İnsan vücudunun oksijensizliğe karşı vereceği tepkileri anlamak, günümüz modern tıbbı için oldukça rutin ve standart bir süreç. Ancak yaklaşık yüz yıl öncesinde bu karmaşık fizyolojik mekanizmaları çözmek, bilim insanlarından bazılarını kendi hayatlarıyla ödün vermeye mecbur bırakıyordu. İskoçya'nın zengin sosyo-ekonomik çevrelerinde doğan ünlü fizyolog John Scott Haldane, doksan bir yaşını tam olarak yaşamının bu kadar riskli ve zorlu sorgulamasına adamıştır. Canlı organizmaların en ağır koşullar altında nasıl tepki verdiğini anlamayı temel ilke edinmiş Haldane, tıp tarihi içinde benzersiz ve tartışmalı kabul edilen figürlerden biri haline gelmiştir.
Etik Kuralların Olmadığı Çağdaki Zorlu Araştırmalar
Haldane'in çalışma dönemi bugünün etik kurallarının yer almadığı bir dönemdi. Bu durum, onu sınır tanımayan araştırmalar yapmaya itti. Gazların insan vücudunun çeşitli organları üzerindeki tahribat düzeylerini ölçmek amacıyla tamamen hava geçirmez ve özel olarak tasarlanmış kapalı alanlar inşa etti. Fizyolog, bu yüksek riskli alana girmekte tereddüt etmedi. Ölümcül seviyelere ulaşmış gaz türlerini ciğerlerine çektikten sonra vücudunda oluşan belirtileri saniyesine, milisaniyesine kadar titizlikle kaydetmiştir.

Bu tehlikeli deneyler yalnızca tek bir bilim insanının sorumluluğuna bırakılmamıştır. Haldane'in radikal yöntemleri ailesinden bile şüphe duymasına neden olmuştur. O dönemde akademik çalışmalarını destekleyen kişilerin fedakarlık gerektirdiği bu bilimsel arayışın en acı örneği, kendi oğlunu yüksek miktarda klor gazına maruz bırakmaktan çekmemesidir.
Toplumda Yankılanan Rahatsız Edici Haberler

Haldane'in sıra dışı yaşam tarzı ve gerçekleştirilen uygulamalar, sosyal çevresinde sıklıkla konuşulan bir konu haline gelmiştir. Oxford bölgesindeki konutunun civarında yaşayan komşularından biri, bahçeye gelen küçük bir çocuğun kulaklarına dolanan o çarpıcı sözler nedeniyle şaşkınlığını gizleyememiştir. Bu olayda kızının Naomi tarafından,