Crytek'in Ryse: Son of Rome projesiyle yola çıktığı ilk günlerde, bu oyunun aslında tek seferlik bir macera olmaktan çok daha büyük vizyonlara sahip olduğu ortaya çıktı. Başlangıçta Xbox One konsolunun lansmanına özel olarak tasarlanan bu yapım, başarılı görsellerine rağmen nispeten kısa ve doğrusal hikaye yapısıyla dikkatleri tam olarak üzerine çekemedi. Ancak sızan bilgilere göre geliştirici ekibin asıl amacı, Ryse markasını tüm zamanları kapsayan devasa bir tarih serisine dönüştürmekti.
Geliştiriciler, basit bir oyunun ötesine geçerek oyuncuları farklı coğrafyalara ve kadim medeniyetlerin yükseliş ve düşüş döngüsüne götürecek bir anlatı kurmayı hedeflediler. Ryse: Son of Rome'u, tıpkı Assassin's Creed serisinin yaptığı gibi tarihi dönemleri ortak bir ana tema üzerinden birbirine bağlayan büyük bir destana dönüştürme hayalleri içindeydi.
Hikayeyi bu denli genişletme planları varken, Ryse: Son of Rome için tasarlanan içeriklerin önemli bir kısmı zamanında çıkarıldı. Tahmini olarak, oyundan kaldırılan kısımların yarısından fazlası civarında bir anlatı malzemesi oyunda yer alırken; geri kalan yaklaşık altı saatlik sunum oldukça lineer ve doğrusal bir macera şeklinde son buldu.
Geniş Zaman Çizgisi İçin Harita Hazırlanıyordu
Tarihi süreye yayılan bu kapsamlı seride Ryse evreninde keşfedilmesi planlanan dönemler arasında Viking Çağı öne çıkıyordu. Modern oyunlarda genellikle yeterince işlenmeyen ve büyük bir potansiyel barındıran Kuzey mitolojisi, Ryse'in ikinci macerası için mükemmel bir zemin oluşturulmuştu. Bu devasa macera planları sadece Avrupa ile sınırlı değildi; Moğol istilalarının yaşandığı dönemler veya feodal düzeni kurduğu Anadolu toprakları gibi farklı kültürel ve siyasi yapıların oyunlar zincirinde yer alması da gündemdeki diğer güçlü seçenekler arasındaydı.
Bu potansiyel devam oyunlarının önceki başlığa kıyasla çok daha açık, keşfe uygun ve oyuncuya serbest bir hareket alanı sunacak yapılar olması hedeflendi. Ekip, farklı imparatorlukların binlerce yıl boyunca nasıl görkemli yükselişler kaydedip ardından kaçıncı yüzyıllarda trajik düşüşlere imza atabileceğini bu seri üzerinden anlatmayı amaçlıyordu.
Seri Yaklaşımı ve Serbestlik Dileği
Riese ekibinin vizyonu, farklı zaman dilimlerinde geçen ancak belirli tematik noktalarla birbirine kenetlenen bir halk yaratan bir seriyi işaret ediyordu. Bu ortak anlattaki bağ kurma şekli, tarihin kesik bir bölümüne odaklanıp sonra tamamen bambaşka bir çağa atlayarak hikayeyi büyük resimde sürdüren Assassin's Creed modelini güçlü bir şekilde andırıyordu.
Ancak bu iddialı planlar ne yazık ki sadece oyunun ilk satışlarının beklentilerin altında kalmasıyla sınırlı değildi. Daha derin ve karmaşık ticari anlaşmazlıklar da süreci etkiledi. Crytek, Ryse markasının fikri mülkiyetinin kime ait olacağı konusunda Xbox ile yaşanan gerginlikler nedeniyle bu dev projeyi sürdürmekten vazgeçti.
Sonuç olarak Ryse: Son of Rome bugün yalnızca tek bir oyun deneyimi olarak yer alıyor olsa da geliştirici ekibinin asıl hedefinin, tarihi katmanlar arasında gezinilen ve yüzyıllar boyunca süren geniş bir macera serisi yaratmak olduğu anlaşılıyor. Bu, Xbox için uzun yıllar özel bir niş oluşturabilecek devasa bir potansiyeldi.