
İstifçilik, hayvanlar arasında yaygın görülen bir davranıştır. Birçok canlı, kıtlık zamanları için yiyecek saklar. Sincapların yemişleri, orman farelerinin ise tohumları sakladığı zaten bilinen bir gerçektir; ancak ateş karıncalarının (İng: "fire ant") böcek kurutması yapmak için fazla yiyeceklerini yuvalarının en sıcak yerinde depoladığı pek bilinmez. Bazı hayvanlar ise yuvaları için eşya istiflerler. Örneğin dekoratör yengeçler (İng: "decorator crab"), kabuklarını kamufle etmek için deniz yosunu, anemon ve süngerleri toplarken; kemik ev yaban arıları (İng: "bone-house wasp"), yuvalarının girişini kapatmak amacıyla karınca cesetlerini biriktirirler.
Ancak tüm bu ufak tefek birikimler, sakallı akbabaların (Gypaetus barbatus) istifçiliği ile kıyaslandığında oldukça sönük kalmaktadır. Üç metreye varan kanat açıklıklarıyla bu kuşlar, Avrupa'nın en büyük yırtıcı kuşlarından bazılarıdır. Genellikle ömür boyu tek eşli kalırlar ve her yıl uçurumlardaki aynı yuva alanlarına geri dönerler.
Sakallı akbabalar, her üreme mevsiminde yuvalarına yeni malzemeler eklerler ve bu malzemeler zamanla katmanlar oluşturur. Ayrıca aynı yuva alanları genellikle nesiller boyunca yeniden kullanılır; bu da söz konusu yuvalardan bazılarını adeta birer zaman kapsülüne dönüştürür. 2025 yılında araştırmacılar, İspanya'nın güneyindeki terk edilmiş 12 eski sakallı akbaba yuvasını incelediklerinde neler bulduklarını bildirdiler.
Araştırma ekibi, çubuk ve tüy gibi yuva malzemelerinin yanı sıra, oldukça bol ve iyi korunmuş 2483 adet kalıntı keşfettiler. Bunların çoğu toynak, kemik ve yumurta kabuğu parçaları gibi sindirilmemiş av kalıntılarıydı; ancak nesnelerin yaklaşık 'u insanlar tarafından yapılmış eşyalardan oluşuyordu.
Bu insan yapımı eşyalar arasında 72 parça deri, 129 parça kumaş, tuhaf sepet kalıntıları, bir tatar yayı oku ve bir sapan parçası bulunuyordu. Ayrıca bir adet tam ve birkaç adet eksik, eski moda sandalet de vardı. Agobía olarak bilinen bu ayakkabı türü, lifli esparto otundan dokunuyordu. Bu sandaletler genellikle sadece birkaç gün dayanıyordu ve kullanan kişi tarafından düzenli olarak onarılmaları veya değiştirilmeleri gerekiyordu.
Sandaletler de dahil olmak üzere bu kalıntıların birçoğu, 5. yüzyıldan 15. yüzyılın sonlarına kadar süren Orta Çağ dönemine tarihlendirildi. Kuşların bu eşyaları yuvalarına tam olarak neden taşıdıkları ise henüz net değildir. Teorilerden biri, yuvalarını sağlamlaştırmak ve büyütmek için malzeme aradıkları yönündedir. Bir diğer esprili yaklaşım ise, kuşların yerel tarihe ilgi duydukları ve yavrularının da bu ilgiye sahip olabileceğini düşünmeleridir.
Bir zamanlar İspanya'nın güneyinde yaygın olan sakallı akbabaların sayısı, yoğun bir şekilde avlandıkları 19. ve 20. yüzyıllarda büyük ölçüde azaldı. Günümüzde koruma çabaları sayesinde durum biraz düzelmiş olup, bu kuşlar "Neredeyse Tehdit Altında" (İng: "Near Threatened") olarak sınıflandırılmaktadır. Bu tarihi yuvaların konumları sayesinde, içlerindeki kalıntılar zamanın yıpratıcı etkilerinden korunarak günümüze kadar olağanüstü derecede iyi bir şekilde ulaşabilmiştir. Bulgularını açıklayan makalede yazarlar, bu durumu şu şekilde açıkladılar:
Batı Akdeniz'deki sakallı akbaba yuva yapılarının sağlamlığı ve genellikle nispeten sabit sıcaklık ile düşük nem koşullarına sahip mağaralar, kaya sığınakları gibi korunaklı yerlerde bulunmaları nedeniyle; bu yuvalar adeta doğal birer müze işlevi görmüştür.
Batı Akdeniz'deki sakallı akbaba yuva yapılarının sağlamlığı ve genellikle nispeten sabit sıcaklık ile düşük nem koşullarına sahip mağaralar, kaya sığınakları gibi korunaklı yerlerde bulunmaları nedeniyle; bu yuvalar adeta doğal birer müze işlevi görmüştür.
Bu durum sakallı akbabaları yalnızca doğanın en tuhaf istifçilerinden biri yapmakla kalmamakta; aynı zamanda onları, dünyanın en çeşitli tarihi kalıntı koleksiyonlarından birinin de gönülsüz küratörleri haline getirmektedir.
Evrim Ağacı, sizlerin sayesinde bağımsız bir bilim iletişim platformu olmaya devam edecek!
Evrim Ağacı'nda tek bir hedefimiz var: Bilimsel gerçekleri en doğru, tarafsız ve kolay anlaşılır şekilde Türkiye'ye ulaştırmak. Ancak tahmin edebileceğiniz gibi Türkiye'de bilim anlatmak hiç kolay bir iş değil; hele ki bir yandan ekonomik bir hayatta kalma mücadelesi verirken...
O nedenle sizin desteklerinize ihtiyacımız var. Eğer yazılarımızı okuyanların %1'i bize bütçesinin elverdiği kadar destek olmayı seçseydi, bir daha tek bir reklam göstermeden Evrim Ağacı'nın bütün bilim iletişimi faaliyetlerini sürdürebilirdik. Bir düşünün: sadece %1'i...
O %1'i inşa etmemize yardım eder misiniz? Evrim Ağacı Premium üyesi olarak, ekibimizin size ve Türkiye'ye bilimi daha etkili ve profesyonel bir şekilde ulaştırmamızı mümkün kılmış olacaksınız. Ayrıca size olan minnetimizin bir ifadesi olarak, çok sayıda ayrıcalığa erişim sağlayacaksınız.
Avantajlarımız
"Maddi Destekçi" Rozeti
Reklamsız Deneyim
%10 Daha Fazla UP Kazanımı
Özel İçeriklere Erişim
+5 Quiz Oluşturma Hakkı
Özel Profil Görünümü
+1 İçerik Boostlama Hakkı
ve Daha Fazlası İçin...
Aylık
Tek Sefer
Destek Ol
₺50/Aylık
Özetini Oku
Paylaş
Sonra Oku
Notlarım
Yazdır / PDF Olarak Kaydet
Bize Ulaş
Yukarı Zıpla
Makalelerimizin bilimsel gerçekleri doğru bir şekilde yansıtması için en üst düzey çabayı gösteriyoruz. Gözünüze doğru gelmeyen bir şey varsa, mümkünse güvenilir kaynaklarınızla birlikte bize ulaşın!
Bu makalemizle ilgili merak ettiğin bir şey mi var? Buraya tıklayarak sorabilirsin.
Soru & Cevap Platformuna Git
This work is an exact translation of the article originally published in BBC Science Focus Magazine. Evrim Ağacı is a popular science organization which seeks to increase scientific awareness and knowledge in Turkey, and this translation is a part of those efforts. If you are the author/owner of this article and if you choose it to be taken down, please contact us and we will immediately remove your content. Thank you for your cooperation and understanding.

