

NATO Ankara Zirvesi gündemi, Türkiye'nin savunma sanayarı için tarihi bir döneme işaret ediyor. Bu kritik zirve sırasında en çok merak edilen konuların başında KAAN programının motor tedariki geldi. ABD Başkanı Donald Trump’ın bu süreçteki olası jestleri ve Milli Savunma Bakanlığı’nın kendi milli çözümleri, hem küresel jeopolitik dengeleri sallıyor hem de Türkiye'nin teknolojik bağımsızlık yolculuğunu belirleyecek.
Bu haberin özü; General Electric (GE) üretimi F110 motorları üzerinden şekilleniyor. KAAN programı başlangıçtan itibaren ABD’nin bu efsane gücü olan F110 motor ailesine göre tasarlanmıştı. Ancak en büyük aksaklık, motorun olmaması değil, seri üretime geçiş için gereken kritik miktarda sıfır kilometre motordan kaynaklanıyordu.
Haksız rekabet ve küresel tedarik zinciri sorunları nedeniyle Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu 80 adet F110 motorunun temini zorlaşınca, bu durumKAAN’ın seri üretim takviminde aksamaya neden oluyordu. Buradaki 'hediye' kavramı aslında bir satış onayı anlamına geliyor.
Haklı olarak merak edilen bir diğer soru ise ABD Kongresi’nin bu satışı engelleyip engellemeyeceği oldu. Teknik olarak Kongre aleyhine çıkabilir ancak mevcut küresel jeopolitik gerilimler ve bölgesel ittifaklar göz önüne alındığında, Trump yönetiminin getirdiği çözümün büyük ihtimalle onaylanacağı öngörülüyor. Bu stratejik hamle, Türkiye’nin savunma sanayiindeki itibarını güçlendiriyor.
Gelen bir diğer popüler soru ise mevcut envanterdeki F-16 uçağının motorunun KAAN’a entegre edilip edilemeyeceğiydi. Cevap, teknik kapasite açısından karmaşık ama hayır şeklinde özetleniyor. Temel olarak her iki sistem aynı motor ailesinden (F110) yararlanıyor olsa da seri üretim standartları buna izin vermiyor.
A mevcut F-16 motoru tek motorludur, oysa KAAN çift motorlu bir tasarım üzerine kuruludur ve operasyonel filo için 80 adet yeni motora ihtiyaç duyulmaktadır. Prototip aşamasında bazı denemeler yapılabilecek olsa bile seri üretim bu mantıkla mümkün değildir. Bu nedenle uluslararası pazardan sıfır motor tedariki, KAAN’ın üretimi için bir zorunluluktur.
Türkiye’nin uzun vadeli stratejisi ise ABD’ye bağımlı kalmamak üzerine kurulu. Bu yönüyle KAAN'ın ikinci fazında, yani Blok 20 versiyonlarında tamamen yerli motor çözümlerine geçilmesi asıl hedef olarak belirlendi. TEİ ve TRMotor iş birliğiyle yürütülen TF35000 projesi bu vizyonun temel taşı.
Hâla ise sahneye en dikkat çekici hamle Milli Savunma Bakanlığı tarafından ortaya konan GÜÇHAN motoru oldu. Bu proje sadece teknik bir ilerleme değil, aynı zamanda dış dünyaya karşı sert bir ekonomik ve askeri mesajın da verildiği stratejik bir kozdur.
GÜÇHAN motordan alınan 42 bin libre itki gücü verisi ise dikkat çekici bir başarıdır; bu değer, standart F110 motorunun sunduğu 29 bin livre gücünün oldukça üzerindedir. Bu yerli prototipin varlığı, dış kaynaklardan zorunlu tedarik bekleyen Türkiye'ye pazarlık masasında büyük bir güç sağlamaktadır.
Milli savunma sanayii dünyası sadece uça üretmekten ibaret değildir; aynı zamanda teknolojiyi ne kadar üretebildiğiyle ölçülür. Motor gibi stratejik bileşenlerin uluslararası pazardaki sınırlı sayısı, ülkeler arasındaki teknoloji tekellerini gözler önüne seriyor.
Bu tür motor geliştirmek dünya çapında çok az ülkenin yetkisi altındadır ve bu bilgi paylaşımı neredeyse hiç yapılmamaktadır. Çip krizi gibi küresel aksaklıklar da dahil olmak üzere mevcut durum, talebin üretimden kat be kat fazla olduğu bir ortam yaratmış durumda.
Tüm bunlar ışığında Türkiye’nin uygulaması stratejisi netleşiyor: Kısa vadede KAAN'ın serileşmesi için gereken yerli ve güvenilir tedarikçilerle F110 gibi kritik motorları kullanmak. Bu sayede zaman kazanılırken, GÜÇHAN gibi devasa milli projelerle aynı anda çalışarak 2028 hedefiyle tam teknolojik bağımsızlığa kavuşulması hedefleniyor.




Topluluk yargısını şekillendirmek için fikrini tek bir sinyalle belirt.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!
E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar (*) ile işaretlenmiştir.