyle kurgulanmasına dair sorduğumuz konularda, Sönmez bu seçimin sadece teknik bir tercihten çok sanatsal bir tercih olduğunu belirtiyor. Filmi çekerken gerçek oyuncuların yerine kendi özgün tasarımlarıyla hayata geçirdiği hamurların 'star parçaları'nı kullandığını açıklıyor. Bu kuklalar üzerinde çalışmak, onun çocukluğundan beri geliştirdiği ve sahiplendiği formda ilerliyor.
Sanatındaki konumlanma ya da toplumsal rollere dair sert bir eleştiri yerine, bu filmi aile yapısının evrenselliğine odaklanarak gerçekleştirdiğini ifade ediyor. Film özelinde anne, baba veya cinsiyet gibi konularda belirgin bir sorgulama amacı bulunmadığını belirtirken, sinema içinde pek çok daha derin ve dert edilmeye değer konu olduğu konusunda fikirlerini paylaşıyor.
Tuğçe Sönmez’in sanatsal vizyonunu özetleyen çarpıcı bir sözü var: 'Parçalanmak hamurların işidir. Parçalatmak da bizim.' Bu ifade, onun eserlerinin altında yatan ağır gerçekleri simgeliyor. İnsanların onu ve çevresindeki toplumsal yapıyı bu denli parçalamış olmalarının, kendini sanat aracılığıyla dışavurma ihtiyacını tetiklemiş gibi anlatıyor.
Yeni projelerinin de oldukça iddialı olduğunu belirten Sönmez, azınlık seslerinin sinemada sahip olduğu özgün alanların ne kadar değerli ve özel olduğunu vurguluyor. Bu tür çalışmaların devam etme potansiyeli olduğuna dair güçlü inancını koruduğunu ifade ediyor.
Yapay zekanın sinema üzerindeki etkilerinin en çok konuşulduğu bu çağda el yapımı bir eserin ne hissettirdiği sorusu üzerine, Sönmez çocukluğuna ve geleneksel üreticiliğe dönüyor. Bu işin ona yaşlı geldiğini ancak sevgiyle üretilmiş her şeyin azınlık dahi olsa izleyicisini bulduğunu söylüyor. Önemli olan bu tür yaratıcı çabaların devam edip sevilmesidir.
Yeni projeler ve festivaller üzerine konuşan Sönmez, eserlerinin aldığı tepkiler konusunda şu an için spesifik bir geri bildirim almadığını ancak sanatsal üretimin yolculuğunun bundan daha fazlası olduğunu belirtiyor.




Topluluk yargısını şekillendirmek için fikrini tek bir sinyalle belirt.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!
E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar (*) ile işaretlenmiştir.