The Odyssey Vizyonu ve Kritik Rakamlar
Bir yapımın gişede elde edeceği performansın beklentileri nasıl değiştirdiğine bir kez daha tanık oluyoruz. Sinema perdesinde yepyeni bir olay yaratan The Odyssey, sadece büyük rakip filmlerle değil, aynı zamanda kendi tarihsel rekorları çerçevesinde de dikkat çekiyor. Filmin beklenen performansı 20 milyon doların üzerindeki ciroya ulaşması durumunda, Christopher Nolan'ın başyapıtı Dark Knight'taki en başarılı cuma performansını bile geride bırakma potansına sahip görünüyor.
Şu an için bu filmin gişe konumu incelendiğinde, o yılın tüm Çarşamba günleri arasındaki listelerde ilk sırayı Disney ve Pixar’ın Toy Story 5 (23 milyon 69 bin dolar) elinde tutuyor. Ancak The Odyssey, Universal stüdyosunun o ay yayınladığı filmler arasında en üst sıralarda yer alarak güçlü bir sinema trafiği yakalamış durumda.
Sinema salonlarında sadece belirli bilet ve formatlara ayrılmış olan bu özel yapım, ikinci hafta sonunda IMAX ve PLF gibi premium ekranların tamamını kullanacak. Bu strateji ile gişede yaklaşık 40 ila %50 oranında artış beklentisi yaşanıyor ve filmin 61 milyon 8 bin dolar ile 74 milyon dolarlık aralıkta bir performans sergilemesi bekleniyor. Bu rakamlar, seyircilerin en iyi oturumları, formatları ve gösterim saatlerini tercih etme eğiliminden kaynaklanıyor.
Bu yükselişin bir sonucu olarak yapımın Dark Knight gibi oyunculardan oluşan Nolan filmlerinin ikinci hafta performanslarını geçme ihtimali de gündemde. Özellikle 2012 yapımı Dark Knight Rises (62 milyon 10 bin dolar) ve 2008 yapımı The Dark Knight'ın en yüksek gelir getirdiği ikinci dönem performansı olan 75 milyon 13 bin dolarlık rekorlar, yeniden gözden geçirilmiş durumda. Genellikle süper kahraman filmlerinin ilk haftalarda çok büyük gişe başarısı yakalaması normal kabul edilse de, bu tür niş ve özel yapımlar farklı bir seyir izliyor.
Küçük Ekranlardaki Bağımsız Yapım Ritmi
Büyük stüdyoların önündeki karmaşık program akışı içinde ise bazı bağımsız sinema yapıları sessiz ama etkili bir yükseliş sergiliyor. Neon dağıtım şirketi, Nicolas Winding Refn’in yönetmenliğini üstlendiği ve Sophie Thatcher ile Charles Melton gibi isimleri ağırlayan Her Private Hell adlı Cannes yapımını beyaz perdeye taşıyor.
Bu sinema, mayıs ayında Cannes Film Festivali'nde resmi yarışma dışı gösterimiyle dikkat çekmişti. Yaklaşık 700 sinemada gösterilen bu film, yönetmenin on yıllık sessizliği içerisinde pratik bir deneme niteliğinde ve büyük bütçeler yerine yabancı dağıtım anlaşmalarıyla ayakta kalmış. Türkiye dahil çeşitli Avrupa ülkelerinde ve Ortadoğu'da da yeni salonda yerini alıyor.

Film ayrıca Macaristan yapımı Black Bear, Sony/Marvel Studios’un Spider-Man: Brand New Day gibi devlerin önünde gösterilme şansı bulmasa de, IFC gibi özel dağıtımcılar aracılığıyla kendine özgü bir kitle oluşturuyor. Özellikle Rotten Tomatoes üzerindeki %72'lik saflık oranı ile eleştirmenlerce güçlü bir giriş yapmış olan bu tür yapımlar, büyük bütçeli ana akım filmlerin aksine izleyiciyi kaliteli anlatılarla besliyor.
Canlı Sinema Deneyimi ve Yeniden Keşifler
Sinema sadece prestijli blockbaster'lardan ibaret değil; canlı performansların yeniden keşfedildiği özel mekanlar da büyük bir gişe potansiyeli barındırıyor. Bleecker Street gibi mekanda, Broadway'in başarısını yansıtan Hadestown: The Musical müzikali merakla bekleniyor.
Bu prodüksiyon, halihazırda ön satışlarda ciddi ivme yakalamış durumda ve yaklaşık 7 milyon dolardan 10 milyon dolara kadar bir gişe performansı sergileyerek önemli ölçüde üst seviye tahminler sunuyor. Londra'nın West End'inde yaratılan bu gösterim, orijinal Broadway ekibinin oyuncularıyla buluşması sebebiyle sinema deneyimi için eşsiz bir platform oluşturuyor.
Yeni nesil vizyonlar ve yönetmen imzalarıyla öne çıkan bu bağımsız yapımlar, büyük gişe savaşlarının dışında kendi izleyici kitlesini sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda Türk izleyicisi için zengin ve çeşitli sinema seçenekleri sunan önemli bir ekosistemin parçası oluyor.