Sinema dünyasında izleyici nezdinde güvenini fazlasıyla kazanmış isimler azdır. Bu büyük sinemacıların en başında ise Christopher Nolan gelmektedir.
Son dönemde Oppenheimer gibi altı Oscar’lı dev bir başarı elde etmesinin hemen ardından merakla beklenen on üçüncü filmi Odysseia ile geri döndü. Yunan mitolojisindeki bu efsanevi eser, gişe rekorları kırarak sanatçı imzasını her zamankinden daha güçlü bir şekilde tescil etti.
Yeni filminde Christopher Nolan, Homeros'un antik destansı şiirini uyarladı. Eser; Truva Savaşı sonrası yuvasına dönmeye çalışan kahraman Odysseus'nin on yıllık tehlikeli yolculuğunu anlatıyor. Filmin sadece IMAX formatında çekilmiş ilk anlatı yapımı olması da sinema tutkunları için büyük bir detay teşkil ediyor.
Yayınlandıktan kısa bir süre sonra eleştirmenlerden ve izleyicilerden neredeyse evrensel beğeni toplayan film, dünya gişesinde 264 milyon dolarlık açılışıyla yönetmenin küresel rekorunu kırmayı başardı. Bu başarı, onun şimdiye kadar elde ettiği toplam gelir olan 6 milyarı aşan kariyer ciresini daha da artırdı.
Yurt içi gişede de güçlü bir performans sergileyerek 124 milyon dolarlık hasılatla yerini aldı. Özellikle bu gelirin yaklaşık yüzde yirmi üçünün tamamen IMAX ekranlarından elde edilmesi, filmdeki görsel şölenin ve teknik titizliğin ne kadar başarılı olduğunu kanıtlıyor.
Hadise ilk kez bir okul projesinde Odysseia ile tanışan Nolan, daha önceki projelerinde bu mitolojik öyküye istemeden de olsa göndermeler yaptığını fark etti. Bu durum, filmlerinin anlatılarıyla Odysseia’nın temalarını ne kadar derinlemesine harmanladığını ortaya koydu.
Filmlerindeki Gizli İzler
Nolan'ın sinemaografisi büyük ölçüde zihinsel bir döngü içinde ilerlediği söylenebilir. Bu yeni uyarlamada On Binlerce yıllık felsefi temalar, geçmiş yapıtlarıyla ustaca iç içe geçiyor.
Film içerisinde Yıkım (The Prestige) serisinden Alfred Borden’ı; Başlangıç (Inception) filminin Cobb karakterini ve Kurtlar Yuvası'nda ailelerine kavuşmaya çalışan askerlerin durumunu görebiliriz. Ayrıca Sonsuzluk (Interstellar) filmindeki coop figürü veya Karanlık Şövalye Yükselişi’ndeki Bruce Wayne gibi, evine dönme arzusuyla mücadele eden izleyiciyle yankılanacak sahneler de mevcut.
Yeni destansı yapımı, geçtiğimiz on yılda yarattığı diğer iki filmi olan Tenet ve Oppenheimer'ın kıyamet temalarıyla mükemmel bir uyum sergiliyor. Odysseus’nin Truva Atı, J. Robert Oppenheimer için atom bombası gibi; her ikisi de kendi olağanüstü zekalarının sadece savaş yasalarını değil, aynı zamanda medeni toplumu da yok ettiğinden endişe duyuyor.

Sanatçı Kimliği ve Toplumsal Değerler
Felsefi kurguyu netleştirmeyi sevmeyen Nolan’ın ifadesine göre filmlerindeki bu örtüşmeler çoğunlukla sonrası gözlemlediği bir durum. ‘Odysseia’nın tamamlanmasının ardından izlediğinde, Oppenheimer ile arasında ilginç paralellikler olduğunu belirterek her filmde açık uçlu tematik sorular bırakmaya çalıştığını vurguluyor.
Halkın ve medenin temelini, başkalarına karşı nezaket kuralları olarak bilinen Zeus Yasası’nın (Altın Kural) oluşturduğunu ifade eden Nolan, filmi bir uyarı niteliğinde tamamlamasına rağmen insan doğasının daha iyi taraflarının galip geleceğine inanıyor.
Ona göre karşılıklı saygı ve nezaket iç dünyamızda var olan doğuştandır; bu özelliklerin binlerce yıl boyunca sürdürülebilmesi için dini veya sosyal çerçeveler tarafından zorla dayatılmaması gerekir. İnsanların temel ahlaki yapılarının gelişimi konusunda büyük bir inanca sahip olduğunu belirtiyor.
Oyunculuk ve Rekabet Duygusu
Nolan’ın kariyeri, sadece büyük anlatıları yönetmekle kalmıyor; aynı zamanda yeni projelerin fikir kaynağı olma yönündeki etkileyici geçmişiyle de öne çıkıyor. Filmlerinde karşımıza çıkan karakterlerin içsel mücadeleleri ve yolculukları, dinlediği mitoloji ve kült yapımlardan güç alıyor.
Kendisini film yapımcıları arasında rekabet eden biri olarak tanımlasa da bu rekabetin en sağlıklı hali olduğunu belirtiyor. Onun için yarışmak; geçmişteki filmlerinden ilham almak ve kendi vizyonunu o miraba ekleyebilmek demektir. Sessiz sinema döneminin sanatsal başyapıtlarından şimdiki zamanın dev eserlerine kadar, tüm dünya sineması onun ilham kaynakları arasında yer alıyor.