Tonia Mishiali’in Yeni Filmiyle Toplumsal Eleştiri Yapıyor
Kıbrıslı yönetmen Tonia Mishiali, ikinci uzun metrajlı yapımıyla adeta bir toplumsal vicdan çağrısı yapıyor. Kariyerinin ilk büyük gösterimini Karlovy Vary Film Festivali’nin Crystal Globe yarışmalarında sergileyecek olan 'The Lion at My Back' (Sırtımdaki Aslan) adlı filmi, göçmenlik gibi hassas konuların yanı sıra patriklik ve kadınların gücü üzerine derin izler bırakıyor.
Filmin merkezinde iki zıt yolculuk yer alıyor. Senegalli bir göçmen olan Mariama ile yaşamını yeniden inşa etmeye çalışan Kıbrıs’taki bir göçmenlik merkezi çalışan kadını Stella arasındaki beklenmedik bağ anlatılıyor. Yönetmen Mishiali, bu paralel hikayeler üzerinden karakterlerin iç dünyalarına girerek, modern toplumun kadınları nasıl sömürdüğünü ve baskı altına aldığını gözler önüne seriyor.
Kadınların Direnişini Anlatıyor
Yönetmen Tonia Mishiali, 'Pause' adlı ilk filminin ardından bu yeni yapımında daha organik ve katmanlı bir anlatım kurmayı amaçladığını belirtiyor. İki farklı karakterin hayatlarının kesişmesiyle hikayelerin ilerlediğini belirten Misaili, her iki kadının da kendi içsel mücadelelerine sahip olduğunu vurguluyor.
Mariyama, sınırlı iş olanları ve ırkçılık gibi zorluklarla karşılaşmasına rağmen hayata karşı neredeyse bir coşkuyla bağlı. Buna karşın Stella, daha alaycı ve hüzünlü bir kişiliğe sahip olsa da umudu asla elden bırakmıyor. Mishiali, bu iki karakteri oluştururken onları sadece toplumsal baskıların kurbanları olarak değil, aynı zamanda karmaşık bireyler olarak ekrana getiriyor.
Yönetmenin filmlerde kullandığı yaklaşım; sert polemikler yerine ustaca tasvir edilen erkek karakterlerle dengelenerek, kadının sosyal adalet ve kadın haklarına odaklandığını gösteriyor. Hikaye yalnızca imkansızlıklarla mücadele eden kadınlar üzerine kurulmamış, aynı zamanda ailevi bağların karmaşık yapısını da ele alıyor.
Anneliğin Karmaşık Yüzü ve Mülteci Deneyimi
Film, Stella'nın küçük kızıyla velayeti geri alma mücadelesi üzerinden annelik temasını merkeze alıyor. Bu mücadele sırasında Stella, Mariama'yı da adeta bir kız gibi görmeye başlıyor. Mishiali bu yönüyle yapımın yalnızca sosyal bir eleştiri olmadığını, aynı zamanda derin ve zorlayıcı bir annelik portresi olduğunu belirtiyor. Filmin yazılma sürecinde yaşadığı kişisel deneyimler de hikayenin zenginliğine katkıda bulunmuş.
Yönetmen Misaili çocukluğunda Türkiye'nin 1974 Kıbrıs operasyonu sonrasında mülteci sayılan ve ailesinin zor durumunu yaşayan bir birey olduğunu itiraf ediyor. Bu travmatik anıları, daha sonra Kıbrıs'ta sığınmacı olarak bulunan Afrika kökenli kadınların pozitif ve dirayetli yaşam bakış açılarıyla birleştirmesi filmin ruhunu oluşturuyor.
Sinematografik Etkiler ve Toplumsal Eleştiri
Tonia Mishiali, kadın figürlerinin toplum tarafından geri plana atılmış hikayalarını ön plana çıkarma tutkusundan bahsederken; bu kültüre hakim patriklik yapısını her gün gözlemlediğini ifade ediyor. Bir kadın yönetmen olarak kendisinin de karşılaştığı zorlukları ve saygı görme ihtiyacını filmlerinde eserine yansıtıyor.
Yönetmenin sinemasındaki ilham kaynaklarından birini sorulduğunda, önemli bir feminist film olan 'Jeanne Dielman, 23 quai du Commerce, 1080 Bruxelles'ü anımsatıyor. Mishiali’e göre bu film, kendi yönetmenlik perspektifini benimsemesini sağlayan ve tarihteki en önemli feminist filmlerden biri olarak hafızalarda yer ediyor.
yeni yapımı 'The Lion at My Back', Bark Like a Cat Films (Kıbrıs) tarafından üretilirken; Iris Prods. (Lüksemburg) ve Avalon Films (Yunanistan) ile ortaklaşa gerçekleştiriliyor.