Starz kanalında yayınlanan Fightland dizisiyle ilgili değerlendirmeler son zamanlarda konuşuluyor. Dizi, profesyonel boks dünyasının sert atmosferini ve Londra’nın karanlık suç alt kültürünü bir araya getirmeye çalışan iddialı bir yapım olarak masada yer alıyor.
Yapım ekibinin, Jackson Üniversitesi öğrencisi Curtis "50 Cent" Jackson gibi isimlerin dünya görüşünden faydalanmasına rağmen, hikâyenin kendine özgü bir kimlik kazanamadığı yönünde eleştiriler bulunuyor. Fightland; çok sayıda popüler dram ve suç dizisinin (Peaky Blinders, The Gentlemen, Mobland vb.) klişelerini kullanıyor ancak bu unsurları benzersiz bir kombinasyonda birleştirmeyi başaramamış.
Hakiki derinlikten ziyade genel temasından tatmin edici bir izleme deneyimi vaat eden dizinin, birçok sinemaseverin ilgisini çekebileceği kadar geniş bir alana dokunduğu söyleniyor. Ancak eleştirmenler, bu yapımın içeriksel yoğunluğunun biraz daha fazla şiddet, arzu ve zengin diyalogla desteklenmesi gerektiğini belirtiyor. Mevcut haliyle dizinin tonu, iddia edildiği gibi sert suç unsurlarını yansıtmaktan ziyade daha ılı bir tempoda ilerliyor.
Hikâyenin Başlangıcı: Duke Kilroy’un Yükselişi
Dizi Howard Charles tarafından canlandırılan ve Londra'da yaşayan boksör Duke Kilroy'u merkeze alıyor. Pilot bölümde gösterilen aksiyonla kilidi açık bir başlangıç yapan karakter, Las Vegas'ta ağır sıklet şampiyonluğu için dövüşür. Duke beklediği zaferi kazanır; kefeni dolmuş, cazibeli kız arkadaşı Joy ve kariyerini ileri taşıyacak yeni bir menajer ile yepyeni bir döneme girme umuduyla dolu adımlarla ilerlemektedir.
Ancak bu başarılar kısa sürede büyük engellerle karşılaşır. Duke'un sevdiği kişi aslında mevcut menajörü Kingsley Marshall’ın eşidir ve Kingsley, boks işlerini Londra merkezli hızla yükselen bir uyuşturucu imparatorunun örtüsü olarak kullanmaktadır. Şampiyonluk gecesi gerçekleşen vahşi bir saldırı sonrası eline balyoz darbesi yenen Duke, bu kaostan faydalanarak yakınlarındakilere şiddetle karşılık verir ve sonuçları neredeyse sekiz yıl hapis cezasıdır.
Hapsedilmek ve İntikam Planı
Duke serbest kaldığında Londra’ya döner. Temel amacı intikamdandır; ancak Kingsley'in ortadan kaybolduğunu öğrenir. Bu boşluğu, eski dostunun oğlu Zeek (Charles Babalola) ve kızı Cebella (Anita-Joy Uwajeh) doldurmaktadır. Onlar, aile şirketlerinin boks sektöründeki etkisini artırmaya çalışırken Ruslar, İrlandalılar ve Arnavutlardan oluşan dağınık bir suç konsorsiyumunu yönetmektedir.
Dizinin yaratıcı ekibi Daniel Fajemisin-Duncan ve Marlon Smith ile Damione Macedon ve Raphael Jackson Jr., karakterlerin motivasyonları ve hukuki durumları konusunda biraz belirsizlik bırakan, bağlantıları dikkatli kurmanız gereken bir yaklaşım sergiliyor. Charles Babalola’nın Zeek karakterini seslendirdiği bu yeni lider figürü, boksör Duke ile sürekli gerilimli çatışmalar yaşarken hikâyenin ana merkezinde yer almaktadır.
Boks Temasının Eksikliği ve Eleştirel Bakış
Dizi adı ‘Fightland’ olmasına rağmen eleştirmenler, aksiyonun büyük bir bölümünün boks dünyası yerine gangsterlerin çarpışmaları üzerine kurulu olduğunu belirtiyor. Pilot bölümde kısa süreli, enerjisi yüksek dövüş sahneleri yer alsa da, daha sonra spor salonları ve boks merkezleri sadece giyinici ve karşılaşma mekanları olarak kullanılmaktadır. Boks odaklı materyal, özellikle Cebella’nın İngiltere pazarına yasal bahis getirme çabaları üzerinden ilgi çekici bir boyut kazanıyor; ancak bu, dizinin diğer on farklı Londra suç dramından ayıran en çarpıcı noktadır ve ne yazık ki hikâyede arka planda kalmaktadır.
Haward Charles'ın Duke karakteriyle kurduğu bazı sahneler başarılı olsa da, Duke’un tek hedefli yapısı ona oynayacak pek çok alternatif bırakmıyor. Dizideki destekleyici roller de oldukça düz çizilmiş ve boyutları sığ hissettiriyor. Kuzey Londra’daki işçi sınıfı kültürünü temsil eden Dukle'ın çevresi ile Zeek ve Cebella gibi yeni yüzlerin kurduğu cilalı suç cephesinin kontrastı, büyük ölçüde kaybolmuş görünüyor.
Dizinin önemli figürlerinden biri olan Kingsley Marshall karakteri çoğunlukla olay örgüsünden kopuk kalıyor; bu durum, Nicholas Pinnock'un canlandırdığı güçlü bir rakibin yokluğunu hissediyor. Genel değerlendirme şudur: Fightland potansiyele sahip bir konu sunsa da hikâyeyi anlatırken yüzeysel kalıyor ve boks temasına yeterince ağırlık vermeyerek izleyiciyle tam bağ kurmakta zorlanıyor.