
Teknoloji
Bilim Şaşırdı: Balıklarda İlk Kez Bulaşan Kanser Türü Ortaya Çıktı
Bilim dünyasını sarıp sarmalayan bu bulgu, doğal yaşamın karmaşıklığını ve hastalıkların ne kadar beklenmedik yollardan yayılımını gösteriyor.
Hexcore
3 dk
27 Temmuz 2026

Hexcore'un temel bilimler ve teknoloji alanındaki en derin incelemelerinden biri, doğanın beklenmedik köşelerinde insan bilimine meydan okuyan şaşırtıcı bir keşfi mercek altına alıyor. Bilim dünyasını hareketlendiren son araştırmalar, balıklarda şimdiye kadar tespit edilen ilk bulaşıcı kanser vakasına ışık tuttu.
Bu nadir durumla ilgili Nature dergisinde yayınlanan bilimsel çalışmalar, Kanada ve ABD sınırındaki göller bölgesindeki kahverengi yayın balıkları üzerinden yürütülüyor. İlk bakışta basit tümörler gibi görünen siyah lezyonların aslında bulaşıcı bir kanser türü olduğuna işaret eden bulgular büyük yankı uyandırıyor.
Proje araştırmalarının öncülerinden Prof. Julie Dragon, doğadaki bulaşıcı hastalık vakalarının genel olarak ne denli nadir olduğunu hatırlatıyor. Bilime kadar daha önce kanserin bu tür yayılımına yalnızca Tazmanya canavarı (platypus), köpekler ve kabuklu deniz canlıları üzerinde rastlanmıştı. Ancak yeni keşif, balık popülasyonlarında kaydedilen ilk örnek olması sebebiyle bilim camiasının ilgisini çekiyor.
İlk vakalar 2012 yılında Quebec ile Vermont sınırında yer alan Memphremagog Gölü'nde amatör balıkçılar tarafından fark edildi. Balıklardaki alışılmadık siyah lekeler, zamanla melanom olarak bilinen bir deri kanseri formu olduğu anlaşılınca araştırmalar derinleşti.
Bu hastalığın göl genelinde hızla yayıldığı ve günümüzde bölgedeki kahverengi yayın balığının yaklaşık üçte birindeki bireylerin bu tümörlerle karşılaştığı belirtiliyor. Bu durum, ekolojik açıdan ne denli ciddi etkileri olacağı merak konusu.

Kanserin balıkları hangi ölçüde sardığı konusunda kesin bir tablo henüz oluşmamış olsa da araştırmacılar şaşırtıcı genetik sonuçlara ulaştı. Kanser hücrelerinin normalde, köken aldıkları canlının kendi hücrelerine yüksek oranda benzemesi beklenir.
Ancak bu çalışmada elde edilen veriler tamamen tersini gösteriyor: tümör hücreleri kendilerine üzerinde bulundukları balıklara kıyasla diğer bireylerdeki tümörlere daha fazla genetik benzerlik sergiliyor. Bu durum, kanser hücrelerinin fiziksel veya biyolojik bir mekanizma üzerinden balıklar arasında aktarılabileceği teorisini güçlendiriyor.
Araştırmacılar, bu yayılımın kolay yayılan ve dökülebilen tümörler aracılığıyla, yakın temas halinde olan yayın balıkları arasındaki eş zamanlı gerçekleştiği hipotezini savunuyor. Ancak bu bulaşma zincirinin laboratuvar ortamında kanıtlanması gerekmekte.
Risetler, hastalığın kökeni hakkında çeşitli teorileri göz önünde bulunduruyor. Başlangıçta, 2013'ü vuran 'Irene Tropikal Fırtınası' sonrası göle taşınan kanserojen maddelerden şüpheli olunmuş olsa da analizler kesin bir kaynağa ulaşamadı.

Ancak daha sonra yapılan ayrı çalışmalarda dikkat çekici veriler ortaya çıktı. Tümörlü balıklardan alınan örneklerde, çinko ve yüksek düzeyde kanserojen arsenik dahil olmak üzere toplam yedi farklı metalin normal seviyelere göre çok daha fazla bulunduğunu tespit ettiler.
Hastalığın bir virüs yoluyla mı bulaştığı merak edilmiş, ancak yapılan kapsamlı genetik incelemelerde herhangi bir viral yapıya rastlanmamış olması bu teoriyi çürütmüştür. Dahası, araştırmacılar balıkların akraba çiftleşmesi nedeniyle kansere daha yatkın hale gelme ihtimalini değerlendirmişler; fakat analizler, bölge popülasyonunun genetik çeşitliliğinin oldukça yüksek olduğunu ve soysal yakınlık veya akraba çiftleşmesinin bir risk faktörü olmadığını ortaya koymuştur.
Wuruldaki veriler doğrultusunda, uzmanlar halkın tavsiye ettiği gibi tümörlü balıkları tüketmemesi yönünde uyarıda bulunuyor. Ancak bilimsel araştırma safhasında yapılan değerlendirmeler ve elde edilen mevcut bilgilere göre, bu bulaşıcı kanser türünün insan sağlığı üzerindeki potansiyel riskine veya insanlar arasında geçmesine dair herhangi bir somut kanıt bulunmamaktadır.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!
E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar (*) ile işaretlenmiştir.