Televizyon Dünyasında Tarihi Dönüş
Televizyon sektörü, son yirmi yılı boyunca internet ve dijital yayın platformlarının belirlediği yeni medyanın getirdiği zorluklarla mücadele etti. Bağımsız yerel yayıncılar için yıllardır karanlık bir dönem yaşansa da bugün Federal İletişim Komisyonu (FCC) Başkanı Brendan Carr liderliğinde bu durumun değişme zamanı gelmiş gibi görünüyor. Yeni atılacak adımlar, uzun süredir devam eden ve radyodan dev televizyonlara kadar birçok alanda tartışma yaratan 'İstasyon Sahiplik Kısıtlaması'nı kaldırarak geniş bir yayıncı kazanımı vaat ediyor.
Bu kısıtlama, tek bir şirketin Amerika Birleşik Devletleri genelinde sahip olabileceği TV istasyonu sayısını sınırlayan kurumsal bir mevzuattır. Carr başkanının önünde yer alan bu karar, 6 Ağustos'ta FCC tarafından oyuna sunulacak ve eğer kısıtlama kaldırılırsa, yayın dünyası köklü bir değişim yaşayacak.
Büyük Yayıncıların Egemenliği Sorgulanıyor
Carr sadece istasyon sahipliği konusunda değil, aynı zamanda spor hakları ve büyük liglerin abonelik tabanlı platformlara yayılması gibi daha karmaşık konularda da yön veriyor. Bazı yayın kuruluşları ve kongre üyeleri, Amazon Prime Video veya Apple TV gibi devlere giden içerik akışının Spor Yayıncılığı Yasası'nın ruhuna aykırı olduğunu düşünüyor. Bu yasa, NFL veya NBA gibi takımların medya hakları anlaşmalarını tek bir bütün olarak müzakere etmeleri için onlara antitröst istisnaları sağlayan 1961 tarihli önemli bir düzenlemedir.
Mevcut Durum ve FCC'nin Gözü
Endüstri içinde yaygın olan söylentilere göre, Carr başkanının bu konulara odaklanması rastlantı değil. Muhtemelen bağımsız büyük yayıncı şirketleri (Big Four afiliye istasyon sahipleri), Disney veya Comcast gibi medya devleriyle yürüttüğü yüksek profilli düzenleyici müzakerelerde ona siyasi destek oluyorlar.
Bugün en çok dikkati çeken konu ise ulusal istasyon sahiplik sınırlamasıdır. FCC'nin 6 Ağustos'ta beklenen bu kararı tamamen kaldırması, yayıncıların yıllardır bir numaralı talebi olarak görülüyor. Son kırkyılamda bu cap (sınırlama) birçok kez revize edildi. 1990'larda sınırlama 12 istasyon ile belirlenmişti; günümüzde Nexstar gibi şirketler 200'den fazla kuruluşa sahipken, Sinclair Broadcast Group da neredeyse 180 istasyona dayanıyor.
Bugünden itibaren sınır, ABD genelindeki TV hanelerinin %39'unu kapsayacak şekilde ayarlandı. Ancak bu kuralda öyle bir esneklik var ki, Nexstar veya Sinclair gibi büyük şirketlerin rahatça manevra yapmasına imkan tanıyor. Hatta bu istasyon sahiplik cap’i, Nexstar-Tegna birleşmesini anayasaya uygun olmadığı gerekçesiyle durduran ve federal mahkemelerce dayatılan yasaklamaların temelini oluşturuyordu.
Yerel Yayıncılığın Savunulması
i istasyon sahipliği kuralları, Amerika'daki ses çeşitliliğini koruma amacıyla ilk olarak Birinci Değişiklik (First Amendment) prensipleriyle oluşturulmuş bir medya sahibi kısıtlamasıdır. Geçmişte yayın havuzundaki çeşitliliği sağlamak için hiçbir şirketin ulusal veya neredeyse ulusal çapta baskın olmaması gerektiği fikri esas alınmıştır.
Son otuz yılda, televizyon ve radyo yayıncılığının giderek daha az sayıda şirketin elinde toplanmasıyla 'yerelci' (lokalizm) kavramı ciddi şekilde sorgulanmaya başlandı. Halihazırda FCC verilerine göre ABD genelinde yaklaşık 1400 ticari TV istasyonu ile buna ek olarak 400 halka açık ve eğitim amaçlı kanal bulunmaktadır.
Değişen Dengeler ve Carr'ın Görüşü
FCC Başkanı Carr, Variety dergisinin davet ettiği röportajı reddetse de, 22 Temmuz’da bir basın toplantısında istasyon sahipliği konusundaki görüşlerini paylaştı. Ona göre bu adım, değişen pazarda yerel istasyonlara 'savaşma şansı' vermek için atılıyor.
Carr, büyük ulusal yayıncıların Comcast, Disney ve Fox gibi şirketlerin son on yıldır muazzam bir güç toplamış olduğunu belirtiyor. Bu durumun dengesizliğe yol açtığını savunuyor ve bu düzenlemenin amacı da radyo dalgalarındaki dengeyi yeniden sağlamak olarak açıklıyor.
Eskiden cap (sınırlama), ulusal ağların kendi sahip oldukları yayın istasyonlarının gücünü sınırlamasını amaçlıyordu. Ancak günümüzde büyük şirketler, TV istasyonu sahipliğine olan bağımlılıklarını azaltıp doğrudan tüketicilere ulaşıyor ve bu noktada kısıtlamalar yerel üreticileri zarara uğratıyor.
Carr şunları vurguluyor: Büyük ulusal oyuncular artık sahip oldukları her televizyon kanalından güç almıyor; bunun yerine kendi abonelik hizmetleri veya uygulamaları üzerinden doğrudan insanlara ulaşıyor. Bu platformlar, %100 nüfusa ulaşma kabiliyetine sahip ve bu durum, kurallarla sınırlı olan yerel istasyonların rekabet edebilmesi için değişimin doğru zaman olduğunu gösteriyor.