

İbtisam Azem’in uluslararası alanda ses getiren eseri ‘Kayboluş Kitabı’, Türkçe okurlarla tanışmak için Türk basımına hazırlandı.
Bu Roman, alternatif bir gerçeklikten yola çıkarak tarihte yaşanması imkansız görünen ancak derin yankılar uyandıran dramatik bir olayı konu alıyor. Hikaye; tüm Filistin halkının bir sabah neden ve nasıl ortadan kaybolduğu gizemli başyapıt üzerinden şekilleniyor. Roman, işgal gibi ağır temaları hafıza, kimlik sorgulaması ve kolektif kayıp ekseninde ele alarak okuyucuyu sarsıcı bir yolculuğa çıkarıyor.
Azem’in eserleri son yıllarda sürgün, aidiyet arayışı ve bellek kavramlarını merkeze alan yazarlardan biri olarak öne çıkıyor. Kökenini Filistin’de Kudüs’te bıraksa da kariyeri Almanya ve ABD gibi önemli merkezlerde ilerleyen yazar, günümüzde Arapça yayımlanan Al-Araby Al-Jadeed adlı gazette kıdemli bir muhabir olarak çalışmalarını sürdürüyor.
Eserin ilk adımı The Sleep Thief ile edebiyat çevrelerinde fark edilmiş olan Azem, 2014 yılında Arapça çıkan ve daha sonra farklı dillere çevrilen ‘Kayboluş Kitabı’ ile dünya çapında tanınırlık kazandı. Bu distopik anlatım, Filistin meselesine sunduğu özgün perspektif sayesinde hem kültürel hem de siyasi açıdan geniş bir tartışma odağı haline gelmişti.
Romanda olay örgüsü iki farklı karakterin kesişen hayatları üzerinden ilerliyor: Genç Filistinli Alâ ve İsrailli gazeteci Ariel. Her şey, beklenmedik bir anda Filistin toplumunun tamamen yok olmasıyla altüst oluyor; bu bilinmezlik aynı zamanda işgal rejiminin en büyük hayallerinden birine dönüşüyor.
Filistinli genç Alâ, çok zorlu deneyimlerden geçmiş olmasına rağmen, vefat etmiş anneannesi sayesinde direnci hiç kırılmamış karakterlerden biri olarak tasvir ediliyor. Kapı komşusu Ariel ise politik açıdan karmaşık bir figür; İsrail devletinin uyguladığı baskıcı militarist politikalara eleştirel yaklaşımlar beslemesine rağmen Siyonist ideallere bağlılık göstermeye devam ediyor.

Yokolu bu kargaşa ortamında Ariel, bir yandan siyasi günlükler üzerinden sokağın nabzını tutmaya çalışırken, diğer yandan Alâ’nın eline geçen gizemli bir günlüğün sayfalarında kayboluyor. Bu yolculuk, okuyucuyu sadece bir toplumun yok oluşunu değil, aynı zamanda derin adaletsizliklerin ve yaşanan büyük acıların ardındaki insani manzarayı sorgulamaya itiyor.
Azem bu dokunaklı eserinde Filistin halkının yaşadığı felaket anısını titizlikle inceliyor. Roman; işgal yapan güçler ile mağdur olan topluluklar arasındaki bakış açılarının ustaca bir şekilde harmanlanmasını sağlıyor. Bu edebi zenginlik, eserin geniş bir okuyucu kitlesine hitap etmesine ve uluslararası alanda birçok prestijli ödüle aday gösterilmesini sağladı.
Yeni bu çeviride eser, 192 sayfadan oluşuyor. Çeviri sürecini Zafer Ceylan üstlenirken editörlüğü Cem Alpan tarafından yürütülmüş oluyor. Eserin Haziran 2026 tarihinden itibaren Türk okuyucularına ulaşması bekleniyor.
Azem’in yarattığı bu distopik dünya, edebiyatın sınırlarını zorlayarak günümüzün en çarpıcı toplumsal meselelerinden birini fırçayla tabağa taşıyor.




Topluluk yargısını şekillendirmek için fikrini tek bir sinyalle belirt.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!
E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar (*) ile işaretlenmiştir.