

Amerika Birleşik Devletleri merkezli teknoloji devi Apple, iCoud platformunda çocuk istismarı materyallerinin yayılmasına karşı şirket üzerinde kurulan büyük bir davadan zafer kazandı. Kaliforniya'daki San Jose adaletinde görülen ve şirketi bu tür içeriklerin yayılmasını durduramamakla suçlayan sınıfsal dava (class-action lawsuit) yetki mahkemesi tarafından reddedildi.
Yeni Yargıç Noël Wise'ın verdiği kararla, Apple'ın savunmasından esinlenen davaya olumsuz hükmedildi. Davacıların iddiaları, istismardan kurtulan ve sanatsal takma adlarla temsil edilen Amy ve Jessica gibi mağdurlar tarafından sunulmuştu. Bu kişiler, çocukluk döneminde yaşadıkları travmatik imgelerin iCloud depolama alanları üzerinden gizlice dolaşmaya devam ettiğini öne sürmüşlerdi.
Bu dava, sadece mevcut suçları kapsamakla kalmıyor; aynı zamanda Apple'ın geçmişteki teknolojik kararlarını da mercek altına alıyordu. Davacılar özellikle şirketin 2021 yılında duyurduğu ve yeni yüklenen materyalleri daha önce tespit edilmiş istismarla ilgili veritabanlarıyla karşılaştırmayı amaçlayan NeuralHash adlı sistemi kullanmayı bırakmasını eleştirmişlerdi.
Dava, binlerce diğer mağdur adına bir sınıfsal dava olarak başlatılmıştı. İlk mahkeme dosyalarına göre, davaya dahil edilmesi istenen kişi sayısı 2680 civarındaydı ve talep edilen telafi tazminatı da yaklaşık 32.8 milyar dolarlık devasa bir rakama ulaşıyordu. Davacılar, aynı şirket politikalarından etkilendiğine inanılan bu kişilerin toplu dava yoluyla mağduriyetlerinin giderebileceğini ileri sürmüştü.
Yasal çerçeve açısından ise davanın temel çıkış noktası Section 230 olarak bilinen iletişim teknolojileri kanunlarına dayandırıldı. Bölge Mahkemesi Yargıcı Noël Wise, davacıların Apple'ı kullanıcılar tarafından üretilen ve paylaşılan içeriği kaldırmamak veya engellememekle sorumlu tutmak istediklerini belirterek davanın kapsamının bu yasal çerçeveye girdiğine hükmetti.

Section 230, genellikle çevrimiçi platformlara, kullanıcılarının ürettiği içeriklerin yayıncısı (publisher) olarak sorumlu tutulmasını engelleyen bir koruma mekanizmasıdır. Bu maddeler, teknoloji şirketlerinin kendi platformları üzerinden paylaşılan materyallere karşı ne derece sorumluluk taşıması gerektiği konusunda yıllardır süregelen tartışmaların merkezinde yer almıştır.
Yargıcın davanın ön yargıyla reddedilmesi (dismissed with prejudice) kararı, aynı dava konusuyla yeniden bir hukuki süreç başlatılamayacağı anlamına geliyordu. Ancak davacı tarafın avukatı James Marsh da bu sonuçtan menfi ayrılık göstermediğini bildirdi; her ne kadar şu an için yasal engel bulunmasına rağmen itiraz etme ve davanın farklı hukuki zeminler üzerinden yeniden değerlendirilip değerlendirilemeyeceği araştırmalarının sürdüğünü belirtti.
Bu karar, küresel teknoloji firmaları ile ifade özgürlüğü, çocuk güvenliği ve platform sorumluluğu arasındaki karmaşık ilişkide önemli bir emsal teşkil edecektir.




Topluluk yargısını şekillendirmek için fikrini tek bir sinyalle belirt.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!
E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar (*) ile işaretlenmiştir.