Locarno’nun on beşinci senesine ulaşmış düşünce merkezi StepIn, bu yıl 'Güç, İnsanlar, Veri ve Filmin Geleceği' temaları altında ele alınacak önemli tartışmalara ev sahipliği yapıyor.
boylu boyunca bağımsız sinemanın temel özelliklerinden birinin risk alma isteği olduğunu vurgulayan Locarno Pro ve StepIn Yöneticisi Marcello Paolillo, geçtiğimiz yıl yapılan değerlendirmelerde başarısızlığın pek de akıllıca bir strateji olmadığını belirtmiş. İzleyicilerin filmlere original olmaları, şaşırtıcı olması ve duygusal olarak dürüstükleri için aşık olduklarını hatırlatarak devam ediyor.
Yine bu aralar kendimizi karmaşık algoritmaların, ileri düzey veri analizlerinin, yapay zekanın (AI) ve kararları öngörmeye odaklanmış sistemlerin çevrelediği bir ortamda buluyoruz. Bu yeni gerçeklik, sinema sektörünü kökten dönüştürüyor.
Algoritmalar Sanatın Sonu mu?
Filmin geleceğini şekillendiren güç yapıları, insan sermayesi ve politikaların yanı sıra veri odaklı karar verme süreçleri de büyük bir etki yaratıyor. Bu değişim, özellikle bağımsız sinema alanını yeniden tanımlayan en kritik konulardan biri haline geldi.
Yöntemini dört birbirine bağlı bakış açısıyla ele alacak olan StepIn etkinliği; algoritma ve pazar konsolidasyonunun yaratıcı özgürlük üzerindeki baskısını, özel yatırımcıların satış temsilcileriyle entegre edildiği sürdürülebilir bağımsız film finansman yollarını, sinemanın neden hâlâ önemli olduğunu ve sektördeki cinsiyet eşitliğinin maliyetini tartışmaya açıyor.
Paolillo, algoritmalara birçok kişi tarafından sanatın ölümü olarak bakılmasına rağmen bu yaklaşımın başka bir boyutunun da olduğunu belirtiyor. Akıllıca kullanıldığında verinin yaratıcı kısıtlayıcı olmaktan çıkıp değerli bir araç haline gelebildiğini vurguluyor. Bu durumun yapay zeka için de geçerli olduğu ve sinema yapım sürecinin başlangıç aşamasından pazarlamaya, dağıtıma kadar her adımının bu teknolojik yeniliklerden etkilendiği kesindir.
Kontrol İllüzyonu ve Risk Yönetimi
Analizör Stephen Follow’ın 'Korku, Yalanlar ve Kontrol Yanılsaması' başlıklı dikkat çekici sunumu merakla bekleniyor. Sektörün yüz yılı aşkın süredir sanatsal temelli bir işte kaçınılmaz olan belirsizlikleri kontrol altına almak adına yıldız oyuncuların kullanımı, test gösterimleri, takip anketleri ve günümüzde algoritmalar gibi araçlara yöneldiğini ifade ediyor.
Ancak Follow, bu aletlerin büyük ölçüde beklenen performansı vermediğini veya sektörün yanlış kullandığını iddia ediyor. İnsanların aldıkları küçük verilerle kendini kontrol ediyormuş yanılgısına düşüp, basit bir avantajı tam kontrol olarak algıladıklarında sorunlar başlıyor.
Yazarda özetlediği üzere, eline bir alet geçince her şeyin onun kurallarına göre görünmeye başlamasıyla; bu araçların cevaplayabileceği sorularla gerçekten önemli olan meseeler gölgeleniyor. Bu sistemlerin maliyetlerinin ve yan etkilerinin elde edilen sınırlı avantajdan çok daha fazla olabildiği uyarısı dikkat çekiyor.
Festivalin Karşı Algoritma Rolü
Büyük dağıtım şirketleri, filmleri ölçüyor ama aynı zamanda bir şeyi gizli tutuyor. Yayın platformları izlenme verilerini yeniden tanımlarken ve sektördeki devler sessiz kalarak veri paylaşmıyor. Fakat insanlar, zaten kimlerin görülüp görmeyeceğini belirleyen algoritmaları tamamen göz ardı etme eğiliminde.
Yayıncılarda en büyük riskin yaratım değil keşif aşamasında olduğu biliniyor. Makine hiçbir zaman bir zevk sahibi insanın 'İşte bu!' diyebileceği o anı yarattırmıyor ve budur da festivallerin varlık sebebi. Locarno gibi platformlar, endişelerden ziyade gerçekten önem veren insanlarla dolu olmasıyla algoritmalara karşı bir direnç oluşturuyor.
İlk panelde dağıtım şirketi Lucky Red’den Andrea Occhipinti, mk2 Prodüksiyon Şirketlerinden Yasmine Talli ve Glasgow Üniversitesi Kültürel Ekonomi ve Politika profesörü Doris Ruth Eikhof konuşacak. Sektördeki bu dönüşümün; endüstrileşme, bağımsız sinema yapısı ve değişen piyasa koşulları bağlamında ne anlama geldiği derinlemesine incelenecek.