Son dönemde sinema dünyası, klasik metinlerin modern yorumlanması üzerinden hararetli bir tartışmaya sahne oldu. Edebiyatın duayeni Joyce Carol Oates’den, büyük eleştirel figür Emily Wilson ve farklı yorumsal yaklaşımlar üzerine çarpıcı açıklamalar geldi.
Wilson, en popüler Odysseia çevirilerinden biriyle bilinen ve akademik çevrelerde önemli bir isim olan kişi, Christopher Nolan’ın eserine yönelik oldukça keskin eleştiriler yöneltmişti. Londra Edebiyat Dergisi için kaleme aldığı yazı boyunca hislerini özetlerken, ‘Bu senaryonun hiçbir kısmını yazmış olmaktan utanırım’ şeklinde ağır ifadeler kullanmıştı.
Ancak edebiyat dünyasında yalnızca akademik bir isim olmakla kalmayıp özgün eserleriyle de tanınan Oates, bu eleştiriye sosyal medya üzerinden hiç vakit kaybetmeden ve tüm savunmalarından ödün vermeden yanıt verdi. Klasik bir figürün modern sinema diliyle yeniden yorumlanmasına yönelik eleştirileri sertçe dile getirdi.
Sanatçının Özgür Alanı
Oates, Emily Wilson’ın kullanımındaki ‘sert ve üstünlük barındıran tonun hoş olmayan bir etki yarattığını’ belirtti. O, bir metnin yorumlanmasına dair farklı fikirlerin akademik bir arkadaşlık çerçevesinde tartışılmaması gerektiğini vurguladı. Dahası Wilson'a hitaben şunları ekledi: Nolan gibi bir eserin faydasını görmesine rağmen, yorumlarını kendi düşüncelerinden farklı olanlara karşı 'MAGA’lı bir kitleye saldırı dilinin saf ve ilkel dille yapmak onun için büyük bir sürpriz teşkil ediyor. Tüm çevirilerin özünde sübjektif olduğu varsayılırken, metne hizmet eden profesyonellerin birbirine karşı daha düşünceli olması beklenirdi.
Oates’in kültürel alandaki tanınırlığı ise oldukça yüksek; edebi çevrelerde Amerika'nın en seçkin yazarlarından biri olarak kabul edilir. National Book Ödülü ve O. Henry Ödülleri gibi birçok prestijli ödül kazanmış, Pulitzer için de defalar final yaptı. Belki de tam da bu birikim sayesinde Nolan’ın Homeros’un destansı kahramanını kendi vizyonuyla yeniden inşa etme hakkını sonuna kadar savunması samimi gelmiş olmalı.
Kahramanın Dönüşümü ve Vicdan Sesi
Oates, filmlerdeki klasik bir figürün tamamen yaratıcı özgürlük alanının nasıl korunabileceğini açıkça dile getirdi. Homeros’un ‘asili’ olarak tanımlanan Odysseusi karakterinin günümüz izleyicisi tarafından pek de o kadar asil görülmediğini örneklerle ortaya koydu. Tarihteki sert ve zalim figürleri, gibi olayları bu kahramın eylemlerine benzetilebilecek şekilde ele alabileceğini belirtti.
Oates'e göre 1997 yapımı uyarlamada Odysseusi’nin alt etmesi gereken özellik gurur iken, Nolan’ın yorumunda karşımıza çıkan temel mesele bilinç ve vicdandır. Ancak unutulmamalıdır ki bu modern yaklaşımla bile klasik kahramanların içsel çatışmaları, dönemin etik yargılarına göre yeniden şekillenebilir.
Eleştirilere Cevap: Denge ve Değer Yaratmak
Ünlü yazar devam ederek Wilson’ın Uzmanlık alanı olan çeviri sanatına da değindi. Odysseia için en zarif tercümenin Daniel Mendelsohn'un çalışması olduğunu belirterek bu yöntemi önerdi. O, eğer Nolan filminin altyapısında böyle edebi bir dil kullanılsaydı suçlamaların ‘dilin sıradan’ ya da ‘sıkıcı’ olması üzerinden değil, tam tersine aşırı derecede yüksek ve şiirsel olması yönünde geleceğini ifade etti.
Oates kişisel bir kanaat olarak filmin muazzam bir klasik kabul edilmesini beklemediğini belirtiyor. Ancak Nolan'ın sinematografik yaklaşımının ne olursa olsun büyük beğeni toplamayı garantilemeyeceği sonucuna varmış durumda. Yine de her yaratıcı esere bu denli sert eleştiriler yöneltilmesinin ürkütücü ve motivasyon kırıcı olabileceğini vurguladı. Bir sanatçıyı, sanki bir suçluymuş gibi veya insanlara zarar vermiş bir kişiymiş gibi hedef alan yaklaşımların genel sanatsal üretimi kökten dondurabileceğinden endişeleniyor.
Öneriler ve Yaklaşımlar Arası Farklar
Bu modern uyarlamanın bu yıl bir başyapıt olarak görülmeyeceğini söyleyen Oates, her ne kadar filmi kesinlikle önermese de Nolan’ın eserini ve aynı zamanda 1997 yapımı Francis Ford Coppola işbirliğiyle ortaya çıkan miniseries'yi şiddetle tavsiye etti. Bu iki versiyonun birbirinden belirgin farklılıklar taşıdığını belirtiyor; birincisi Amerikan odaklı, hüzünlü bir orta yaşlı kahraman olan Matt Damon ile temsil edilirken, diğeri Akdeniz ruhunu daha doğal ve karizmatik taşıyan Armand Assante tarafından canlandırılmıştır. 1997 yapımı miniseries'de ise Odysseusi’nin annesi Irene Papas ve Athena rolünde göz kamaştıran Isabella Rossellini yer alır.