Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 376'ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğdeğişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Düzenleme, sermaye kaybı yaşayan veya borca batık durumda olan şirketlerin mali tablolarında dikkate alacağı bazı kalemlere ilişkin kolaylık süresini uzattı.
- Sermaye kaybı veya borca batıklık hesaplamalarında kur farkı zararlarının tamamı dikkate alınmayabilecek.
- 2020 ve 2021 yıllarında tahakkuk eden kiralama, amortisman ve personel giderlerinin yarısı da hesaplama dışı bırakılabilecek.
- Daha önce 1 Ocak 2027'ye kadar geçerli olan bu imkan, 1 Ocak 2028'e kadar uzatıldı.
Hangi hesaplamalar etkilenecek?
Tebliğ değişikliği, Türk Ticaret Kanunu'nun 376'ncı maddesi kapsamında yapılan sermaye kaybı ve borca batıklık hesaplamalarını doğrudan ilgilendiriyor. Buna göre, henüz ifa edilmemiş yabancı para cinsinden yükümlülüklerden kaynaklanan kur farkı zararlarının tamamı, şirketlerin mali durumunun tespitinde dikkate alınmayabilecek. Ayrıca 2020 ve 2021 yıllarında tahakkuk eden kiralamalardan kaynaklanan giderler, amortismanlar ve personel giderlerinin toplamının yarısı da bu hesaplamalarda yok sayılabilecek. Bu düzenleme, özellikle pandemi döneminde zorunlu olarak artan sabit giderleri ve kur dalgalanmalarından olumsuz etkilenen şirketler için önemli bir nefes alma alanı sağlıyor.
Süre uzatımı neden yapıldı?
Daha önce söz konusu imkan, 1 Ocak 2027'ye kadar yapılacak hesaplamaları kapsıyordu. Yeni tebliğ ile bu süre 1 Ocak 2028'e kadar uzatıldı. Böylece şirketler, 2027 yılı boyunca da bu kolaylıktan yararlanmaya devam edecek. Uzatımın temel amacı, ekonomik koşulların hâlâ belirsizliğini koruduğu bir ortamda, sermaye kaybı veya borca batıklık nedeniyle zor durumda olan şirketlerin yeniden yapılandırma süreçlerine zaman kazandırmak ve ani iflasların önüne geçmek olarak yorumlanıyor.
Şirketler için ne anlama geliyor?
Sermaye kaybı veya borca batıklık, TTK'nın 376'ncı maddesi kapsamında şirket yönetim kurullarına önemli sorumluluklar yüklüyor. Şirketin sermayesinin üçte ikisini kaybetmesi veya borca batık hale gelmesi durumunda, yönetim kurulunun genel kurulu toplantıya çağırması ve gerekli önlemleri alması gerekiyor. Bu hesaplamalarda kur farkı zararları ve belirli gider kalemlerinin dikkate alınmaması, şirketin mali tablolarında görünen zararı azaltarak, daha fazla şirketin bu kapsama girmesini engelliyor. Dolayısıyla düzenleme, özellikle ihracat yapan veya döviz cinsinden borcu olan firmalar için kritik bir öneme sahip.
Hangi şirketler yararlanacak?
Düzenlemeden, sermaye kaybı veya borca batıklık durumunda olan tüm anonim ve limited şirketler yararlanabilecek. Ancak bu imkandan faydalanmak için şirketlerin, söz konusu zarar ve gider kalemlerini hesaplamalarında dikkate almamayı tercih etmesi ve bunu finansal tablolarında açıkça göstermesi gerekiyor. Ayrıca, bu kolaylık yalnızca belirli bir dönemi kapsıyor; 2020 ve 2021 yıllarına ait giderler ile henüz ifa edilmemiş yabancı para yükümlülüklerinden doğan kur farkları için geçerli. Sonraki yıllara ait kalemler bu kapsamda değerlendirilmeyecek.
Türkiye'deki yansımaları ne olacak?
Türkiye'de özellikle KOBİ'ler ve ihracatçı firmalar, son yıllarda artan kur oynaklığı ve maliyet baskıları nedeniyle sermaye kaybı riskiyle karşı karşıya kaldı. Bu düzenleme, söz konusu şirketlerin bilançolarını daha sağlıklı göstermelerine yardımcı olarak, bankalarla olan ilişkilerinde ve kredi başvurularında avantaj sağlayabilir. Aynı zamanda, borca batıklık nedeniyle iflas erteleme talebinde bulunmak zorunda kalan şirket sayısında azalma bekleniyor. Uzmanlar, uzatımın 2028'e kadar sürmesinin, şirketlere orta vadeli bir planlama imkanı sunduğunu belirtiyor.
Peki bu düzenleme kalıcı mı?
Tebliğ değişikliği, 1 Ocak 2028'e kadar yapılacak hesaplamaları kapsıyor. Bu tarihten sonra söz konusu kolaylığın devam edip etmeyeceği belirsizliğini koruyor. Ekonomik koşullara bağlı olarak, hükümetin ilerleyen dönemlerde yeni bir uzatma veya kalıcı bir düzenleme yapması gündeme gelebilir. Şirketlerin bu süreyi iyi değerlendirerek finansal yapılarını güçlendirmesi ve borçluluk oranlarını azaltması öneriliyor.