Tasarım Döngüsünde Verimlilik Devrimi
Bu makale, bir tasarımcının iş akışındaki küçük ama can sıkıcı tekrarlı görevleri ele alarak, bu sorunu çözmek için kendi içsel araca nasıl ihtiyaç duyduğunu ve geliştirdiğini anlatıyor. Genellikle büyük mühendislik projeleriyle değil, günlük kullanımda karşılaşılan ufak pürüzlerin bir çözümünü yaratma merakıyla başlayan Atlas adında yeni bir Figma eklentisinin doğuş öyküsü inceleniyor.
Atlas projesi, Trendyol gibi çok uluslu ve çok dillere hizmet veren platformların deneyim tasarımı ekibinde çalışılırken günlük hayatta sürekli karşılaşılan yerelleştirme (localization) zorluklarından ilham almıştır. Bir ürünün farklı pazarlarda, dillerde nasıl algılanacağı büyük bir tasarım sürecinin son aşaması değil, her gün içinde yüzlerce kez yapılan manuel bir görev haline gelmiştir.
Yerelleştirmenin Gizli Zorlukları
Geniş çaplı küresel operasyon yürüten platformlarda, metinlerin farklı dillerdeki karşılıklarını kontrol etmek tasarım sürecinin doğal bir parçasıdır. Çeviriler onaylandığında, bu yeni içerikler Figma gibi tasarımlar içine manuel olarak aktarılır. Tasarımcılar arayüz geçişleri arasında sürekli gidip gelmek, doğru çeviri anahtarını bulmak ve metni kopyalayı yapıştırmak zorundadır.
bir adım bakıldığında bunlar tek başına karmaşık işler değildir ancak bir araya geldiklerinde küçük ama zahmetli bir görev yığını oluşturur. Bu süreçte kullanılan ara araçlar ve manuel işlemler, verimlilik açısından kabul edilebilir gibi görünse de sistemin daha akıcı hale getirilmesi gerekmektedir.
Atlas: Figma İçinde Canlı Çeviri Gücü
Atlas, tam da bu boşluğu doldurmak için tasarlanmış bir Figma eklentisidir. Temel işlevi, tasarım dosyasına gerçek çeviri anahtarlarını indirerek, tasarım içerisindeki metinleri ilgili yerelleştirilmiş kopyalarla değiştirmektir. Kısacası, designers (tasarımcılar), ürünün nihai ve doğru metin içeriğini tasarıma çok daha doğrudan bir şekilde dahil edebilirler.
Örnek olarak ele alınabilecek bir senaryoda, tasarımcı hem İngilizce hem Türkçede hem de Arapça ve Güneydoğu Asya gibi farklı pazarlardaki ürün detay sayfalarını kontrol etmek isteyebilir. Atlas sayesinde bu metinleri tek tek arayıp Figma'ya yapıştırmak yerine, eklenti ilgili yerel dildeki güncel metni alır ve seçilen yazı katmanını doğru çeviriyle değiştirir.
Tasarım Tutarlılığı İçin Gerçek Veri Kullanımı
maddeler arasında en kritik zorluk ise metin uzunluğudur. Bir bileşenin Türkçe'de dengeli görünen, Arapça veya İngilizce gibi farklı dillerde ne kadar yer kaplayacağı her zaman öngörülemez. Bu durum, tasarımın kısıtlamalarını görmeyi zorlaştırır.
Atlas’ın en değerli özelliklerinden biri, metin uzunluğu tespiti özelliğini kullanabilmesidir. Yer tutucu (placeholder) metinler yerine gerçek dillerden gelen çevirileri kullanarak tasarımcıların bir bileşenin farklı uzunluklardaki içerikleri barındırıp barındıramayacağını önceden görmesini sağlar. Bu, tasarıma çok ilerlemeden potansiyel sorunları tespit etmeyi kolaylaştıran stratejik bir yaklaşımdır.
Gelişim Süreci ve Yapay Zeka Yardımı
geliştirme süreci tamamen büyük bir yerelleştirme yönetim sistemi inşa etmek yerine, basit ama etkili tek bir adım olan canlı metin entegrasyonunu hedeflediği için nispeten küçük tutulmuştur. Bu sayede proje daha kolay anlaşılabilir ve test edilebilir olmuştur.
Bu aşamada, geliştirici süreçlerini hızlandırmak amacıyla yapay zeka asistanı Cursor'dan yoğun şekilde yararlanılmıştır. Başlangıçta terminal komutlarını çalıştırmak veya dosya yapısını anlamak gibi basit konularda bile zorluklar yaşansa da deneyim kazanılırken bu aracın farklı çalışma modları öğrenilmiştir.
Cursor ile çalışmak, bir geri besleme ve iyileştirme döngüsüne dönüştü. Tasarımcı Figma'da küçük değişiklikler yapıp sonucu gözlemledikten sonra bu hataları veya istenen durumları Cursor'a tanımlıyor. Zamanla prompt (komut) yazma şekli daha spesifik hale gelmiş, hangi metin katmanının ne zaman değiştirilmesi gerektiği gibi detaylar netleştirilmiştir.
Bu iteratif çalışma ve yapay zekanın rehberliği sayesinde Atlas eklentisi, tasarımın karmaşık süreçlerine pratik bir nefes getirerek verimlilik alışkanlıklarını kökten değiştiren kullanışlı bir araç haline gelmiştir. Bu proje gösteriyor ki çözüm her zaman en büyük bütçeli projelere değil, günlük sıkıntılara odaklanıp yenilikçi küçük adımlarla ortaya çıkabilmektedir.