Küresel teknoloji devlerinin ürettiği ve internete bağlı binlerce sunucunun, anakartların derinliklerinde gizlenmiş kritik güvenlik açıklarından istifade edilerek uzaktan tehlikeye atılabileceği ortaya çıktı. Bu sızıntılar on yılı aşkın süredir sistemlerin ana yönetim yongalarından kaynaklanıyor. Veri merkezlerinin kalbi sayılan sunucu altyapıları, beklenenden çok daha büyük ve kritik bir tehdit altındaki gizli avuçlar haline geldi.
Anakart yönetimi kontrolörleri yani BMC'ler (Baseboard Management Controllers), neredeyse her kurumsal sunucunun anakartına gömülü minyatür bilgisayarlardır. Genellikle kısa adıyla BMC olarak anılan bu mikro denetleyiciler, kendi işletim sistemi yazılımı, ağ yığını ve IP adresleriyle çalışır. BT yöneticileri bu sistemlerden faydalanarak büyük sunucu filolarının fiziksel durumunu izler; makineleri yeniden başlatabilir, güncellemeler kurabilir veya hatta tüm işletim sistemini yeniden yükleyebilir.
BMC'ler, bağlı oldukları ana sunucular kapalıyken ya da yanıt vermez durumdayken bile çalışabildiği için "ışık dışı" (lights out) ve "parça dışı" (out-of-band) yönetim adı verilen kritik görevleri yerine getirebilmektedir.
Kalıcı Bir Saldırı Yüzeyi Oluşturuyor
Güvenlik uzmanları, BMC'lerin veri merkezlerine derin ve kalıcı erişim arayan siber saldırganlar için altın bir fırsat sunduğunu en az 2013 yılından beri uyarmaktadır. Bu durumun baş sorumlusu da BMC'ler ile sunucular arası bağımsız yönetim görevlerini mümkün kılan IPMI protokolüdür (Intelligent Platform Management Interface). BMC'lerin üzerindeki bu yazılımdaki güvenlik açıkları, saldırganların kontrolörlere uzaktan kötü amaçlı kod çalıştırmasına ve oradan yönettiği sunucuları enfekte etmesine olanak sağlamaktadır.
Siber güvenlik firmalarından runZero'nun kurucusu HD Moore adlı araştırmacı, Las Vegas Black Hat konferansı'nda yaptığı sunumda yeni bulunan sorunların ne kadar yaygın olduğunu ortaya koydu. HPE, Supermicro, Avocent, Huawei ve Lenovo gibi dünyanın önde gelen tedarikçilerinin ürettiği BMC'lerde ondan fazla yeni güvenlik açığı keşfetti. Üstelik 2013 yılında tespit edilen bazı zayıflıkların düzeltme girişimlerine rağmen hala aktif olarak kullanılabildiği gözlemlendi.
Küresel Ölçekli Tehdidin Analizi
Hd Moore'un hazırladığı detaylı ve büyük ölçekli tarama çalışmaları, bu tehdidin sadece teorik olmadığını kanıtladı. İnternete bağlı BMC'leri hedef alan harici bir taramada 86 binin üzerindeki cihazın yönetim hizmetlerini halka açık olarak maruz bıraktığı bulundu. Bu risk altındaki cihazların %54'ünden biri kritik güvenlik açıkları barındırıyordu. Özellikle IPMI 2.0 kimlik doğrulama protokolündeki zayıflıklar nedeniyle bu alana yönelik yedi yüz elliden fazla cihaz, yönetici düzeyindeki şifrelerin çevrim dışı kırılabildiği durumdaydı.

Hizmet sağlayıcı ağları içinde gerçekleştirilen dahili taramalarda ise 126 binin aşkın BMC'nin neredeyse %29'unun kritik açık taşıdığı tespit edildi. Bu rakamlar, veri güvenliği konusunda ciddi bir alarm zillerinin çalmasına neden oluyor.
Gelişen Güvenlik Riskleri
Araştırmacının keşfettiği güvenlik açılarının çeşitliliği gün geçtikçe artıyor ve bu durum kesin bir sayı vermeyi zorlaştırıyor. Moore, tedarikçilerin yamaları yayınlayıp sorunları gidermesi için detaylı bilgilere erişimin kısıtlandığını belirtse de, karşılaşılan temel zayıflık türlerini sıraladı.
IPMI kimlik doğrulama el sıkışmasındaki hatalar gibi basit görünüşlü bu arızalar bile saldırganların BMC'ye sınırlı bir giriş yapmasını sağlıyor. Bu başlangıç noktası kullanılarak başka güvenlik açıkları istismar ediliyor ve saldırganlar yönetici erişimine ulaşılabiliyor.
Görünüm veya oturum sürelerini güvenli rastgele kaynaklar yerine saat gibi öngörülebilir verilerden oluşturmaları da yeni bir tehdit alanı teşkil ediyor. Bu durum, izinsiz kişilerce aktif BMC oturumlarının ele geçirilmesine ve kontrolünü kaybetmeye yol açabiliyor.
Son olarak, yönetim SSH servisinde kimlik doğrulamadan önce gerçekleşebilen bellek bozulması gibi ciddi arızalar da, kötü amaçlı kodların sisteme en baştan çalıştırılmasını mümkün kılıyor. Bu durumlar tüm teknoloji ekosistemini sarsma potansına sahip kritik bulgular olarak raporlanıyor.