

Uzun yıllardır akıllı gözlük segmentinde var olan ve genellikle Ray-Ban ya da Oakley gibi prestij markalarının estetiğini taklit eden bir yaklaşımla öne çıkan Meta, bu sefer kendi özgün kimliğini ön plana çıkarıyor. Geçtiğimiz dönemlerde oyuncularını ucuza ve aynı işlevselliklerle yakalamak üzere tasarladığı akıllı gözlük serileri yerine artık doğrudan marka adını taşıyan yeni ürün ailesini piyasaya sürdü: Meta Glasses.
Bu stratejik hamleyle, şirketin kendi tasarladığı çerçeveleri piyasada belirlediği fiyattan biraz daha uygun bir başlangıç seviyesiyle sunması mümkün hale geldi. Yeni seriler artık Ray-Ban veya Oakley muadillerine kıyasla özellik ya da işlevsellik açısından büyük fedakarlıklar yapmıyor; ancak bazı küçük tasarım detayları, kullanıcıya beklenen o 'premium' hissi tam olarak vermekte zorlanabiliyor.

Meydana gelen en belirgin değişikliklerden biri, sunduğu stil ve renk çeşitliliği oldu. Şu anda Meta’nın portföyünde Adventurer (Wayfarer benzeri), Starfire (Kylie Jenner işbirliği ile kedi gözü formunda) ve Fury (daha kalın, büyük kare bir model olan oversize stilde) olmak üzere üç ana çerçeve tarzı bulunuyor.
Bu modellerin her biri onlarca renk ve lens varyasyonuna sahip; dürüst olmak gerekirse yuvarlak çerçeveli tasarımların da eklenmesini beklerken mevcut renk paletine oldukça memnun kaldım. İnceleme için edindiğim model, tütün renginde (tortoiseshell) geçişli camlara sahip Fury serisiydi.
İlk bakışta Ray-Ban tarzı birçok gözlük gibi görünüyor olsa da yakından incelediğinizde bazı farklar ortaya çıkıyor. Geleneksel olarak lenslerin üzerinde ve çerçeve yanlarında bulunan Meta’nın simgesel 'Meta sonsuz' (Meta infinity) logosu yer alıyor; artık eski markaların ikonik logolarıyla karşılaşmıyorsunuz.
Şarj kutusu tasarımı da farklılaştı; bu model, görüntüsü açılabilen özel gözlüklerde kullandığı gibi düz katlanabilir bir yapıya sahip. Klasik Ray-Ban kutularındaki o zarif ve klasik görünüm yerine daha kullanışlı, cep dostu bu katlanır tasarım benim tercihim oldu.

Wazgeçemeyeceğim birkaç detay vardı ancak bazı konularda Ray-Ban tarzı modellerin estetiğini bir miktar özlediğimi fark ettim. Özellikle Fury modelinde, diğer Meta gözlüklerine kıyasla belirgin şekilde daha kalın ve hantal (bulkier) bir yapı hissediliyor. 60 gramlık ağırlığıyla, yakın zamanda incelediğim reçeteli Ray-Ban Optics çerçevelerinden net bir şekilde daha ağır kalıyor.
Haddesine rağmen bu ek ağırlığının yüzüm üzerindeki dengesini oldukça iyi koruduğu beni şaşırttı. Hem Fury hem de Adventurer modellerinde, çıkarma yapılabilen kulak takma yerlerine göre çok daha ayarlanabilir burun parçaları bulunuyor; bu da ayar yapmayı ciddi ölçüde kolaylaştırıyor.

Ancak kullanım konforu açısından tam bir kusursuzluk yakalanamadı. Fury çerçevelerinin her kol boyunca neredeyse tüm uzunluğuna kadar uzanan belirgin bir çıkıntısı, birkaç saat taktıktan sonra başımın yan tarafında rahatsız edici bir baskı oluşturuyor.
Ayrıca daha ağır yapısının neden olduğu bazı sorunlar mevcut; bu kısımlar gözlerin etrafındaki burun bölgelerine bastırarak uzun süreli kullanımlarda belirgin izler bırakabiliyor. Yine de, teknolojik işlevsellik cepheden büyük bir kopuş yaşamıyor.
Mevcut en yeni gözlüklerin özellikleri, Meta’nın diğer ikinci nesil (Gen 2) ürün grubu ile neredeyse hiç ayrılmıyor. Son çıkan bu modellere de önceki serilerden miras kalan 12 megapiksel kamera ve mikrofon kurulumu dahil.

Meta tarafındaki iddialı açıklamalar 'sekiz saatten fazla batarya ömrü' yönünde olsa da, gerçek kullanımda sonuç kişiden kişiye değişiyor. Sürekli müzik dinlediğim durumlarda şarjın yaklaşık dört buçuk saatte tükendiğini gözlemledim.
Yeni çerçeveler de Ray-Ban Meta Optics modellerinde bulunan programlanabilir tetik düğmesine sahip. Bu buton, Meta asistanına spesifik bir komutun hızlı kısayolu olarak ayarlanabiliyor; kişisel kullanım deneyimi bu özellik sayesinde çok daha verimli hale geliyor.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!
E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar (*) ile işaretlenmiştir.