İsviçre'nin kült film mabedi, Lokarno Film Festivali, 79. senesi için heyecan verici ve çeşitliliği ön planda tutan yeni sinema seçkisini kamuoyuyla paylaştı. Her yıl kendine has estetiği ve eleştirel derinliği ile öne çıkan festival, 5-15 Ağustos tarihleri arasında kapılarını açacak.
Festivalin ilk günü Piazza Grande'da dünya prömiyeri gösterilecek filmlerden Fanny Liatard ve Jérémy Trouilh imzalı 'The Green Eyes' dikkat çekiyor. Bu çiftin yapımı, bir babanın ülkesinden sürülme korkusuyla ailenin yuvasını terk etmesiyle hayatları alt üst olan iki çocuk üzerinden ilerliyor. İddialı bu yeni eser, yönetmen düetinin 2020 yılında adından sıkça söz ettiren 'Gagarine'dan sonra sinema kariyerindeki ikinci uzun metrajlı çalışması olma özelliğini taşıyor.
Piazza Grande programı ayrıca merakla beklenen birçok ismi barındırıyor. Hem yıldız oyuncu Olivia Wilde'ın hem yönetmen/oyuncu olarak yer alacağı ve kritik bir gösterim olması beklenen 'The Invite' ile festival kürsüsünde 2026 yapımı Cannes adaylığı taşıyan 'Paper Tiger' yer alırken, Kevin Costner’dan yeniden düzenlenen efsanevi 'Dancing With Wolves' filmi de sinemaseverlerle buluşacak.
Uluslararası Yarışma: Genç Yıldızlar ve Deneyimli Ustalar Konuşuyor
Yeni seçkide, Koreli usta yönetmen Hong Sang-soo yeniden festival kürsüsünde yer alıyor. Berlin'de 'The Day She Returns' ile izleyici karşısına çıkan sanatçı, bu yıl 'Nowhere To Lay My Eyes' adlı yeni filmiyle etkisini sürdürüyor.
Bu heyecan dolu seçki aynı zamanda farklı coğrafyalardan sesleri bir araya getiriyor. Kanada kökenli yönetmen Denis Côté, 17. uzun metrajlı yapımı 'Nobody’s Violence' ile dikkat çekerken; İsviçre-Portekizli yönetmen Basil Da Cunha ise Lizbon'un yeraltı dünyasını konu alan sert dramı 'O Jacaré'yi programda sunuyor.
Bölgesel çeşitlilik de bu yıl festivalin en belirgin özelliklerinden biri. Singapur'dan yönetmen Yeo, 2023 yılında ilk kez Güneydoğu Asyalı bir filmi hem Filmin Yapımcıları Özel ödülünde birinci olarak taçlandırmış hem de 'Dreaming & Dying' ile En İyi İlk Film Ödülü’nü kazanarak Locarno tarihinde bir ilke yazmıştı. Bu büyük başarıdan sonra, Yeo yönetmeni bu yıl bilim kurgu ve Çinli Wu Xia geleneğini harmanladığı ‘The House On The Moon’ filmiyle geri dönüyor.
Festival Yönetiminden Eleştirel Bakış: Küreasyonun Gücü
Festival Direktörü Giona A. Nazzaro, bu yılki programı ve Lokarno'nun seçki felsefesini “özenle seçilmiş çeşitlilik” olarak nitelendiriyor. Nazzaro’ya göre festivallerin gücü, sadece bilinen isimleri bir araya getirmekten değil, farklı dillerdeki hikayelerin kesişim noktalarını göstermekten geliyor.
Gelecek yıllara dair hazırlıklar da sürerken, festival yönetimi 2025 yılında öne çıkan 'Blue Heron' ve Margherita Spampinato imzalı ‘Gioia Mia’ gibi yapımları hatırlattı. Öte yandan, bu yılın başvurularına gösterilen ilgiyi de vurgulayan Nazzaro, geçen yıla göre başvuru sayısında yüzde 21,75 oranında artış kaydedildiğini belirterek toplam 7 bin 759 esere ulaşıldığını duyurdu. Toplamda film, kısa film ve dizi olmak üzere üç formatta 233 yapım festivalde yer alacak.
Başlıca Filmler ve Konseptler
Uluslararası Yarışma bölümünde Hong Sang-soo’nun ‘Nowhere To Lay My Eyes’, Basil Da Cunha'nın 'O Jacaré'si, ye Singapur'dan Yeo'nun 'The House On The Moon'u gibi filmler sinema dünyasında büyük yankı uyandıracak. Koreli yönetmenin yeni eseriyle izleyicileri farklı bir anlatım deneyimine davet ederken, Da Cunha’nın Lizbon hikayesi sert ve gerçekçi dramlarıyla dikkat çekiyor.
Dahası festivalin 'Filmin Yapımcıları' seçkisi bölümünde 60’tan fazla yapım yer alıyor. Bu bölümde uluslararası sinema dünyasının hem deneysel yaklaşımlarını hem de toplumsal meseleleri işleyen güçlü eserlerini görebileceğiz. Bu çeşitlilik, Lokarno ruhunu en iyi yansıtan unsur olarak öne çıkıyor.