Çin, küresel ticaret savaşlarının ve jeopolitik gerilimlerin gölgesinde yabancı yatırımcılar için hâlâ cazibe merkezi olmaya devam ediyor. Ülkenin ticaret bakanlığı verilerine göre, yılın ilk altı ayında Çin'de kurulan yabancı sermayeli şirket sayısı 35 bini aştı. Bu rakam, Batılı ülkelerden gelen yatırımcıların azalmasına rağmen, gelişmekte olan ülkelerden gelen yoğun ilgiyle dengelendi.
Öne çıkan veriler, Çin'in yatırım haritasının hızla değiştiğini gösteriyor. Özellikle Kuşak ve Yol girişimi kapsamındaki ülkelerden gelen yatırımcılar, Çin pazarına olan güvenlerini artırıyor. Arap ülkeleri ve Afrika Birliği üyesi ülkelerden gelen şirket sayısındaki artış, bu dönüşümün en somut göstergesi.
- Yılın ilk yarısında Çin'de 35 binden fazla yabancı sermayeli şirket kuruldu.
- Kuşak ve Yol ülkelerinden gelen yatırımcı sayısı yüzde 19,3, Arap ülkelerinden gelenler yüzde 20,6 arttı.
- ABD, İngiltere ve Japonya kaynaklı yeni şirket sayısı sırasıyla yüzde 10,7, yüzde 21,4 ve yüzde 34,9 geriledi.
Hangi ülkelerden yatırımcılar Çin'e akın ediyor?
Çin Ticaret Bakanlığı'nın açıkladığı verilere göre, Kuşak ve Yol işbirliğine katılan ülkelerden Çin'de yeni kurulan şirket sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 19,3 arttı. Bu artış, Çin'in Asya, Orta Doğu ve Afrika ile olan ticari bağlarını güçlendirdiğini ortaya koyuyor.
Arap ülkelerinden gelen yatırımcıların sayısındaki yüzde 20,6'lık artış, özellikle Körfez ülkelerinin Çin pazarına olan ilgisinin sürdüğünü gösteriyor. Afrika Birliği üyesi ülkelerden gelen şirket sayısındaki yüzde 42,8'lik sıçrama ise dikkat çekici boyutta. Bu veriler, Çin'in geleneksel Batılı yatırımcılara olan bağımlılığını azalttığını ve yeni ticaret ortaklıkları kurduğunu kanıtlıyor.
Batılı yatırımcılar neden çekiliyor?
ABD, İngiltere ve Japonya kaynaklı yeni şirket sayısındaki düşüş, küresel ticaret savaşlarının ve artan jeopolitik risklerin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. ABD'den gelen yeni şirket sayısı yüzde 10,7, İngiltere'den yüzde 21,4 ve Japonya'dan yüzde 34,9 azaldı.
Bu düşüş, özellikle teknoloji alanındaki ihracat kısıtlamaları ve Çin'e yönelik artan siyasi baskılarla ilişkilendiriliyor. Ancak uzmanlar, bu kaybın gelişmekte olan ülkelerden gelen yatırımlarla telafi edildiğini ve Çin'in genel yatırım cazibesini koruduğunu belirtiyor.
Hangi sektörler yabancı yatırımcıların gözdesi?
Sektörel dağılıma bakıldığında, sağlık ve sosyal hizmetler alanında yeni kurulan yabancı sermayeli şirket sayısı yüzde 27,1 arttı. Bu artış, Çin'in yaşlanan nüfusu ve artan sağlık hizmetleri talebiyle uyumlu görünüyor. Toptan ve perakende ticarette yüzde 11,9, konaklama ve yiyecek-içecek sektöründe ise yüzde 11,7'lik artış kaydedildi.
Bu veriler, Çin tüketici pazarının yabancı yatırımcılar açısından cazibesini koruduğunu ve hatta bazı sektörlerde daha da güçlendirdiğini gösteriyor. Özellikle hizmet sektöründeki büyüme, Çin'in iç tüketime dayalı büyüme modeline geçişinin bir göstergesi olarak yorumlanıyor.
Çin'in yatırım stratejisi ne anlama geliyor?
Çin'in yabancı yatırım politikaları, son yıllarda daha seçici ve stratejik bir hale geldi. Ülke, yüksek teknoloji ve ileri imalat sektörlerine yatırım çekmeye odaklanırken, düşük katma değerli sektörlerdeki yatırımları sınırlandırıyor. Bu yaklaşım, Çin'in küresel tedarik zincirindeki konumunu güçlendirmeyi hedefliyor.
Uzmanlar, bu verilerin Çin'in ekonomik dayanıklılığının bir kanıtı olduğunu ve ülkenin küresel ticaretteki rolünün azalmak yerine dönüştüğünü belirtiyor. Özellikle gelişmekte olan ülkelerle kurulan yeni ticaret köprüleri, Çin'in Batı'ya olan bağımlılığını azaltıyor ve yeni bir ekonomik blok oluşturuyor.
Türkiye açısından bakıldığında, bu gelişmeler Ankara'nın Çin ile olan ticari ilişkilerinde yeni fırsatlar yaratabilir. Türk şirketlerinin Çin pazarına giriş stratejileri, bu değişen yatırım ortamında yeniden değerlendirilebilir.




