Varyya Uluslararası Film Festivali'nin altı yıl dönümü kapsamında düzenlenen KVIFF Endüstri Günleri, son yıllarda dikkat çeken bir etkinlik olan 'Karanlıkta Kitaplar Ekran Buluyor' (Book-to-Screen at KVIFF) etkinliği ile sillerin ve yaratıcı profesyonellerin buluşma noktası oldu. Çek Cumhuriyeti'ndeki bu köklü festival, merkez Orta Avrupa ve Doğu Avrupa edebiyatını sinema veya televizyon uyarlamaları için incelediği yeni bir alana odaklanarak önemli bir atılım gerçekleştirdi.
KVIFF Film Endüstri Programları Başkanı Hugo Rosák tarafından açıklanan amacın, bu platformu gerçek anlamda Orta ve Doğu Avrupa fikri mülkiyet (IP) pazarı haline getirmek olduğu belirtildi. Temel hedef ise sinema ve yayıncılık arasındaki diyalogu geliştirmek ve bölgede telif hakları konularında daha şeffaf bir çevre yaratmaktı.
Hakemlik heyeti, festivalin tarihi atmosferini yansıtan geçici mekanda toplam sekiz orijinal edebi eser için hazırlanan projeyi inceledi. Bu eserler, dönemlerini geçmişten günümüze taşıyan ve her biri farklı türlerde dikkat çeken yapımlardan oluşuyordu.
Tarihi Dramalar Yeniden İzleniyor
Gurbetistan temalı bir tarihi dram olan Cupid at the Kremlin Wall (Kremlin Duvarı’ndaki Cupid), Stalinist terörün zirvede olduğu 1930'lar dönemindeki trajik tren yolculuğunu konu alıyor. Eserin yazarı ve tarihçi Aka Morchiladze, on beş ülkede yayımlanmış otuzdan fazla romanıyla tanınan deneyimli bir isim. Kitapta, geçmiş hatalarından hesaplaşmak zorunda kalan direniş kökenli eski bir kadın karakter odak noktası yer alıyor.
Yayıncı Nuka Gambashidze’nin paylaştığı bilgilere göre eser hem kurgusal unsurlarla doluydu hem de Sergei Eisenstein ve Raisa Vasilyeva gibi dönemin gerçek sinema figürlerini barındırıyordu. Bu durum, Stalin'in eylemlerinin sanata ve tarihi gerçekliğe vurduğu etkileri çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyordu.
Doğa Üzerinde Psikolojik Gerilim
Alman kökenli bir korku türü olan Playing Wolf (Kurt Rolü), edebi akademisyen Zuzana Ríhová imzalı eserle masaya geldi. Oxford'da Çek Çalışmaları Başkanı olarak görev yapmış yazar, eserin sadece uluslararası pazarda değil, Avrupa edebiyat literatüründe de karşılığı olduğunu gösterdi.
Bu köy temelli fıkra korkusu ve psikolojik gerilim türündeki roman, karakterlerin doğayla iç içe yaşadığı izole bir mekana yerleşmesiyle adeta bir gerilime sürükleniyor. Kendi tanıtımını yaparken eserle güncel teknoloji arasındaki kontrastı da öne çıkaran yayıncı Gabriela Kiszová’nın açıklamaları, hikâyenin beklenmedik ve tehlikeli yönlerini işaret ediyordu.
Çocuklar İçin Çağ Bırakan Maceralar
Çocuk edebiyatının önemli temsilcilerinden biri olan The River Odyssey of Kora from Willow Meadow (Kora’nın Sazlık Yatağı Nehir Destanı), Doğa ve kişisel gelişim temalarını işliyor. Polonyalı yazar Adam Robiński’nin bu eserinde, ekolojik bir öneme sahip küçük bir kunduzun yolculuğu merkezde yer alıyor.
Yayıncı Anna Nowacka-Devillard, kitabın sadece hayatta kalma mücadelesini değil, aynı zamanda cesaret ve direnç gibi kişisel gelişim temalarını işlediğini vurguladı. Eserin sonuna gelindiğinde ana karakter olan genç kunduzun, başlangıçtaki haline dair belirgin değişiklikler yaşadığı belirtildi. Hikâyenin doğaya duyduğu saygıyı yansıtan bu evrensel metinde, bir genç oğlanın yanı sıra tamamen hayvanlar üzerinden ilerlemesi dikkat çekiyordu.
Distopik Mizah ve Toplumsal Eleştiri
Moldova edebiyatının uluslararası pazarda kendine yer bulan örneklerinden Queen of Hearts (Kalpler Kraliçesi) diyebileceğimiz, distopik bir mizah içeren eser, yazar Iulian Ciocan’ın kaleminden çıkıyor. Roman; eski Sovyet sonrası başkent Kișinău'nun ortasında her geçen gün büyüyen ve toplumun tüm üzerine çöken devasa bir çukur üzerinden toplumsal baskıyı inceliyor.
Yayıncı Livia Stoia, eserinin corrupt (yolsuz) politikalara sahip karakterleri mizahi bir dille ele aldığını belirtti. Başlangıçta zenginlik peşinde koşan ana karakterin tesadüfi kazası sonucu bu çukurun kendisine ve tüm başkente zarar vermesinden korkmaya başlamasını anlatıyor kitap.
Karanlık Umutlar Sunan Sanat Eserleri
Yine Doğu Avrupa estetiğiyle öne çıkan Aspic Bistro (Jöle Bar) adlı eser, Ieva Dumbrytė'nin kaleminden çıkmış bir gerçekçi fıkra sanatına örnek teşkil ediyor. Lisalı gençlerin hayallerini gerçekleştirmeye çalışırken bürokratik engellerle karşılaşmasını ele alan roman, absürt ve karanlık mizahla okuyucuyu içine çekiyor.
Başarıya ulaşamayan ama yine de üniversite diploması almış bir öğrencinin hikayesi üzerinden yazarın ürettiği bu eser; hayatta kalmanın konfordan daha önemli olduğu sert ancak tuhaf bir ortam sunuyor. Umut ışığına bakıldığında bile karakterlerin durumları, neredeyse komedi sineması dilini anımsatacak kadar absürt bir havada geçiyor.