Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç, COP31 Başkanlığı'nın 2035 yılına ilişkin enerji hedefini değerlendirerek, elektrik tüketiminin toplam enerji tüketimi içindeki payının yüzde 35'e çıkarılması durumunda enerji ithalatına bağımlı ülkelerin maliyetlerinin 400 milyar dolar azalacağını söyledi. Koç, bu dönüşümün Türkiye gibi enerjide dışa bağımlı ekonomiler için daha rekabetçi bir konum anlamına geldiğini vurguladı.
- COP31 hedefi: 2035'te enerji tüketiminin yüzde 35'i elektrikten karşılanacak.
- Hedefe ulaşılırsa ithal enerjiye bağımlı ülkelerin maliyeti 400 milyar dolar azalacak.
- Ali Koç: Şebeke ve depolama yatırımları iş dünyası için yeni fırsatlar sunuyor.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Dr. Fatih Birol ile birlikte COP31 öncesinde düzenlenen zirvede konuşan Ali Koç, küresel enerji dönüşümünün ekonomik büyüme ve rekabetçilik üzerindeki etkilerini ele aldı. Rahmi M. Koç Müzesi'nde gerçekleşen ve gazeteci Barçın Yinanç'ın moderatörlüğünü üstlendiği oturumda, yeşil dönüşümün sadece çevresel bir zorunluluk değil, aynı zamanda ekonomik bir fırsat olduğu vurgulandı.
Elektrifikasyon neden rekabet gücünü artırıyor?
Ali Koç, yenilenebilir enerji kaynaklarının kesintili üretim yapısına dikkat çekerek şebeke ve depolama yatırımlarının kritik önem taşıdığını belirtti. Mevcut durumda yüzde 61 olan üretim kapasitesinin enerji tüketiminin yalnızca yüzde 40'ını karşılayabildiğini ifade eden Koç, bu açığı kapatmak için ciddi altyapı yatırımlarına ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Koç'a göre dünyadaki mevcut depolama kapasitesinin altı katına ihtiyaç var ve bu durum iş dünyası için önemli bir potansiyel oluşturuyor.
Koç, kamunun yeşil dönüşüm yatırımlarını teşvik edecek, yatırımcıyı cezbedecek bir ortam sağlaması gerektiğini de sözlerine ekledi. Enerji, finansman, teknoloji ve jeopolitik gelişmelerin uluslararası rekabette birbirine daha bağımlı hale geldiğini belirten Koç, iklim politikalarının artık bir rekabet unsuru olduğunu ifade etti.
İklim politikaları rekabeti nasıl etkiliyor?
Ali Koç, sınırda karbon maliyetlendirmesi ve iklimle ilgili teşvikler gibi düzenlemelerin ülkeden ülkeye değiştiğini hatırlatarak, Avrupa'daki enerji maliyetinin Amerika'nın iki katı olduğunu söyledi. Bu maliyet farkının işletmelerin rekabet gücünü doğrudan etkilediğini vurgulayan Koç, Çinli şirketlerin küresel pazarlardaki payının artmasında kamu desteklerinin etkili olduğunu belirtti. Çin'in stratejik bağımsızlık perspektifi doğrultusunda uzun yıllardır elektrifikasyonu önceliklendirdiğini dile getiren Koç, Türkiye'nin de benzer bir strateji izlemesi gerektiğini ima etti.
Zirvede ayrıca COP31'in Antalya'da düzenlenecek olması ve Koç Holding'in küresel iş ortağı rolü üstlenmesi de gündeme geldi. Ali Koç ve Fatih Birol, enerji dönüşümünün hızlandırılması için kamu-özel sektör iş birliğinin şart olduğunu vurguladı.
Türkiye için ne anlama geliyor?
Türkiye, enerji ithalatına bağımlı bir ülke olarak dış ticaret açığında enerjinin önemli bir paya sahip olduğu bir ekonomik yapıya sahip. Ali Koç'un işaret ettiği 400 milyar dolarlık maliyet azalması, küresel ölçekte bir tahmin olsa da Türkiye'nin enerji faturasını düşürmesi açısından kritik bir fırsat penceresi sunuyor. Elektrifikasyonun hızlanması, yenilenebilir enerji yatırımlarının artması ve depolama teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte Türkiye'nin cari açığında iyileşme ve sanayide rekabet gücünde artış bekleniyor.
Ancak bu dönüşümün önünde şebeke altyapısı, finansman ve düzenleyici çerçeve gibi önemli engeller bulunuyor. Ali Koç'un çağrısı, bu engellerin aşılması için kamu ve özel sektörün ortak hareket etmesi gerektiğini gösteriyor. COP31 süreci, Türkiye'nin yeşil dönüşümde somut adımlar atması için bir katalizör işlevi görebilir.