

Adam Wingard ve Simon Barrett ikilisi, stüdyo yapımı dev bütçeli filmlerden önceki dönemlerindeki o keskin, tel örgü gibi gerilimli tür denemelerine geri dönüyor. Yeni filmleri Onslaught, 12 saatlik bir geri sayımın eşliğinde kaçınılmaz bir katliama doğru ilerleyen, askeri temalı bir slasher gerilim. İkilinin en cilalı işi olmasa da, görsel açıdan en estetik yapımları olarak öne çıkıyor ve yaz sezonunun kapanışına eğlenceli bir nokta koyuyor.
Film, ABD ordusu gazileri için kurulmuş bir karavanda geçiyor. Adria Arjona'nın canlandırdığı Celeste, eski bir keskin nişancı ve bu yerleşkenin yöneticisi. Paranoyak ve silahlarına düşkün bir karakter olan Celeste, savaş anılarının siyah-beyaz görüntüleriyle boğuşurken, bir anda eski eşi kapıda beliriyor ve kızları Daisy'yi (Blake Kennedy) bırakıyor. Celeste, kızıyla ilgilenmeye çalışırken yakınlardaki gizli bir askeri üste yaşanan tuhaf olaylar, onun huzurlu yaşamını tehdit etmeye başlıyor.
Asıl aksiyon, Celeste'in hikayesinden oldukça bağımsız ilerliyor. Dan Stevens'ın canlandırdığı Alman bilim insanı Dr. Hans Kammler ve eşi Hanna (Rebecca Hall), özel bir askeri yüklenici için yeraltı sığınağında sosyopat süper askerler üzerinde deneyler yapıyor. Filmin açılış montajı, Amerikan savaş tarihinde geriye doğru ilerleyerek Operation Paperclip'e odaklanıyor ve Kammler'in Nazi geçmişine gönderme yapıyor. Bu deneyler sonucu ortaya çıkan üç acımasız katil, masum kasabaları tarayarak ilerliyor ve ancak filmin sonlarına doğru Celeste'in yerleşkesine ulaşıyor.
Wingard'ın dili, tıpkı The Guest'te olduğu gibi, askeri-endüstriyel kompleksin korku imgeleriyle harmanlanması üzerine kurulu. Sosyal temalar hikayeyi besliyor ancak arka planda kalıyor; ön planda ise kanlı ve hızlı aksiyon var. Özellikle deneylerde kullanılan askerlerden en az ikisinin siyahi olması, filmin alt metninde ırkçılığa dair göndermeler barındırıyor. Ancak bu göndermeler yüzeye çıkmıyor, sadece hikayenin dokusuna işlenmiş durumda.
Onslaught, ikilinin önceki işlerine kıyasla daha dağınık bir yapıya sahip. Anne-kız hikayesi ile askeri deneylerin anlatısı, 92 dakikalık sürenin büyük bölümünde birbirinden kopuk ilerliyor. Bu da filmin odak kaybı yaşamasına neden oluyor. Ancak Wingard'ın görsel anlatımı, özellikle aksiyon sahnelerindeki yaratıcı silah kullanımı ve gerilim dozu, filmi izlenebilir kılıyor. Celeste'in sonunda kalesinde verdiği mücadele, filmin en tatmin edici anlarından birini oluşturuyor.
Filmin Türkiye gösterim tarihi henüz açıklanmadı. Küresel lansmanının ardından ülkemizde dijital platformlarda veya sinemalarda yayınlanması bekleniyor. Wingard'ın Godzilla vs. Kong ile kazandığı popülerlik, Onslaught'ın da geniş bir izleyici kitlesine ulaşmasını sağlayabilir.
Onslaught, tür severler için kaçırılmaması gereken bir yapım. Wingard'ın imzasını taşıyan estetik görselliği ve sert aksiyonu, senaryodaki pürüzlere rağmen keyifli bir deneyim sunuyor. Özellikle The Guest hayranları, bu filmde de aynı enerjiyi bulacak. Ancak daha derli toplu bir hikaye bekleyenler, filmin dağınık yapısından dolayı hayal kırıklığına uğrayabilir.
Ridley Scott, Alien serisine geri dönüyor ve Michael Fassbender'ın David karakterinin hikayesini tamamlamak istiyor.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!
E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar (*) ile işaretlenmiştir.



