

Hollowbody, tek bir geliştiricinin vizyonuyla ete kemiğe bürünmüş sıra dışı bir deneyim sunuyor. Bu hayatta kalma korkusu (survival horror) oyunu; Silent Hill ve Resident Evil gibi klasiklerin ruhunu alıp fütüristik bir kasvetle yeniden inşa ediyor. Tech-noir estetiğiyle öne çıkan oyun, İngiltere'nin karantinaya alınmış harabe bir şehrinde geçiyor. Bu atmosferde modern dokunuşlar ile nostaljik mekanikleri başarılı bir şekilde harmanlayarak oyuncuyu sürekli bir gerilim döngüsüne sokuyor.
Hollowbody’nin görsel dili oldukça etkileyici; Blade Runner filminden ilham alan neon pembe ışıkları, kasvetli ve gri sokaklar ile muazzam bir tezat oluşturuyor. Şehrin her metrekaresi, geçmişte yaşanmış trajedilerin izlerini taşıyor. Terk edilmiş evler, unutulmuş mektuplar ve ses kayıtları oyunun arka planındaki gizemi güçlendiriyor. Fenerle karanlık koridorlarda gezinti yaparken hissedilen o tekinsiz hava, bu türün en güçlü yanlarından birini oluşturuyor.

Hayatım tek başına geçen bu oyunda temelde bulmaca çözmek ve hayati kaynakları yönetmek gerekiyor. Yapısı bakımından Signalis veya Crow Country gibi bağımsız oyunlara benziyor; labirent benzeri haritalarda gizemli ipuçlarını ararken kilitli kapıları açmaya çalışıyorsun. Oyun, hem eski tarz sabit kamera açılarıyla nostaljik bir his verir hem de modern oyuncular için ilerleyebileceği farklı kamera seçenekleri sunuyor.
Hollowbody’nin kendine özgü savaş mekanikleri dikkat çekiyor. Temel nişan alma ve çatışma sisteminin kolaylığının yanı sıra, tabancadan pompalı tüfeğe ve hatta çivili tahtalardan muzip bir elektro gitara kadar çok çeşitli silahlar sunuluyor. Bu silahlarda düşmanları yere sermek veya sandıkları tahrip etmek gibi etkileşimler oyunun dövüş dinamiklerine hareket katıyor.
Hücum ve yakın dövüş sistemleri teoride keyifli olsa da, pratikte oyuncuyu zorlayan birçok kusur barındırıyor. Karakterin yavaş geri yürüyüş hızı ve hızlı kaçınma özelliğinin eksik olması, düşman saldırılarına karşı savunmasız kalmasına neden oluyor. Savaş anlarında bu durum büyük bir hayal kırıklığı yaratabiliyor.

Vücut odaklı dövüş kombolarının tutarsız çalışması oyunun ritmini sürekli bozuyor. Silahlar arası geçişler hızlandırılsa bile, vuruşlar arasındaki bekleme süreleri uzun ve düşmanın menzili karanlıkta tahmin edilemediği için çatışmalar bazen tatsız bir işkenceye dönüşebiliyor.
Oyunun bulmacası kısmı mantıklı ve akıcı ilerlese de aşırı derinlikten yoksundur. Ancak teknik tarafta ciddi sorunlar yaşanabiliyor; özellikle konsollarda oynarken menülerin okunabilirliği veya karanlık ortamlardaki aydınlatma hataları oyun keyfini oldukça düşürüyor.

Hallway body’nin en zayıf noktalarından biri de hayatta kalma korkusu türünün olmazsa olmazı olan haritası. Oyunun açık ve kapalı alanları doğru gösteren bir yön bulma sistemi sunamaması, bu deneyimin akıcılığını ciddi ölçüde kesintiye uğratıyor. Rotanı çizmek yerine sürekli kaybolan oyuncular için bu durum büyük bir engel teşkil ediyor.




Topluluk yargısını şekillendirmek için fikrini tek bir sinyalle belirt.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!
E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar (*) ile işaretlenmiştir.