
Bilim
Max Planck'ın 1940'lar Makaleleri Neden Çekildi?
Kuantum mekaniğinin kurucusu Max Planck’ın 1940'lardan kalma iki akademik makalesi güncel bir dergi tarafından telif hakkı gerekçesiyle tamamen sistemden silindi.
Hexcore
3 dk
30 Haziran 2026

Görünüşe göre modern bilim dünyasının en büyük isimlerinden biri olan Max Planck'ın külleri bile dijital arşivlerde kaybolmaya mahkum kalmış. Kuantum mekaniğinin öncülerinden ve 1918 yılında kuantum kavramını keşfiyle Nobel Fizik ödülünü alan Alman bilim insanı, entelektüel dürüstlüğü hiç sorgulanmayan bir figürdü. İşte bu nedenle, bazı bilim tarihçilerinin şaşkınlıkla karşıladığı olay, Max Planck’ın 1940’lı yıllara ait iki makalesinin ilgili akademik dergi tarafından tamamen geri alınması (retracted) oldu.
Bu retrakisyon süreci sadece bir makalenin sistemden silinmesinden öte, modern bilim yayıncılık etiği ile tarihsel baskılar arasındaki derin gerilimi yüzeye çıkardı. Sorun şu ki, derginin gelen uygulaması her zaman içeriğin üzerinde büyük bir geri çekme bildirimi (retracted notice) barındırırken; Max Planck'ın söz konusu makaleleri sistemden tamamen silindi ve yalnızca boş sayfalarla beraber ‘makale ihlali nedeniyle geri çekilmiştir’ şeklinde kısa bir not bırakıldı.
Bu olayı araştıran fizik tarihçileri Yves Gingras ve Mahdi Khelfaoui, şaşkınlık içinde Max Planck isminin ‘retraksiyonlar’ listelerinde yer aldığını gördüler. Bu isim üzerine gerçekleştirdikleri inceleme sonuçlarını arXiv gibi ön baskı platformlarında yayınladılar. Soruların cevabını ararken derginin editör ekibine ulaşmaya çalıştılar ancak durum oldukça karmaşıktı. Dergideki mevcut editör, olayın kendisiyle ilgili hiçbir bilgisi olmadığını ve bunun muhtemelen o an kullanılan algoritmalardan kaynaklanan büyük bir hata olduğunu belirtti.
Bu açıklama ne kadar şaşırtıcı olsa da, incelemelerde dikkat çeken nokta yayın sürecine dair daha derin bir kaygıydı. Gingras ve Khelfaoui’ye göre bu geri çekmelerin sebebi bilimsel içerik açısından hiçbir kusur içermeyen makalelerin, yayınevinin telif hakkı (copyright) anlayışındaki veya geçmişteki yayın uygulamalarına yönelik bilgisizliğinden kaynaklanıyordu.
Gingras ve Khelfaoui’ye göre retrakisyon kararı, yayınevi hukukçularının baskısıyla ve makalelerin ‘tekrarlı yayınlar’ (duplicate publications) şeklinde algılanmasından kaynaklanıyordu. Bu iki Planck makalesi, bilimsel açıdan sadece kuantum bilimine dair felsefi düşünceleri içeren eserlerdi. Ancak makale meta verileri incelendiğinde bu sorunların 2005 yılı civarında ortaya çıktığı görüldü; yani büyük çaplı dijital yayın dönüşümünün yaşandığı bir dönemde.
Mesele, yayınevlerinin günümüz standartlarındaki tekkif (self-plagiarism) veya ikincil telif ihlali kurallarını tarihsel eserlere geriye dönük uygulamaya kalkmasıdır. 20. yüzyılın başlarında bilim camiası çok daha farklı işliyordu. Bilginin dil ve coğrafya engelleriyle bölünmüş, parçalanmış bir topluluk arasında en geniş çapta yayılması hedeflendiği için konferans sunumları, dergi makaleleri ve antolojiler arasındaki sınır uçlarda erimiydi.
Vakaların tekrar incelenmesi ise günümüz bilimsel yayıncilik ekosisteminin ticari yönleriyle ilgilidir. Bilim dünyası bugüne ulaştığında, dev ticari yayınevleri telif haklarını korumaya ve kârlılık elde etmeye çok daha fazla odaklandı. Bu durum, bilim insanları için özgeçmiş (CV) oluşturmanın temel bileşeni olan yayınlar bağlamında, tekrarlanan veya ben yazılı içerik sorunlarının bir endişe konusu haline gelmesine neden oldu.
Mevcut baskı altında çalışan araştırmacılar ve geçmişin büyük isimleri için bu modern standartların ne kadar adil uygulanabileceği tartışılması gerekiyor. Max Planck’ın 1940'lar eserlerinin silinmesi, klasik akademik başarıların bile dijital sistemlerin algoritması veya hukuksal yorumları karşısında nasıl savunmasız kalabildiğine dair acı bir sembol haline geldi.




Topluluk yargısını şekillendirmek için fikrini tek bir sinyalle belirt.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!
E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar (*) ile işaretlenmiştir.