Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, tasfiye sürecindeki fonlara ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Yılmaz, yatırımcı haklarının öncelikle ilgili fonun kendi kaynaklarıyla karşılanacağını, özel zararlar için Hazine kaynağının kullanılmayacağını söyledi. Ara ödemelerde ise küçük yatırımcılara ve para piyasası fonlarına öncelik verilecek.
- Tasfiye sürecindeki fonlarda Hazine kaynağı kullanılmayacak.
- 1 milyon liraya kadar ana para ara ödeme yoluyla geri ödenecek.
- Küçük yatırımcılar ve para piyasası fonları öncelikli olacak.
Serbest fonlarda devlet garantisi var mı?
Yılmaz, risk düzeyi yüksek serbest fonlar başta olmak üzere fon piyasalarında bankacılık sistemindekine benzer bir devlet garantisinin bulunmadığını vurguladı. Tasfiye sürecinde her fon bazında yatırımcı haklarının öncelikle ilgili fonun kendi kaynaklarıyla karşılanacağını belirtti. Bu açıklama, yatırımcıların fon seçimlerinde risk bilincinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor.
Ara ödemeler nasıl yapılacak?
Olağanüstü tasfiye şartlarına tabi fonlarda ara ödeme yoluyla 1 milyon liraya kadar ana paraların geri ödenmesi planlanıyor. Ödemelerde küçük yatırımcılar ile para piyasası fonlarına öncelik verilecek. Yatırımcılara payları oranında dağıtım yapılması ise genel ve kanuni ilke olarak belirtildi. Sürecin şeffaf, etkin ve mümkün olan en hızlı şekilde yürütüleceği kaydedildi.
Tasfiye sürecinde hangi kaynaklar kullanılacak?
Tasfiye sürecinde fonların halihazırda sahip olduğu varlıkların yanı sıra haksız kazanç sağlayanlardan geri alınacak tutarlar ve sistem dışına çıkarılan malların satışından elde edilecek kaynaklar kullanılacak. Böylece yatırımcı mağduriyetinin fonun kendi imkanlarıyla giderilmesi hedefleniyor.
Tasfiyedeki fonların büyüklüğü ne kadar?
Yılmaz, tasfiye halindeki 131 fonun toplam fon sayısının yüzde 4,6'sını, toplam portföy değerinin ise yüzde 7,7'sini oluşturduğunu söyledi. Tasfiyedeki fonların 5 Ekim 2026 itibarıyla toplam portföy değerinin hanehalkının finansal varlıklarının yüzde 2,4'üne karşılık geldiğini belirtti. Sorunun fon piyasasının sınırlı bir alanında yaşandığını ve sistemik risk oluşturmadığını ifade eden Yılmaz, Türkiye'nin finansal sisteminin güçlü olduğunu ve sermaye piyasalarına yönelik temel politikalarda herhangi bir değişiklik bulunmadığını söyledi.
Haksız kazanç sağlayanlar ne olacak?
Yaşanan süreçte sorumluluğu bulunan, spekülasyon ve manipülasyon yoluyla haksız kazanç sağlayan kişilerin hukuk kuralları çerçevesinde hesap vereceğini belirten Yılmaz, ilgili bağımsız, düzenleyici ve denetleyici otoritelerin sorumluluklarının ise Devlet Denetleme Kurulu tarafından yürütülen kapsamlı incelemeler sonucunda netleştirileceğini bildirdi. Fon Koordinasyon Kurulu'nun yoğun şekilde çalıştığını ve belirlenen yol haritası kapsamında ilgili kurumların kendi yetki alanlarında somut adımlar atmaya başladığını da sözlerine ekledi.
Yatırımcılar için ne anlama geliyor?
Bu açıklamalar, tasfiye sürecinde yatırımcıların haklarının korunması adına önemli bir çerçeve çiziyor. Özellikle küçük yatırımcıların öncelikli olması, mağduriyetlerin hızlı giderilmesi açısından kritik. Ancak serbest fonlarda devlet garantisi olmaması, yatırımcıların bilinçli hareket etmesi gerektiğini gösteriyor. Sürecin şeffaf yürütüleceği ve haksız kazanç sağlayanların hesap vereceği mesajı, piyasa güveni açısından olumlu bir adım olarak değerlendiriliyor.
Türkiye'de fon piyasasının büyüklüğü düşünüldüğünde, tasfiye edilen fonların toplam içindeki payının sınırlı kalması, sistemik bir risk olmadığını ortaya koyuyor. Yine de yatırımcıların fon seçimlerinde risk-getiri dengesini iyi analiz etmeleri ve özellikle serbest fonların yüksek risk taşıdığını unutmamaları gerekiyor. Kamuoyunun yakından takip ettiği bu süreçte atılacak adımlar, sermaye piyasalarının geleceği açısından belirleyici olacak.