Nature dergisinde yayımlanan son bir araştırma, çocukların sosyal medya platformlarına ne zaman erişime başladığının, ilerleyen yıllardaki akademik performansları üzerinde hayati bir rol oynadığını ortaya koydu.
Milano-Bicocca Üniversitesi uzmanlarının gerçekleştirdiği kapsamlı bu çalışma, Avrupa'da beş binden fazla öğrenciyi kapsayarak dijitalleşmenin erken yaşlardaki etkilerini gözler önüne seriyor. Araştırmacılar, ilkokulun son sınıflarında benzer başarı düzeyine sahip olup sosyal medya kullanmayan öğrencileri takip etmeye başladı.
Sonraki yıllarda bu çocukların profillerini 11 ve 12 yaşlarında oluşturan grup, daha sonra 15 ile 16 yaş aralığına ulaştığında yapılan temel matematik ve ana dil sınavlarında ciddi bir gerileme gösterdi. Bu veriler, sosyal medya kullanımına erken başlayan bireylerin akademik olarak akranlarının önemli bir kısmının gerisinde kaldığını kesin bir dille ortaya koydu.
Bu puan farkı, yalnızca küçük not düşüşlerinden ibaret değil; elde edilen bulgular bu açığın yaklaşık yarım dönemlik kapsamlı bir eğitim kaybına tekabül ettiğini gösteriyor. Araştırma, sosyal medya kullanımının sadece dikkat dağıtıcı anlık olaylar yaratmadığını, uzun vadede somut ve ölçülebilir öğrenme kazanımlarını nasıl yok edebildiğini kanıtlamış durumda.
Erken Başlayanların Durumu Farklı mı?
Çalışmanın incelemelerine göre sosyal medya platformlarına 7. sınıfta katılan öğrencilerin durumu bir nebze daha olumlu görünse de bu negatif eğilim tamamen ortadan kalkmadı. Ancak işler, tam da kritik eşikte başlıyor; yani 8. sınıfta platformlara dahil olan grupta ise sosyal medyayı erken kullanan diğer gruplarla aralarında hissedilir bir fark kalmıyordu.
Belki bazı yaşlar daha iyi sonuçlar veriyormuş izlenimi uyandırabilir, ancak bu durum genel akademik durumu düzeltmeye yetmiyor. Öte yandan, en çarpıcı ve endişe verici bulgulardan biri ise erken dönemde hesap açan çocukların okulda sınıf tekrarı yapma riskinin belirgin bir oranda arttığı gözlemlendi.
Dil Yetkinliği Beklentileri Karşılamıyor
Araştırmanın en şaşırtıcı ve beklenmedik verilerinden biri ise sosyal medya kullanımının diğer derslerdeki düşüşün aksine İngilizce testlerine olumsuz bir yansıma göstermemesi oldu. Bu durum, internet dünyasının dil öğrenimine sunduğu bir nevi kayıtsız dışı (kayıt dışı) pratik ortamına işaret ediyor.
Sosyal medyanın içeriği büyük ölçüde küresel ve İngilizce ağırlıklı olduğu için çocuklar bu platformlar üzerinden sürekli olarak dolaylı bir şekilde dil pratiği yapma fırsatı buluyor. Bu durum, teorik bilgiye dayalı yerel dildeki akademik zorlukların aksine, dijital dünyada doğal bir 'sokak dili' veya uygulamaya dayalı İngilizce öğrenme sağlıyor.
Dijital Dünyanın Etkisi ve Uzman Görüşleri
Güçlü teknoloji devlerinin bağımlılık yapıcı algoritmalarıyla mücadele etmesi küresel çapta ciddi bir sorun teşkil ederken, Avustralya gibi bazı ülkelerin 16 yaş sınırı getirmesi veya Fransa'nın 15 yaş altı için katı kısıtlamalar uygulaması bu endişeyi doğrular niteldir.
Ancak Milano-Bicocca Üniversitesi araştırmacılarının vurguladığı nokta, yasal düzenlemelerden bağımsız olarak gençlerin dijital platformlara erişiminin geciktirilmesini tavsiye etmeleri oldu. 13 ile 14 yaş arası gibi ergenlik dönemi başında yoğun bir bilişsel gelişim süreçleri yaşanan bu kritik çağlarda ekran süresini minimumda tutmak, öğrenme kapasitesinin en verimli şekilde kullanılabilmesi için büyük önem taşıyor.